Kentsel alan nedir, Kentsel alan ne demek
Kentsel alan; Şehir alanında kullanılan bir terimdir.
Teknik terim anlamı:
Genellikle bir kent yönetimi biriminin sınırları içinde kalmakla birlikte, kimi kez ondan daha geniş olan ve kırsal niteliğini yitirmiş ya da yitirmek üzere bulunan yörekentleri de kapsayan alan.
Kentsel alan ile ilgili Cümleler
- Kentsel alanlardaki gaz salınımı ciddi kirliliğe neden oluyor.
- Sabah kahvaltısı için veranda yemeği Fransa'nın kentsel alanlarında yaygın olarak uygulanmaktadır.
Kentsel alan kısaca anlamı, tanımı
Alan : Düz, açık ve geniş yer, meydan, saha. Eski Roma'da açık hava gösterisi yapılmış olan geniş yer. Yarışmaların, karşılaşmaların ve oyunların yapıldığı yer, saha. Orman içinde düz ve ağaçsız yer, düzlük, kayran. Yüz ölçümü. Bir çalışma çevresi. Bir alıcı merceğinin net bir görüntü sağlayabildiği derinlik ve genişliğin bütünü. İçinde birtakım kuvvet çizgilerinin yayılmış bulunduğu varsayılan uzay parçası
Kent : Şehir. Site.
Kentsel : Kentle ilgili, şehirle ilgili.
Kentsel alan kullanımı : Kent topraklarının kendiliğinden ya da bir tasar sonucu türlü etkinlikler arasında paylaşılarak kullanılması.
Kent yönetimi : I - İl, kent, kasaba ve köy gibi yerleşim birimlerinde yaşayanların ortak yerel gereksinmelerini karşılamakla görevli; kamusal tüzel kişiliği bulunan ve vargı örgenlerini halkın seçmiş olduğu bir yerel yönetim birimi. Bir kentin yönetilmesi işi.
Yörekent : Genellikle oturma alanı niteliğinde olan, şehir merkezinden uzakta veya sınırlarına yakın yerlerde bulunan şehir yöresi, banliyö.
Yitirmek : Ne olduğunu, nerede bulunduğunu bilememek, kaybetmek. Bazı nitelik veya özelliklerin yok olması durumuna uğramak, kaybetmek. Yanlış yola girmek, kaybolmak. Yakın birini ölüm sonucu kaybetmek.
Birlikte : Bir arada, beraberce, hep beraber. Yanında, beraberinde. Beraber.
Yitirme : Yitirmek işi.
Yönetim : Yönetme işi, çekip çevirme, idare. Dümen.
Bir ken : Bir kez. Bir kere, bir defa.
Yöneti : Yönetme işi.
Kalmak : Olduğu yeri ve durumu korumak, sürdürmek. Yapamamak. Eğleşmek. Bir işi belli bir noktada bırakmak, ara vermek. Belli bir gelirle geçinmek zorunda bulunmak. Sınırlanmak. Oturmak, yaşamak. Olmak, herhangi bir durumda bulunmak. İşlemez, yürümez duruma gelmek. Sınıf geçmemek. Herhangi bir durumu sürdürmek. Oyalanmak, vakit geçirmek. Kök veya gövdeleri sonuna -a (-e), -ıp (-ip) zarf-fiil eki almış fiillere gelerek süreklilik bildiren birleşik fiiller oluşturur. Varlığını korumak, sürdürmek. Hayatını sürdürmek, yaşamak. Zaman, uzaklık veya nicelik belirtilen miktarda bulunmak. Yetinmek. Miras olarak geçmek. Bir şeyle kaplanmak, bir şeye bulanmak. İleriye atılmak, ertelenmek. Konaklamak, konmak.
Birlik : Tek, bir olma durumu, vahdaniyet. Bir taneden oluşmuş, bir tane alabilen. Konunun bir ana düşünce çevresinde toplanması. Bölük, tabur, alay vb. bir bütün sayılan topluluk. Bağlılık, benzerlik, bağlantı, vahdet. Bir arada olma durumu, vahdet. Bölünmezliği içeren yalın bütün. En büyük değerdeki nota, dört dörtlük. Belli bir topluluğun yararlarını korumak için kurulmuş dernek.
Kırsal : Kır ile ilgili. Az insanın barındığı, genellikle kır durumunda olan yer.
İçinde : Süresince, zarfında. ile dolu bir biçimde. Ortamında.
Nitel : Nitelik bakımından, nitelikle ilgili, kalitatif.
Sınır : İki komşu devletin topraklarını birbirinden ayıran çizgi, hudut. Değişken bir büyüklüğün istenildiği kadar yaklaşabildiği durağan büyüklük, limit. Komşu il, ilçe, köy veya kişilerin topraklarını birbirinden ayıran çizgi. Bir şeyin yayılabileceği veya genişleyebileceği son çizgi, uç. Uç, son. Bir şeyin nicelik bakımından inebileceği veya çıkabileceği en alt ve en üst yer, limit.
Yörek : Çevre. Çocuğun, beşikten düşmemesi için, yorganın üstünden beşiğe bağlanan bez bağ. Unu değirmenin önüne akıtabilmek için alt taşın kıyısına doldurulan un. Hayvanın alışkın olduğu yer. Çocuğun beşikten düşmemesi için yorganın üstünden beşiğe bağlanan bez bağ. Çocuğun beşiğe sarıldığı genişçe kumaş. Çevresi açık alan. Bebeğin düşmesini önlemek için beşiğin etrafına sarılan özel kuşak. (Beyceli Fatsa Ordu).
Yönet : Yön. Uygun, iyi, doğru, yerinde. [Bakınız: yönelge]. Alnaç. Yatkın, becerikli. Düz. Doğru, uygun. Şekil, tarz, usûl, suret, vecih. Uygun, doğru. İyi, güzel. Uysal. Becerikli, yatkın. Biçim, tarz, usul.
Diğer dillerde Kentsel alan anlamı nedir?
İngilizce'de Kentsel alan ne demek ? : urban area

Bu kısımda Kentsel alan nedir? Kentsel alan ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Kentsel alan tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Kentsel alan hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.