Müze nedir, Müze ne demek
Müze; kökeni fransızca dilinden gelmektedir.
- Sanat ve bilim eserlerinin veya sanat ve bilime yarayan nesnelerin saklandığı, halka gösterilmek için sergilendiği yer veya yapı

"Müze" ile ilgili cümle
- "O devirlere ait yatağanlar, baltalar, karabinalar, paslanmamış çelikleriyle müzelerimizdedir." - O. S. Orhon
Yerel Türkçe anlamı:
Kışlık davar ağılı.
Üstü örtülü ağıl
Güzel Sanatlar alanındaki anlamı:
(Resim, Heykel) (Yun. mouseion = perilerin tapınağı) Sanat yapıtlarının, gezilip görülmek üzere toplu olarak bulundurulduğu yer.
Tarih'teki anlamı:
Eski sanat ve bilim yapıtlarının, sanat ve bilimi ilgilendiren nesnelerin görülüp yararlanılması için bulundurulduğu yer.
İngilizce'de Müze ne demek? Müze ingilizcesi nedir?:
museum
Müze hakkında bilgiler
Müze; sanat ve bilim eserlerinin veya sanat ve bilime yarayan nesnelerin saklandığı, halka gösterilmek için sergilendiği yer veya yapılardır.
Müzeler, toplumların bilim ve sanat ürünleri ile yer altı ve yer üstü zenginliklerini sergilemek, tarihin eski dönemlerinde yaşamış toplumları bilim ve sanat açısından inceleyerek, hem günümüzü hem de geleceği aydınlatmak, bireylerin geçmişi daha iyi tanımalarını sağlamak amacıyla oluşturulmuş kurumlardır.
Müzelerde bulunan nesnelere ait bilgiler müze içinde ve dışında yazılı ve sözlü olarak açıklanır. Müzeyi gezen ziyaretçilerin müzedeki eserler hakkında detaylı bilgi edinmeleri sağlanır. Onlara müzelerle ilgili bilgiler verilir.
Müzeler ülkelerin kültürel değerlerinin oluşmasına önemli katkılarda bulunurlar. Bilim, sanat, folklor ve antika eşyalar gibi çeşitli konulardaki eserleri bir arada sunabileceği gibi doğa, etnografya ve havacılık gibi sadece tek bir konuyu içeren eserleri de sergileyebilirler.
Müze ile ilgili Cümleler
- Müze görevlisi bir şeye dokunmamamızı söyledi.
- Müze görülmeye değer.
- Müze bugün açık mı?
- Bugün Pazartesi olduğu için Prado Müzesi kapalı.
- Bu müze bir yangın koruma sistemi ile donatılmıştır.
- Şehrin merkezinde yeni bir müze inşa ediliyor.
- Müze çok sayıda kişi tarafından ziyaret edilir mi?
- O müzeyi seviyorum.
- O araba bir müzeye ait.
- Bu müze beş yıldır kapalı.
- Müze köşenin civarındadır.
- Selfie çubukları, birçok müze ve galeride yasaklandı.
- Müze halka açıktır.
- Müze görevlilerine göre ETA gelecekte müzeye zarar vermeyecek.
Müze anlamı, kısaca tanımı:
Sanat : Bir şey yapmada gösterilen ustalık. Zanaat. Bir duygu, tasarı, güzellik vb.nin anlatımında kullanılan yöntemlerin tamamı veya bu anlatım sonucunda ortaya çıkan üstün yaratıcılık. Bir meslekte uyulması gereken kuralların tümü. Belli bir uygarlığın veya topluluğun anlayış ve zevk ölçülerine uygun olarak yaratılmış anlatım.
Bilim : Evrenin veya olayların bir bölümünü konu olarak seçen, deneye dayanan yöntemler ve gerçeklikten yararlanarak sonuç çıkarmaya çalışan düzenli bilgi, ilim. Genel geçerlik ve kesinlik nitelikleri gösteren yöntemli ve dizgesel bilgi. Belli bir konuyu bilme isteğinden yola çıkan, belli bir amaca yönelen bir bilgi edinme ve yöntemli araştırma süreci.
Eser : Yayın, kitap, yapıt. Soyut kavramlarda belirti. İz, işaret, im. Emek sonucu ortaya konan ürün, yapıt.
Nesnel : Nesne ile ilgili, nesneye ilişkin, öznel karşıtı. Bireyin kişisel görüşünden bağımsız olan, objektif. Gerçeğe varmak amacıyla, taraf tutmadan inceleme yapan, hüküm veren, objektif.
Halka : Çeşitli metallerden veya tahtadan yapılmış çember. Çember biçiminde dizilmiş topluluk. Çember biçiminde çeşitli nesnelerden yapılmış tutturma aracı. Yerden yüksekliği ayarlanabilen aralıklara asılı iki halatın uçlarına takılan 18 santimetre çapında, 28 milimetre kalınlığında tahta veya deri kaplı iki demir halkadan oluşan asılma araçlarından her biri. Çember biçiminde olan. Su gibi sıvıların içine katı bir nesnenin düşmesiyle oluşan, gittikçe büyüyerek açılan çembere benzeyen biçim. Uykusuzluk, yorgunluk, üzüntü vb. sebeplerle göz altında beliren koyuluk. Değerli metallerden yapılmış olan çember biçimindeki süs eşyası. Bir tür ufak, yağlı ve tuzlu simit.
Gösterilmek : Görülmesi sağlanmak.
Sergi : Yaygı, kilim. Bir yerin, bir ülkenin veya çeşitli ülkelerin kendine özgü tarım, sanayi vb. ürünlerini tanıtmak için bunların uygun bir biçimde gösterildiği yer. Alıcının görmesi, seçmesi için dizilmiş şeylerin tümü ve bu nesnelerin serildiği yer. Halkın gezip görmesi, tanıması için uygun biçimde yerleştirilmiş ürünlerin, sanat eserlerinin tümü.
Müze gibi : Eski ve değerli eşyaları olan (yer).
Açık hava müzesi : Açık havadan etkilenmeyecek etnografik eserlerin, evlerin, işlik vb. sivil yapıların sergilendiği bir bölgede kurulan üstü açık müze.
Müzebzep : Bozuk (yönetim). Çok karışık, karmakarışık.
Müzeci : Müze kuran veya müzede çalışan kimse.
Müzecilik : Müze kurma veya işletme işi.
Müzehhep : Yaldızla süslenmiş, yaldızlanmış. Altın suyuna batırılmış olan.
Müzekker : Eril.
Müzekkere : Bir iş için herhangi bir üst makama yazılan yazı. Yargılama makamının, bir kararın yerine getirilmesi konusunda belli bir makama yazdığı yazı.
Müzelik : Eski, köhne. Müzeye konulacak değerde veya eskilikte olan.
Müzevir : Arabozan.
Müzevirleme : Müzevirlemek işi.
Müzevirlemek : Birinin başkası aleyhine yaptıkları veya söylediklerini karşı tarafa iletmek, ara bozmak.
Müzevirlik : Arabozanlık.
Müzevirlik etmek : Söz getirip götürmek, ara bozmak.
Müzeyyen : Süslenmiş, bezenmiş.
İhzar müzekkeresi : Mahkemece yapılmış olan çağrıya uymayanların kolluk gücüyle mahkemeye gelmesini sağlamak için verilen yazılı emir.
Toplum : Aynı toprak parçası üzerinde bir arada yaşayan ve temel çıkarlarını sağlamak için iş birliği yapan insanların tümü, cemiyet. Topluluk.
Ürün : Eser. Doğadan elde edilen, üretilen yararlı şey, mahsul. Bir tutum veya davranışın ortaya çıkardığı şey. Türlü endüstri alanlarında ham maddelerin işlenmesiyle elde edilen şey.
Zenginlik : Zengin olma durumu, varlıklılık.
Sergilemek : Vermek veya sunmak. Bazı şeyleri göstermek, tanıtmak veya satmak amacıyla herhangi bir biçimde, herkesin görebileceği bir yere yerleştirmek, teşhir etmek.
Tarih : Tarih kitabı. Toplumları, milletleri, kuruluşları etkileyen hareketlerden doğan, olayları zaman ve yer göstererek anlatan, bu olaylar arasındaki ilişkileri, daha önceki ve sonraki olaylarla bağlantılarını, karşılıklı etkilenmeleri, her milletin kurduğu medeniyeti inceleyen bilim. Bir olayın gününü, ayını ve yılını bildiren söz. Bir konuyu geçmişi ve gelişimi içinde inceleyen anlatı. Tarih dersi.
Dönem : Belli özellikleri olan zaman parçası, periyot. Yasama meclisinin iki seçilişi arasındaki süre, devre. Bir çağ içinde belli özellikleri olan sınırlı süre. Yarıyıl.
Yaşam : Doğumla ölüm arasında yaşanan süre, ömür, hayat.
Müze böceği : Kurtçuk evresinde dirimbilim müzelerine, özellikle böcek koleksiyonlarına üşüşerek zarar veren, ayrıca çeşitli kuş türlerinde dışasalak yaşayan birkaç milimetre boyunda, kınkanatlı böcek.
Müzede : < Ar. müzâyede: müzayede
Müzeffer : < Ar. muzaffer: muzaffer; Muzaffer
Müzeffer karadede : Muzaffer Karadede
Müzehher : 5. Bir kız ismi olarak anlamı; Çiçekli, çiçek açmış.
Müzehhip : (Süsleme) Yazma kitapların süslenmesini yapan sanatçı.
Müzekere : < Ar. müzâkere: müzakere
Diğer dillerde Müze anlamı nedir?
İngilizce'de Müze ne demek? : [muze (de) ] n. Muse
n. Muse
n. museum
Fransızca'da Müze : musée [le], muséum [le]
Almanca'da Müze : n. Museum
Rusça'da Müze : n. музей (M)

Bu kısımda Müze nedir? Müze ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Müze tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Müze hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.