Kolloidal nedir, Kolloidal ne demek

Kolloidal; Veteriner alanında kullanılan bir sözcüktür.

Veterinerlikte sözlük anlamı:

Kolloit veya jelatin tabiatında veya yapısında olan.

Teknik terim anlamı:

Kolloit durum gösteren, kolloit niteliğinde.

Kolloidal tanımı, anlamı

Kollo : Kuyruksuz köpek

Kolloidal bizmut bileşikleri : Peptik ülsere karşı kullanılan bizmut bileşikleri.

Kolloidal jel : Jel.

Kolloidal metal : 1-100 nm arasındaki boyutlara bölünmüş metal tanecikleri olup geniş yüzey alan gösteren ve endüstriyel katalizör olarak çok reaktif olan maddeler.

Kolloidal süspansiyon : Tanecikleri herhangi bir şekilde çökme meyli göstermeyecek şekilde çok ince dağılmış bir karışım.

Kolloidal tanecik : Tanecik büyüklüğünün 1-1000 nm arasında olduğu mikroheterojen sistemler içindeki tanecik. Örnekler; aerosoller, mürekkepler, çimento, boyalar, köpükler vb.

Gösteren : Gösterilenle birleşerek göstergeyi oluşturan ses veya sesler bütünü.

Kolloit : Yarı geçirgen zarlardan kolayca geçemeyen yüksek molekül ağırlıklı büyük moleküller. Çözücü sıvıda küçük tanecikler durumunda dağılmış madde. Tiroit folikülünde bulunan jel benzeri madde, tiroit kolloit. Jelatine benzer, tutkalımsı. Tutkal kıvamında madde. Tiroit bezi foliküllerini dolduran jel kıvamındaki madde; tiroit bezi salgısı. Partikül büyüklüğü nanometreyle mikrometre arasında olan, sıvı içinde dağılmış, zamk veya jelatin niteliğinde mikroskobik parçacıklar.

 

Jelatin : Genellikle hekimlik ve fotoğrafçılıkta kullanılan, hayvanların kemik, kıkırdak vb. dokularından veya bitkisel yosunlardan elde edilen saydam, renksiz, kokusuz bir madde. Ambalaj için kullanılan ince, parlak bir madde.

Tabiat : Doğa. İnsanın büyük abdest bozma kolaylığı veya zorluğu. Doğal özellik. Huy, karakter. Güzeli ayırma melekesi, zevk, beğeni.

Göster : Gösteriş eyleminin yapılması için kılıçoyunu öğretmenince verilen komut.

Durum : Bir şeyin içinde bulunduğu koşulların hepsi, vaziyet, hâl, keyfiyet, mevki, pozisyon. Duruş biçimi, konum, tavır. Ad soyundan kelimelerin birbirleriyle edatlarla ve fiillerle ilişkilerini belirleyen biçim, hâl. Bireyin toplum içindeki ilişkileriyle belirlenen yeri.

Nitel : Nitelik bakımından, nitelikle ilgili, kalitatif.

Olan : Oğlan. Oğlan, erkek çocuk. Vakia, olan. Oğul, evlat.

Tabi : Bağımlı. Basıcı. Yayımcı.

Nite : Nasıl, niçin.

Duru : Bulanıklığı olmayan, temiz, berrak. Pürüzsüz (ten). Arınmış, karışık olmayan (dil, üslup vb.).

Veya : Ayrı olmakla birlikte aynı değerde tutulan iki şeyi anlatan kelimelerden ikincisinin önüne getirilen söz, yahut. Olacağı sanılan, seçime bırakılan şeyler ikiden çok olduğunda kullanılan bir söz.

Yapı : Barınmak veya başka amaçlarla kullanılmak için yapılmış her türlü mimarlık eseri, bina. Yapma, oluşturma, ortaya konulma, meydana getirme. Bütünün bir araya getirilişinde uyulan dizge, strüktür. Ögeleriyle somut bağımlılığı olan bütün. Parçaları ve ögeleri arasında yasaya uygunluk, durağan bağlar ve karşılıklı ilişkiler bulunan dizge veya bütün, strüktür. Yapılmakta olan konut, yol, köprü vb. inşaat, konstrüksiyon. Canlı bir varlığın ruh veya beden özelliklerinin tümü, bünye, strüktür. Bir hücrede, bir dokuda, karmaşık oluşumlu bir organizmada elemanların düzeni.

 

Diğer dillerde Kolloidal anlamı nedir?

İngilizce'de Kolloidal ne demek ? : colloidal