Kethüdayeri nedir, Kethüdayeri ne demek

Kethüdayeri; Tarih alanında kullanılan bir sözcüktür.

Tarih terimi olarak anlamı:

Herhangi bir oruna vekillik eden kişi.

Başkent dışındaki kapıkulu süvarisinin kendi bölgesindeki en yüksek buyurucusu olan subay.

Kethüdayeri tanımı, anlamı

Kethüda : Zengin kimselerin ve devlet büyüklerinin buyruğunda çalışan, onların birtakım işlerini gören kimse, kâhya

Kapıkulu süvarisi : Kapıkulu askerinin altı bölükten oluşan atlı sınıfı: Sipah, silâhdar, sağ ulufeciler, sol ulufeciler, sağ garipler, sol garipler.

Vekillik : Vekil olma durumu, asalet karşıtı. Bakanlık. Birinin yerine iş görme yetkisi, naiplik.

Buyurucu : Amir. Emir.

Kapıkulu : Osmanlılarda devletten ödenek alan, sürekli görev yapan atlı ve yaya askerlerden oluşan örgüt.

Başkent : Bir devletin yönetim merkezi olan şehir, hükûmet merkezi, başşehir.

Süvari : Atlı. Atlı asker. Ticaret gemilerinde kaptanlık yapan kimse.

Yüksek : Altı ile üstü arasındaki uzaklık çok olan, alçak karşıtı. Yukarıda, üst tarafta olan yer. Toplum içinde para, ün vb. bakımından üstünlüğü olan. Normal değerlerin üstünde olan. Belirli bir yere göre daha yukarıda bulunan. Güçlü, şiddetli. Derece ya da makamı bakımından üstün. Erdemli, faziletli. Etkili.

Buyuru : Buyruk.

 

Vekil : Birinin, işini görmesi için kendi yerine bıraktığı veya yetki verdiği kimse. Bakan. Milletvekili. Bir görevde, asıl görevlinin yerine bakan kimse.

Subay : Silahlı kuvvetlerde asteğmenden orgeneral veya oramirale kadar rütbedeki asker.

Kendi : İyelik ekleri alarak kişilerin öz varlığını anlatmaya yarayan dönüşlülük zamiri, zat. Kişinin özel olarak vurgulandığını anlatan bir söz. "Kendisi, kendileri" biçiminde bazen saygı duygusuyla veya söz konusu olanları amaçlayarak "o" ve "onlar" yerine kullanılan bir söz. Yaptığı, giriştiği bir işte başkalarının herhangi bir etkisi bulunmadığını belirten bir söz.

Bölge : Sınırları idari, ekonomik birliğe, toprak, iklim ve bitki özelliklerinin benzerliğine veya üzerinde yaşayan insanların aynı soydan gelmiş olmalarına göre belirlenen toprak parçası, mıntıka. Vücut yüzeyinde sınırları belli herhangi bir bölüm, nahiye.

Kend : Kasaba, şehir.

Olan : Oğlan. Oğlan, erkek çocuk. Vakia, olan. Oğul, evlat.

Buyu : Bir kere, bir kez.

Kişi : Kadın veya erkeğe verilen genel ad, şahıs, zat, nefer. Eş, koca. Çekimli fiillerde ve zamirlerde konuşan, dinleyen, sözü edilen varlık, şahıs. Erkek. Oyun, roman, hikâye vb.nde yer alan kimse.

Orun : Özel yer. Makam, mansıp, mesnet, mevki.

Kapı : Bir yere girip çıkarken geçilen ve açılıp kapanma düzeni olan duvar veya bölme açıklığı. Osmanlı Devleti'nde resmî görev yeri. Bu açıklıktaki açılıp kapanan kanat. Gelir, geçim, kısmet sağlayan yer, kaynak veya imkân. Ev gezmesi için gidilen yer. Devlet dairesi. Tavla oyununda iki pul üst üste getirilerek karşı oyuncunun o haneyi kullanmasına engel olunan yer. Sadece bir konuda yoğunlaşmış bilgilerin yer aldığı Genel Ağ sayfası, portal. Gidere yol açan gereksinim.

 

Bir : Sayıların ilki. Tek. Ortaklaşa olan, birleşik, müşterek. Eş, aynı, bir boyda. Bu sayıyı gösteren 1 ve I rakamlarının adı. Bir kez. Değer, önem bakımlarından birbirinden farksız, birbirine eşit, birbirine benzer. Herhangi bir varlığı belirsiz olarak gösteren (sayı). Beraber. Aynı, benzer. Bu sayı kadar olan. Ancak, yalnız. Sadece.

Diğer dillerde Kethüdayeri anlamı nedir?

Osmanlıca Kethüdayeri : cay-ı kethüda