Law making türkçesi Law making nedir

Law making ingilizcede ne demek, Law making nerede nasıl kullanılır?

Law : Doğa olaylarının oluş nedenlerini ortaya koyan ve gelecekteki olayları önceden kestirme olanağı veren bağıntı; newton kanunu, kepler kanunları. Fen bilimlerinde kanun. Her bağlamda geçerli olan ve çıkarımları geçerlendiği için belli bir güvenirlik düzeyine ulaşmış nedensel ilişkiler, bk. genellik. Usul. Kaide. Uzay, kimya, sosyoloji alanlarında kullanılır. Adalet. Bilimsel araştırmanın gözlem, varsayım ve deneyimden sonra kurulan basamağı olarak, doğa olaylarının zorunlu oluşum ve gelişimini belirleyici nedensel ilişkiyi açıklayan kural ve genelleştirmeler. Kanun. Tüze.

Making : Nesnel işçilik. İmal. Teşekkül. Etme. Yapı. İmalat. Yapma. Üretim. Yapım.

Law abiding : Yasaya saygı gösteren. Yasalara saygılı. Kanuna itaat eden. Kanuna uyan. Dürüst.

Law abiding citizen : Kanunlara uyan vatandaş. Kanuna sadık olan vatandaş. Kanunu destekleyen vatandaş. Kanuna uyan vatandaş.

Law abiding state : Düzenli ülke. Kurallara uyulan ülke. Kanunlara bağlı ülke.

Law and order : Güvenlik. Asayiş. Kanun ve düzen. Düzen. Kanun ve nizam. Yasa ve düzen.

Law and justice : Adalet ve hukuk. Uymayanları cezalandırmak için olan yasal kurallar ve mahkeme sistemi.

 

İngilizce Law making Türkçe anlamı, Law making eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Law making ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Legislation : Yasama. Yasama erki. Tüzük. Yürürlükteki yasalar. Mevzuat. Yasalar. Kanunlar. Yasa.

Enactments : Performans. Kanunlaştırma. Konunun kabulü. Yasalaştırma. Düzenleme. Kararname. İrade. Hüküm. Emir. Kanun.

Legislative enactment : Kanun yaratma. Yasal olarak kanunlaştırma. Kanunu yürürlüğe sokma.

Legislations : Yürürlükteki yasalar. Yasama. Mevzuat. Kanunlar.

Lawmaking : Yasayan. Kanun yapan. Kanun çıkarma ve yasallaştırma süreciyle ilgili. Kanun çıkaran veya yasalaştıran kişiye veya gruba ait veya ilgili.