Kelek atmak nedir, Kelek atmak ne demek

Kelek atmak; Dil bilgisi yönünden Türkçe'de argo olarak kullanılır.

  • birisini beklemediği anda hile ve dalavere yaparak zarara sokmak

Kelek atmak tanımı, anlamı

Atma : Atmak işi

Atmak : Bir cismi bir yöne doğru fırlatmak. Örtmek. Kurşun, gülle, ok vb. şeyleri hedefe fırlatmak. Bir yerden başka bir yere taşımak. Sıkıntı dolayısıyla giyilen bir şeyi çıkarmak. Söylemek. Bir kimsenin ilişiğini kesmek. Uzatmak. Yay ve tokmakla ditmek, kabartmak. Yapılmış kötü bir işi birine yüklemek. Yırtılmak. Bilmeden, kestirerek söylemek. Yalan ya da abartmalı söz söylemek. Yapışık olduğu yerden ayrılmak. Koymak. Bir şeyi yere doğru bırakmak. Geri bırakmak, ertelemek. Kovmak, dışarıya çıkarmak, ilgisini kesip uzaklaştırmak. Terk etmek. Değerini eksiltmek. Götürmek. Çıkarmak, dışarıya vermek. Top, tüfek vb. silahları patlatmak. İçki içmek. İstenilmeyen bir şeyi kendi malı olmaktan çıkarmak. Rastgele bir kenara koymak. Kalp, nabız vurmak, çarpmak. Kullanılması gelenek hâline gelmiş bir şeyi kullanmaktan vazgeçmek. Patlayıcı maddelerle havaya uçurup yıkmak. Yazılı veya banda alınmış bir metinden bazı bölümleri çıkarmak. Göndermek, yollamak. Çatlamak. Sille, tokat vurmak.

Kele : Boğa, tosun.

Kelek : Olgunlaşmamış, ham kavun. Yer yer çıplaklığı veya boşluğu olan. Aptal. Kılsız. Irmaklarda işleyen ve şişirilmiş tulumlar üzerine kurulan bir tür sal.

 

Dalavere : Yalan dolanla gizlice görülen kötü iş, gizli oyun.

Bekleme : Beklemek işi.

Sokmak : İçine ya da arasına girmesini sağlamak. Bıçak, çakı, iğne vb. batırmak, saplamak. Belli etmeden kötü bir malı vermek. Yasak bir malı gizlice getirmek veya götürmek. Konuşma sırasında bir sözü, soruyu veya düşünceyi söyleyivermek. Böcek, zehirli hayvan iğnesini batırmak veya ısırmak, zehirlemek. Bir yere girmesini sağlamak, içeri almak. Dokunaklı, kırıcı veya acı söz söylemek.

Birisi : Herhangi bir kimse.

Dalav : Tahterevalli. Atlıkarınca.

Sokma : Sokmak işi.

Zarar : Bir şeyin, bir olayın yol açtığı çıkar kaybı veya olumsuz, kötü sonuç, dokunca, ziyan, mazarrat.

Anda : Kardeş. Fındık, bir fındık türü. Orada. Onda, o Hususta, o mevzuda. Oraya. O zaman.

Yapa : Ekinin, toprak üstündeki bölümü. Kırkılmış koyun yünü. Yapağı.

Biri : Bir tanesi. Bilinmeyen bir kimse.

Hile : Birini aldatmak, yanıltmak için yapılmış olan düzen, dolap, oyun, ayak oyunu, alavere dalavere, desise, entrika. Çıkar sağlamak için bir şeye değersiz bir şey katma.

Zara : Sivas iline bağlı ilçelerden biri.

Ve : Türk alfabesinin yirmi yedinci harfinin adı, okunuşu. İki kelime veya iki cümle arasına girerek aralarında bir bağ olduğunu anlatan söz.

Diğer dillerde Kelebekdelgi anlamı nedir?

Osmanlıca Kelebekdelgi : kelebekmatkabı