Parke nedir, Parke ne demek
Parke; kökeni fransızca dilinden gelmektedir.
- Konut, iş yeri vb. yerlerin tabanını döşemek için çeşitli boyutlarda, ince, uzunca tahta parçalarının veya yapay malzemenin belirli bir düzene göre yerleştirilmesiyle yapılmış olan döşeme

- Parke taşı.
- Bu döşemede kullanılan, aynı boydaki küçük tahta parçası.
"Parke" ile ilgili cümleler
- "Ön tarafta parke, laminant gibi inşaat malzemeleri satan bir dükkân olmalıydı." - O. Aysu
- "İstasyon caddesinin bozuk parkeleri boyunca yürüyüp gidiyor." - N. Meriç
Yerel Türkçe anlamı:
At arabalarında yan kayışların takıldığı, arabanın önündeki demire bağlı, uzun ağaç parçası.
Parke hakkında bilgiler
Parke, yer döşemelerinde kullanılan bir kaplama türüdür. Doğal bir malzeme olması nedeni ile parke zemin kaplamaları yapı işlerinde yoğun olarak kullanılmaktadır.
Günümüzde, orman ürünlerinin kullanımında çevreci yaklaşımlar ve ekonomik nedenlerle geleneksel masif ahşap parke yerine daha çok laminat parke ve lamine parkeler olarak adlandırılan parke türleri kullanılır.
Laminat, matbaada istenilen renk ve desende basılmış kağıda reçine emdirilmesi sureti ile elde edilen kaplama levhalarıdır. Reçine emdirme işlemi kâğıt emprenyeleme olarak da adlandırılır. Emprenyeleme melamin formaldehit ve üre formaldehit gibi reçine malzemeleri emdirilen kâğıtların fırınlanarak kurutulması işlemidir.
Laminat parke, laminat kaplamaların nitelikli ahşaba oranla daha ucuz olan 7-8 mm kalınlıktaki MDF, HDF ya da yongalevha levhalar üzerine yapıştırılması suretiyle üretilir. Kanserojen maddeli yapıştırıcılar kullanılarak üretilenleri de mevcuttur. Yapıştırma işlemi ısı ve basınç altında yapıştırıcı kullanarak yapılır. Büyük tabakalar halinde üretilen levhalar istenilen boyutlarda kesilir, ekleme detayına göre ek yerleri açılır ve paketlenerek kullanıma sunulur. Laminat parke yüzeyleri düzleme veya cilalama gibi herhangi bir işlem gerektirmez.
Parke ile ilgili Cümleler
- Parke zeminleri halıya tercih ederim.
- Yargıç Parker'ın seçimi kazanma şansı yoktu.
- Bay Parker çubuklarla yemeyi denedi.
- Patenlerini tak, az önce parkeyi cilaladım.
- Laminant, parkeden daha ucuzdur.
- Bay Parker çubuklarla yemeğe çalıştı.
- Parker onu bir gülümseme ile selamladı.
- Arabamı nereye parkedebilirim?
- Arabayı burada parkedelim ve yolun geriye kalanını yürüyelim.
Parke anlamı, tanımı:
Boyut : Doğruların, yüzeylerin veya cisimlerin ölçülmesinde ele alınan üç doğrultudan uzunluk, genişlik ve derinlikten her biri, buut. Bir cismin herhangi bir yöndeki uzantısı. Genişlik, kapsam. Durum, nitelik. Film veya fotoğrafta boyut, format.
Malzeme : Bir eserin hazırlanmasında yararlanılan bilgi ve kaynakların tamamı. Gereç.
Döşeme : Halk edebiyatında ve türkülerden önce söylenen, bazen tekerleme biçiminde olan uyaklı giriş bölümü. Koltuk, kanepe, divan vb.nin kumaş, yay, pamuk vb. bölümleri. Bir yapının döşenmesine yarayan her türlü eşya, mefruşat. Yapılarda taban üzerine döşenen tahta vb. kaplama. Döşemek işi. Taşıtların koltuk, taban, tavan vb. yerleri.
Park : Trafik zorunlulukları dışında durma biçimi. Cephane, makine veya otomobillerin bulunduğu yer. Bir yerleşme merkezinde halkın gezip hava alması için düzenlenmiş ağaçlı ve çiçekli büyük bahçe. Otopark.
Parke taşı : Yol yapımında kullanılan, düzgün ve çeşitli biçimlerde taş, parke.
Parkeci : Parke yapan, satan veya döşeyen kimse.
Parkecilik : Parkecinin işi veya mesleği. Parkeci olma durumu.
Parkeleme : Parkelemek işi.
Parkelemek : Parke ile döşemek.
Parkeletme : Parkeletmek işi.
Parkeletmek : Parke ile döşetmek.
Konut : İnsanların içinde yaşadıkları ev, apartman vb. yer, mesken, ikametgâh. Ön doğru: Eukleides'in "Bir noktadan bir doğruya ancak bir paralel çizilebilir." yolundaki konutu gibi.
Döşemek : Bir tabanı, tahta, karo, mermer vb. yapı gereçleriyle kaplamak. Kumaş, halı vb.ni bir yeri iyice örtecek biçimde sermek. Boru, kablo vb. yerleştirmek, çekmek. Bir ev veya dairenin oturulabilir duruma gelmesi için gerekli eşyayı oraya yerleştirmek.
İnce : Aşırı özen gerektiren, kaba karşıtı. İyiden iyiye, enikonu, ayrıntılı. Tiz (ses), pes karşıtı. Ayrıntılı. Hafif, gücü az. Taneleri ufak, iri karşıtı. Kendi cinsinden olanlara göre dar ve kalınlığı az olan, kalın karşıtı. Akışkanlığı çok olan, yoğun ve koyu olmayan (sıvılar). Zayıf. Düşünce, duygu veya davranış bakımından insanın sevgi ve saygısını kazanan, zarif, kaba karşıtı.
Tahta : Sebze bahçelerinde ayrılan küçük yer. Çimlenen tohumlar için bahçede hazırlanan uzun tarh. Bu ağaçtan yapılmış. Bu malzemeden oluşmuş yüzey, döşeme, ağaç. Çeşitli işlerde kullanılmak üzere düz, enlice, uzun ve az kalın biçimde işlenmiş ağaç parçası. Kara tahta.
Parça : Bir bütünden ayrılan, ayrı sayılan veya artakalan şey. Nesne. Güzel, alımlı kız veya kadın. Pasaj. Birkaçı bir araya geldiğinde bir bütünü oluşturan şeylerin her biri, modül. Tane. Müzik eseri. Küçümseme ve değersiz sayma bildiren bir söz. Bir bütünden kopma, kırılma, yırtılma vb. yoluyla ayrılmış bölüm, lime.
Yapay : Yapmacık. Doğadaki örneklerine benzetilerek insan eliyle yapılmış veya üretilmiş, yapma, suni, doğal karşıtı.
Düzen : Bir devletin belli başlı ilkeleri bakımından yönetimde tuttuğu yol, yönetim biçimi, rejim. Bir kimseye, bir kuruluşa karşı toplu olarak alınan gizli karar, dolap, komplo. Bez dokuma tezgâhı. Dolap, hile. Müzik aletlerinde ses ayarı, akort. Yerleştirme, tertip. Belli yöntem, ilke veya yasalara göre kurulmuş olan durum, uyum, nizam, sistem. Toplumsal bir yapı içinde ögelerin bütüne, bütünün ögelere ve ögelerin birbirlerine göre ilişkileri. Alet edevat takımı. Topluca ve gizlice yürütülen herhangi bir plan, dolap, komplo. Soyut ve somut nesnelerin bir sıraya, bir hedefe, bir amaca göre sıralanması, konsept.
Kaplama : Kalınlığı 5 milimetreden az, ince ağaç levha. Üstü herhangi bir başka maddeyle kaplanmış olan. Kaplamak işi. Bir şeyin dışına süsleme veya koruma amacıyla geçirilen başka maddeden kat.
Parke : Parke taşı. Bu döşemede kullanılan, aynı boydaki küçük tahta parçası. Konut, iş yeri vb. yerlerin tabanını döşemek için çeşitli boyutlarda, ince, uzunca tahta parçalarının veya yapay malzemenin belirli bir düzene göre yerleştirilmesiyle yapılmış olan döşeme.
Parke cilası : Ağaçtan yapılmış yer döşemelerini kirden korumak ve güzel göstermek için kullanılan, genellikle balmumu ile terebentinden ya da özel verniklerden hazırlanan gereç.
Parke işkencesi : Yer döşemesi yapımında tahtaları yan yana sıkıca tutturmaya yarayan özel sıkıştırma aygıtı.
Parke zımpara makinesi : Ağaçtan yer döşemelerini düzeltmek ve zımparalamakta kullanılan elektrikli el makinesi.
Parkerleme : Asit mangan ya da çinko fosfat çözeltici içinde ısıtarak, çelik yüzeyleri, bir fosfat örtüyle örtmeğe dayanan özel bir süreç.
Parkerlenmiş çelik : Parkerleme sürecinden geçerek, fosfat örtü kazanmış çelik.
Diğer dillerde Parke anlamı nedir?
İngilizce'de Parke ne demek? : [Parke Township, Minnesota] v. park, place a vehicle in a location for an extended period of time
n. parquet, inlay, hardwood
Fransızca'da Parke : parquet [le]
Almanca'da Parke : n. Parkett
Rusça'da Parke : n. паркет (M)
adj. паркетный

Bu kısımda Parke nedir? Parke ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Parke tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Parke hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.