Kumpas nedir, Kumpas ne demek
Kumpas; kökeni fransızca dilinden gelmektedir.
- Dizicilerin harfleri satır durumuna getirirken içine yerleştirdikleri ayarlanabilir demir yuva.
- Sanayide kalınlık ve incelikleri ölçmede kullanılan ölçüm aleti.
- Hile, düzen

Gök bilimleri ve Uzay alanındaki anlamı:
Bir takımyıldızın adı.
İngilizce'de Kumpas ne demek? Kumpas ingilizcesi nedir?:
pyxis, pyx (pyxidis)
Kumpas hakkında bilgiler
Kumpas, hassas ölçüm aletidir.
Ölçüm hassasiyetine, ölçüm şekline göre çeşitleri bulunur. Derinlik kumpası, delik kumpası vs. gibi çeşitleri vardır ama tümünün ölçüm sistemleri aynıdır.
İki çenesi arasında kalan kısmı ölçen, sürgülü bir alettir. Şekli kabaca boru anahtarını andırır. Bir sabit cetvel üzerinde gezen hareketli bir parçadan oluşur. Gezen kısmına verniyer adı verilir. Birçok sektörde kullanılır. Hassasiyeti, yapılmış olan işe göre değişir.
Kumpas ile ilgili Cümleler
- Ali ve Marry hayat sigortası için Tom'un babasını öldürmek amacıyla kumpas kuruyorlardı.
- Askerdeyken bana kumpas kuruldu.
- Beni kazıklamaya çalışman, kumpas kurman yavşaklıktan öte bir şeydi; o yüzden sana güvenmemi benden isteme.
- Askerdeyken sicil amirim bana kumpas kurdu.
- Bana kumpas kuran insanlara güvenmemi bekleyemezsin değil mi?
Kumpas tanımı, anlamı:
Ölçü : Bu değerlendirmede kullanılan birim, ölçme birimi. Değer, itibar. Bir ezginin eşit bölümlere ayrılışı. Aşırı olmama, ılımlı, uygun olma durumu. Ölçme sonucu bulunan rakam. Ölçüt. Bir niceliği, o nicelik için kabul edilmiş birimlerden birine göre oranlayarak değerlendirme, mizan. Bir şiirdeki dizelerin hece ve durak bakımından denk oluşu, vezin. Belirlenmiş boyut.
Alet : Maşa. Bir makineyi oluşturan ve işlemesine yardım eden parçalardan her biri. Bir sanatı yapmaya, uygulamaya yarayan özel araç. Bir el işini veya mekanik bir işi gerçekleştirmek için özel olarak yapılmış nesne.
Kumpas kurmak : Gizli bir iş, hile, düzen hazırlamak.
Kumpasa dahil olmak : Hileli bir işe ortak olmak.
Kumpasa gelmek : Hile ile kandırılmak.
Dizi : Aynı söz dizimsel bağlam içinde birbirinin yerini alabilecek olan ve güçlü bir karşıtlık bağlantısı kuran ögelerin oluşturduğu bütün, paradigma. Değerleri artarak veya eksilerek art arda gelen terimler takımı. Saf durumundaki bir kıtada, birbiri arkasında duran erler. Bir iplik veya tel üzerine dizilmiş inci, boncuk vb.nin oluşturduğu bütün, sıra. Yan yana, art arda veya zaman sırasına göre sıralanmış birbiriyle ilişkili nesne veya olayların oluşturduğu bütün sıra. Dizi film. Bir oktavın içinde sıralanan sekiz sesin bütünü. Herhangi bir bakımdan bir bütün oluşturan şeylerin tümü, seri.
Harf : Dildeki bir sesi gösteren ve alfabeyi oluşturan işaretlerden her biri, kod.
Satır : Et kesmeye, kemik kırmaya yarayan ağır ve enli bir bıçak türü. Bir sayfa üzerinde yan yana gelen kelimelerden oluşan ve alt alta sıralanmış her bir dizi.
Durum : Ad soyundan kelimelerin birbirleriyle edatlarla ve fiillerle ilişkilerini belirleyen biçim, hâl. Bir şeyin içinde bulunduğu koşulların hepsi, vaziyet, hâl, keyfiyet, mevki, pozisyon. Bireyin toplum içindeki ilişkileriyle belirlenen yeri. Duruş biçimi, konum, tavır.
Getiri : Kazanç. Yarar. Faiz.
Ayar : Değer, derece. Bir aygıtın gereken işi yapabilmesi durumu. Altın, gümüş vb. madenlerden yapılmış şeylerin saflık derecesi. Saatler için belli bir yere göre kabul edilmiş olan ölçü. Bir iş veya bir davranışta gereken ölçü.
Demir : Bu elementten yapılmış parça. Ayakkabı topuğuna veya ayakkabı burnuna aşınmayı önlemek için çakılan, özel olarak yapılmış madenden parça. Güçlü, kuvvetli, sert. Çıpa. Bu elementten yapılmış. Atom numarası 26, atom ağırlığı 55,847, yoğunluğu 7,8 olan, 1510 °C'de eriyen, mavimtırak esmer renkte, özellikle çelik, döküm ve alaşımlar durumunda sanayide kullanılmaya en elverişli element (simgesi Fe).
Hassas : Çabuk etkilenen. Duyum ve duyguları algılayan. Duyarlı. Yapımı ve bakımı özen isteyen, aksamadan çok doğru çalışan, kesin ölçüler gerektiren işlerde kullanılan (alet). En küçük değerleri, incelikleri dahi algılayabilen.
Hile : Birini aldatmak, yanıltmak için yapılmış olan düzen, dolap, oyun, ayak oyunu, alavere dalavere, desise, entrika. Çıkar sağlamak için bir şeye değersiz bir şey katma.
Düzen : Belli yöntem, ilke veya yasalara göre kurulmuş olan durum, uyum, nizam, sistem. Bir devletin belli başlı ilkeleri bakımından yönetimde tuttuğu yol, yönetim biçimi, rejim. Dolap, hile. Bez dokuma tezgâhı. Soyut ve somut nesnelerin bir sıraya, bir hedefe, bir amaca göre sıralanması, konsept. Topluca ve gizlice yürütülen herhangi bir plan, dolap, komplo. Müzik aletlerinde ses ayarı, akort. Yerleştirme, tertip. Toplumsal bir yapı içinde ögelerin bütüne, bütünün ögelere ve ögelerin birbirlerine göre ilişkileri. Bir kimseye, bir kuruluşa karşı toplu olarak alınan gizli karar, dolap, komplo. Alet edevat takımı.
Kumpasçı takımı : Kumpasçılık için işbirliği edenler takımı (KUMPASÇI, Cabaleur).
Kumpasçılık : Bir sahne eserinin tutunmasını sağlamak veya onu gözden düşürmek için çevrilen dolap.
Diğer dillerde Kumpas anlamı nedir?
İngilizce'de Kumpas ne demek? : n. composing stick, stick, plot, have
Fransızca'da Kumpas : composteur [le]
Almanca'da Kumpas : n. Greifzirkel
Rusça'da Kumpas : n. верстатка (F)

Bu kısımda Kumpas nedir? Kumpas ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Kumpas tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Kumpas hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.