Pürçüm nedir, Pürçüm ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Özlü ağaçların kurumasına neden olan kırağı, kırç.

Pürçüm anlamı, kısaca tanımı

Pürç : Ağaçların ince dalları. Ağaçların tomurcukları. Söğüt ağacının yaprakları. Ağaçlara zarar veren ökseotu. [Bakınız: püs]. [Bakınız: pürçek]. Soğan, pırasa ve benzerleri bitkilerin işe yaramayan yerleri. Sebzelerin yeşil gövde ve yaprakları. Ağaç ve bitkilerin saçak gibi ince kökleri. Erik, kayısı, badem ve benzerleri ağaçlardan sızan zamk, kedibalı. Mısır, soğan ve benzerleri sebzelerin dış yaprakları

Kırağı : Su buğusunun soğuk havalarda, yerde, bitkiler, ağaçlar ve öteki nesneler üzerinde donmasıyla oluşan ince tabaka.

Kuruma : Kurumak işi. Boyanın çözücüsünün buharlaşması veya bağlayıcısının kimyasal tepkime gibi çeşitli yollarla sert bir film oluşması.

Kırağ : Keskinlik (Bıçak, makas ve benzerleri şeyler için). İstek, neşe, sağlık. Çevre, kıyı, kenar, uç. Kıyı. [Bakınız: kıran].

Kurum : Ocak bacalarında biriken veya çevrede savrulan kalın is. Kendini büyük ve önemli gösterme davranışı, büyüklenme, gösteriş, azamet, tekebbür. Evlilik, aile, ortaklık, mülkiyet gibi köklü bir yapıyı içeren, genellikle devletle ilişkisi olan yapı veya birlik, müessese.

Neden : Bir olayı doğuran başka bir olayı sormak için kullanılan bir söz; niçin. Bir varlığı veya olayı etkileyen, oluşturan, doğuran şey, sebep, illet. Bir olayı ve durumu gerektiren, doğuran başka olay veya durum, sebep.

 

Nede : Nerede. Nerede?.

Olan : Oğlan. Oğlan, erkek çocuk. Vakia, olan. Oğul, evlat.

Kuru : Suyu, nemi olmayan, yaş ve nemli karşıtı. Katıksız, yanında başka şey olmayan (yiyecek). Zayıf, çelimsiz, arık, sıska, kaknem. Canlılığını yitirmiş (bitki). Daha sonra kullanılmak için kurutulmuş, taze ve yeşil karşıtı. Heyecanı, tadı olmayan, tekdüze. Kuru fasulye. Salgısı olmayan. Etkisi ve sonucu olmayan. Döşenmemiş, çıplak. Yağış almayan veya üzerinde bitki olmayan. Akıcı olmayan, duygudan yoksun.

Kıra : Çiçeği düşmemiş, ceviz büyüklüğündeki küçük kavun, karpuz. Küçük : Ahmet'in kırasını gördün mü?. Yalçın, sert kaya. Çığlık, bağırtı. Fasulye. Çevre, kıyı, kenar, uç.

Kırç : Kışın, sisli havalarda, ağaç dallarını, toprak çıkıntılarını vb. yerleri kaplayan buz tabakası.

Özlü : Özü olan, öz bölümü çokça olan. Benliğinde, varlığında, yapısında herhangi bir nitelik bulunan. Kıvamlı. Kısa ve anlamlı bir biçimde. Yapışkan, verimli (toprak). Düşünceyi gereksiz söz kullanmadan bildiren.

Ağaç : Meyve verebilen, gövdesi odun veya kereste olmaya elverişli bulunan ve uzun yıllar yaşayabilen bitki. Bu gibi bitkilerin gövdesinden ve dallarından yapılan. Tahta, kereste.

Diğer dillerde Pür gövdeli gitar anlamı nedir?

İngilizce'de Pür gövdeli gitar ne demek ? : solid body guitar