Manika nedir, Manika ne demek

Manika; bir denizcilik terimidir. kökeni italyanca dilinden gelmektedir.

  • Gemilerde, ambarlara ve makine bölümüne hava vermek için güverteye açılan baca

Manika tanımı, anlamı:

Mani : Kişinin sevinç, güven ve her türlü etkinliğinin normal olmayan bir biçimde arttığı ruh hastalığı.

Gemi : Su üstünde yüzen, insan ve yük taşımaya yarayan büyük taşıt, sefine.

Ambar : Eşya taşıma işleri yapan kurum veya ortaklık. Genellikle tahıl saklanan yer. Geminin yük koymaya ayrılmış yeri. Genellikle tahılın çok üretildiği yer, bölge. Yiyecek ve bazı eşyanın saklandığı yer. Kum, çakıl vb. yapı malzemesini ölçmekte kullanılan ve her yanı çoğunlukla 75 santimetre olan küp ölçek.

Makine : Herhangi bir enerji türünü başka bir enerjiye dönüştürmek, belli bir güçten yararlanarak bir işi yapmak veya etki oluşturmak için çarklar, dişliler ve çeşitli parçalardan oluşan düzenekler bütünü. Araba, otomobil. Bir alet veya taşıtın hareket etmesini sağlayan mekanizması.

Bölüm : Çağ, devir. Bir okul veya üniversitenin herhangi bir bilim ve uzmanlık dalında eğitim sağlayan birimlerinden her biri, departman. Bir kuruluşun yönetim birimlerinden her biri, departman, seksiyon. Bölme işlemi sonunda elde edilen sayı. Canlıların bölümlenmesinde filumların bir araya gelmesiyle oluşan birlik. Bir bütünü oluşturan parçaların her biri, kısım.

 

Hava : Sonuçsuz, anlamsız, boş (durum, davranış, söz). Müzik aletlerinden çıkan ses perdesi. Keyif, âlem. Görünüş, davranış, söz vb. için bir kimsenin durumunu belirten özellik. Durum, ortam, çevre, muhit, atmosfer, ambiyans. Canlılar üzerindeki etkisine göre hava yuvarının durumu. Gökyüzü. Meteoroloji ile ilgili olayların bütünü. Tarz, üslup. Hava yuvarını oluşturan, bütün canlıların solunumuna yarayan, renksiz, kokusuz, akışkan gaz karışımı. Çevreyi kuşatan boşluk. Çekicilik. Esinti. Müzik parçalarında tür.

Vermek : Tespit etmek. Herhangi bir duruma yol açmak. Ayırmak, harcamak. Kızı, kadını biriyle evlendirmek. Cinsel yönden kendisini kullandırmak. Bırakmak veya bağışlamak. Herhangi bir şey ortaya çıkarmak, oluşturmak. Dayamak. Bir şey üzerinde etki yapmak, biçimini değiştirmek. Sahip olmasını sağlamak. Ödemek. Yaymak. Üzerinde, elinde veya yakınında olan bir şeyi birisine eriştirmek, iletmek. Bitki ve ağaç, ürün üretmek. Döndürmek, çevirmek, yöneltmek. Doğurmak. Ondan bilmek, atfetmek. Satmak. Kök veya gövdeleri sonuna -ı (-i, -u, -ü) zarf-fiil eki almış fiillere gelerek tezlik bildiren birleşik fiiller oluşturur. Hepsini herhangi bir duruma sokmak. Düşünce veya bilgi anlatan şeyleri başkalarına iletmek, bildirmek. Kazandırmak, katmak.

Güverte : Gemide ambar ve kamaraların üstü.