Meksiletin nedir, Meksiletin ne demek

Meksiletin; Veteriner alanında kullanılan bir sözcüktür.

Veterinerlikte sözlük anlamı:

Ventriküllerde otomatisiteyi baskılayarak atriyum ve a-v düğüm üzerinde belirgin bir depresyon yapmayan antiaritmik olarak kullanılan ilaç.

Meksiletin tanımı, anlamı

Meks : Osmanlı İmparatorluğunun ilk dönemlerinde alınan bir tür gümrük vergisi

Antiaritmik : Kalpteki çeşitli ritim bozukluklarının önlenmesi, ortadan kaldırılması veya kontrol altına alınması amacıyla kullanılan.

Ventrikül : Karıncık.

Depresyon : Bunalım. Çöküntü.

Av düğüm : Atriyoventriküler düğüm.

Belirgin : Belirmiş durumda olan, göze çarpan, besbelli, açık, bariz, sarih. Açık bir biçimde.

Üzerinde : Üstünde. ile ilgili, üzerine.

Atriyum : Tunikatlarda ve sefalokordatlarda bulunan iki ana boşluktan yutağı çeviren boşluk. Basit süngerlerde vücut iç boşluğunun (spongosöl) diğer adı. S. Böceklerde sağmalardan meydana gelen ve trakeaya uzanan genişlemiş timpanal boşluk. Yüreğin ön iki odası. Kulakçık. (Mimarlık) Eski Roma evlerinde etrafı odalarla çevrili, üstü açık, ortasında havuz bulunan avlu, içavlu, a. bk. avlu, içavlu. Trematod ve sestodlarda genital organların kanallarının açıldığı çukur bölüm. Ön oda, ön boşluk. Kulakçık. [Bakınız: kulakçık].

 

Otomat : Canlı bir varlığın yapabileceği bazı işleri yapan mekanik veya elektrikli araç. Yapılarda, merdivenleri aydınlatacak biçimde düzenlenmiş elektrik düzeneği. Sıcak su verecek biçimde hazırlanmış, hava gazı ocaklı cihaz.

Otoma : Kocaya kaçmış kız.

Yapma : Yapmak işi. Yapay. Yapmacık. Tezek. Bulgurla yapılmış, yuvarlak ve yassı köfte. Sır, gizem. Elle biçim verilen tezek. Tezek, kerme (Çayağzı).

Üzeri : Bir şeyin yukarı, göğe doğru olan yanı. Bazı tamlamalarda zaman bildiren bir söz. Vücut, beden. Artan, geriye kalan bölüm. Bir şeyin dış yüzü, yüzey.

Düğüm : İplik, ip, halat vb. bükülebilir şeyleri kıvırıp kendi üzerine veya birbirine dolayarak yapılmış olan boğum. Gelen ve yansımış dalgaların girişimiyle oluşan kararlı dalgalarda titreşim genliğinin sıfır olduğu noktalardan her biri. Anlaşılamayan, çözülemeyen karışık durum. Bilgisayar ağında başka birimlerle iletişim kurma yeteneği olan yazıcı, sunucu, bilgisayar vb. birim. Edebî eserlerde çapraşık olguların çözümlenmeden önce toplandığı en büyük merak unsuru.

Baskı : Bir eserin basılış biçimi veya durumu. Bası sayısı. Belirli ruhsal etkinlik ve süreçleri, kişinin isteği dışında bilinçaltına itmesi veya bu itilenlerin bilince çıkmasını önleme durumu. Giysinin içine kıvrılıp dikilen kenarı. Bir maddeyi sıkıp ezen alet, pres. Top oyunlarında karşı takım oyuncusunun hareketini ve sonuç almasını engellemek amacıyla uygulanan yakın savunma durumu, pres. Bir eserin tekrarlanarak yapılmış olan baskı işlemlerinden her biri, edisyon. Hak ve özgürlükleri kısıtlayarak zor altında bulundurma durumu, tahakküm.

 

Üzer : Kaymak, süt, yoğurt yüzü. Ürem, faiz. Değiş tokuş sırasında üste alınan para. Can sıkıcı. Üst. Kaymak. Faiz. Can sıkıcı, üzücü.

Beli : Evet.

Olar : Onlar. Onlar (III. çokluk şahıs zamiri).

Düğü : Elendikten sonra geriye kalan en ince bulgur. Pirinç.

Anti : Yunanca karşı anlamında ön ek. Karşı, zıt.

İlaç : Bir hastalığı iyi etmek veya önlemek için türlü yollarla kullanılan madde, em, deva. Çare, önlem.

Diğer dillerde Meksiletin anlamı nedir?

İngilizce'de Meksiletin ne demek ? : mexiletine