Kemikli balıklar nedir, Kemikli balıklar ne demek

Kemikli balıklar; bir hayvan bilimi terimidir.

  • Balıklar sınıfından, iskeletleri kıkırdak durumunda kalmayıp kemikleşmiş olan balıklar takımı

Biyoloji'deki anlamı:

(Yun. teleos: tükel; oston: kemik) Balıkların (Pisces), tükel ağızlılar (Teleostomi) alt sınıfından, iskeletleri tüm olarak kemikleşmiş, ktenoyit ya da sikloyit tipte pulları olan, bazen kemik plâklarla örtülü, her iki yanlarında dörder solungaç bulunan, kuyruk yüzgeçleri homoserk olan bir takım.

Su ürünleri alanındaki kelime anlamı:

İskeletleri az çok kemikleşmiş, vücutlarında daima deriye gömülü olarak kozmoyit, sikloyit, ktenoyit veya ganoyit pullar bulunan, hem çift hem de tek yüzgeçlere sahip bir sınıf.

Bilimsel terim anlamı:

Çeşitli familyasına bağlı birçok tür, asalak yassı solucanların arakonakçısı olarak önem kazanan balıklar takımı.

İngilizce'de Kemikli balıklar ne demek? Kemikli balıklar ingilizcesi nedir?:

bony fishes

Osmanlıca Kemikli balıklar ne demek? Kemikli balıklar Osmanlıca'da ne anlama gelir?:

esmâk-i azmiye

Kemikli balıklar hakkında bilgiler

Kemikli balıklar (Latince: Osteichthyes), iskeletleri kemik yapıda ve dentin kökenli elemanlar bulunan balıkları içeren sınıf. Vücutları çeşitli şekillerde olabilir. Vücut üzerindeki pullar sikloid, ktenoid veya ganoid tiptedir. Kuyruk yüzgeci genellikle homoserk yapıdadır, ancak çeşitli gruplarda farklılık gösterebilir. Yine farklı gruplarda, diğer yüzgeçlerde görülen yapısal değişiklikler, sistematik açıdan önem taşır.

 

Ağızları üst veya uç konumludur. Hareketli çenelerinde çeşitli yapıda dişler bulunur. Bazı gruplarda ayrıca, yedinci solungaç yayı üzerinde farinks dişleri görülür. solungaçların üzeri "operkulum" adı verilen kapakçıkla örtülüdür. Mide ve bağırsaklar arasında "pilorik kapakçıklar" bulunur. Kalpleri bir karıncık ve bir de kulakçık olmak üzere, iki bölümden oluşur. Değişken vücut sıcaklıklı (poikilotherm) canlılardır. Kapalı dolaşım sistemi görülür. Yüzme keseleri bulunur. Bu kese, suyun farklı seviyelerindeki basınç miktarlarına karşı dayanıklılık sağlamada, solunumda, ses çıkarmada ve ses işitmede yardımcıdır. Akciğerli balıklarda (Dipnoi) ise, akciğer görevindedir.

Beyinlerinden 10 çift sinir çıkar. Her kulakta 3 yarım daire kanalı bulunur. İç kulakta bulunan kulak taşları dengenin sağlanmasından sorumludur ve bu tağların halkalarından yağ tayini yapılır. "Yanal çizgi", duyu alımından sorumlu olan temel elemandır. Bazılarında bulunan bıyıklar, zeminde besin bulmaya yardımcıdır.

Böbrekleri mezonefroz (gelişmiş böbrek tipi) tiptedir. Kloakları yoktur. Çift halde gonadlar bulunur. Döllenme vücut dışında gerçekleşir ve üreme tipi genellikle ovipar (yumurtasını vücut dışına bırakarak çoğalan)dır.

Kemikli balıklar kısaca anlamı, tanımı:

Balık : Omurgalılardan, suda yaşayan, solungaçla nefes alan ve yumurtadan üreyen hayvanların genel adı. Zodyak üzerinde Kova ile Koç arasında yer alan takımyıldızın adı.

 

Sınıf : Belli ortak belirtileri olan tek tek nesneler öbeği. Öğrencilerin yıllık öğrenime göre ayrıldıkları bölümlerden her biri. Derslik. Çeşitli amaçlarla oluşmuş kümeler. Takımlardan oluşan birlik, dalların alt bölümü. Bir toplumda, aynı görevi yapan, aynı yararı sağlayan, aynı şartlarda yaşayan büyük insan grubu, klas. Önemlerine, niteliklerine göre kişi veya nesnelerin yerleştirildiği kategorilerden her biri.

İskelet : Kuru, çıplak. İnsan ve hayvan bedeninin kemik çatısı, teşrih. Bir eserin genel planı. Yumuşak bölümleri dökülmüş, ölü bir vücudun kemiklerinin bütünü. Çok zayıf. Bir şeyi oluşturan temel çatı.

Kemik : İnsanın ve omurgalı hayvanların çatısını oluşturan türlü biçimdeki sert organların genel adı. Bu sert organdan yapılmış.

Kemikli : Kemiği olan. Kemikleri iyi gelişmiş. Çok zayıf, sıska.

Kıkırdak : Kemik kadar sert olmayan, dayanıklı, esnek, bükülgen, damarsız bağ dokusu. Sığır ve danada, hayvanın göğüs boşluğunun arka tarafının alt bölümünde bulunan parça. Kakırdık.

Durum : Bireyin toplum içindeki ilişkileriyle belirlenen yeri. Duruş biçimi, konum, tavır. Bir şeyin içinde bulunduğu koşulların hepsi, vaziyet, hâl, keyfiyet, mevki, pozisyon. Ad soyundan kelimelerin birbirleriyle edatlarla ve fiillerle ilişkilerini belirleyen biçim, hâl.

Takım : Bir filmin çevriminde görüntüleri alma, aydınlatma, ses alma gibi belli başlı çalışmaları yapmak için gerekli en küçük teknikçiler topluluğu. Görev bakımından birbirini tamamlayan kimselerin topluluğu, grup, ekip, trup. Birlikte oynayan, kazanmak için birlikte çalışan sporcu topluluğu. Aşağılayıcı ve küçümseyici anlamda topluluk. Meslek, davranış, durum vb. yönlerden birbirine uyan kimselerin oluşturduğu topluluk. Canlıların bölümlendirilmesinde familya ile sınıf arasında yer alan, yakın benzerlikler gösteren organizmaların oluşturduğu birlik. Takım elbise. Bir oyunda sahaya çıkan belli kuruluşlara bağlı oyuncular topluluğundan her biri. Birbirini tamamlayan şeylerin tümü. Hayvanlarda yemek borusu, akciğer ve karaciğere genel olarak verilen ad. Bir işte veya bir yerde kullanılan eşya ve aletlerin tamamı, ekipman. Bölüğü oluşturan birliklerden her biri. Sigara ağızlığı.

Köken : Tulumbacı hortumlarının uç kısmındaki sarı maden sap. Bir malın üretildiği veya yapıldığı, alındığı, getirildiği yer, menşe, orijin. Soy, asıl. Kavun, karpuz, kabak vb. bitkilerin toprak üstünde yayılan dalları. Bir şeyin çıktığı, dayandığı temel, biçim, neden veya yer, menşe.

Eleman : Öge. Kümeye ait varlıklardan her biri. Bir toplulukta çalışan insanların her biri.

Vücut : İnsan veya hayvan gövdesi, beden. Var olma, varlık.

Şekil : Bazı matematiksel varlıkların gösterilmesine yarayan resim. Bir kavramın, düşüncenin, olayın veya işin değişik oluş biçimi. Davranış biçimi, tutum, yol, tarz. Biçim. Anlatım biçimi. Bir konuyu açıklamaya yarayan resim veya çizim. Toplumsal bir bütünün kuruluş biçimi. Biçim.