Penumbra nedir, Penumbra ne demek

Penumbra; Veteriner alanında kullanılan bir kelimedir.

Veterinerlikte sözlük anlamı:

Objenin kenarlarından teğet olarak geçen ışınların, radyografik görüntünün çevresinde oluşturduğu ve radyografik kaliteyi bozan açık ve dumanımsı renkte gölge.

Penumbra anlamı, kısaca tanımı

Radyografi : Bir organ veya cismin biçimini X ışınlarından yararlanarak görüntüleme. Bu teknikle alınan fotoğraf

Radyograf : Bir organın X ışınlarıyla görüntüsünün alınmasında kullanılan aygıt.

Görüntü : Gerçekte var olmadığı hâlde varmış gibi görünen şey, hayalet. Bir film üzerinde sıralanmış resimlerin gösterici yardımıyla ekrana art arda düşürülmesi sonunda hareketin yeniden kurulmasıyla ortaya çıkan görünüş, görüntülük üzerindeki hareketli resimler bütünü. Herhangi bir nesnenin mercek, ayna vb. araçlarla oluşturulan biçimi, hayal. Gölge oyununda Karagözcünün perdeye yansıttığı görsel malzeme. Manzara. Sayı doğrusu üzerinde bir sayıya karşı gelen nokta.

Kalite : Nitelik.

Çevre : Bir şeyin yakını, dolayı, etraf, periferi. Bir birimden önce veya sonra gelen aynı türden birimlerin tümü, bunların oluşturduğu küçük grup, kontekst. Kişinin içinde bulunduğu toplumu oluşturan ortam. Hayatın gelişmesinde etkili olan doğal, toplumsal, kültürel dış faktörlerin bütünlüğü. Bir kimse ile ilişkisi bulunanlar, muhit. Yağlık. Düzlem üzerindeki bir şekli sınırlayan çizgi. Aynı konu ile ilgisi bulunan kimselerin tümü, muhit.

 

Radyo : Elektrik dalgalarının özelliğinden yararlanarak seslerin iletilmesi sistemi. Bu istasyonun yayınlarını alan araç. Elektrik dalgalarıyla düzenli olarak yayın yapan istasyon ve bu istasyonun programlarını düzenlemekle görevli kuruluş.

Görün : Mezar, mezarlık.

Teğet : Bir eğrinin yanından geçen ve ona ancak bir noktada değen doğru, mümas.

Kenar : Bir şeyin, bir yerin bitiş kısmı veya yakını, kıyı, yaka. Bir şeyi çevreleyen çizgi. Bir biçimi sınırlayan çizgilerden her biri. Yan. Merkezden uzak olan, kuytu, ıssız, sapa, tenha yer. Pervaz, çizgi, antika, baskı vb. çevre süsleri.

Geçen : Bir önceki (hafta, ay, yaz, kış vb.).

Duman : Bir maddenin yanması ile çıkan ve içinde katı zerrelerle buğu bulunan değişik renklerde gaz. Kötü, yaman. Havalanan tozların veya sisin oluşturduğu bulanıklık. Esrar.

Bozan : Sürülmemiş,boz tarla. Sürülmemiş tarla. Afyon ilinde, Dazkırı ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim yeri. Afyon şehri, Şuhut ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi. Erzurum kenti, Kırık nahiyesine bağlı bir bölge. Eskişehir şehrinde, Alpu ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yer. Konya ilinde, Kulu belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri. Malatya kenti, Arguvan ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yerleşim yeri.

Gölge : Saydam olmayan bir cisim tarafından ışığın engellenmesiyle ışıklı yerde oluşan karanlık. Ne olduğu anlaşılamayan karaltı, silüet. Güneş ışınlarından korunacak yer. Resimde bir şekli cisimlendirmek için, onun ışık almaması gereken yerlerine vurulan az çok koyu renk. Birinin yanından hiç ayrılmayan kimse. Yetkisi olmadığı hâlde etkili olan. Röfle. Koruma, kayırma himaye.

 

Geçe : Herhangi bir saat başını geçerek, geçerken. Karşılıklı iki yandan her biri, yaka. Taraf, yön. Eski türkçe keç-e: Karşı taraf; öte (Erzincan Merkez). Taraf. Taraf, yan.

Olar : Onlar. Onlar (III. çokluk şahıs zamiri).

Kali : Artık, bundan sonra.

Teğe : Bitki dalları. bitki dalı. Paralel, başabaş.

Işın : Bir ışık kaynağından çıkarak her yöne yayılıp giden ışık demeti, şua. Işın etkin özdeklerin saçtıkları alfa, beta, gama ışınlarından her biri. Bir noktadan çıkıp sonsuza giden yarım doğrulardan her biri. Belli bir doğrultuda giden tanecikler ya da erke demeti. Isı ya da ışık erkesinin yayılma doğrultusunu gösteren çizgi. Bir çemberin ya da bir yuvarın özeğinden dışa doğru uzanan çizgilerden her biri. [Bakınız: ışık ışını]. Belli bir doğrultuda,giden parçacıklar ya da erke demeti. Bir doğru üzerindeki bir P noktası ile söz konusu doğru üzerinde P nin bir yanında kalan tüm noktaların oluşturduğu küme. Anlamdaş. yandoğru. Herhangi bir ışınım kaynağından çıkarak herhangi bir yöne giden bir ışınımın izlediği doğru. Bu ışınımın kendisi. Bir ışık kaynağından çıkarak her yöne dağılıp giden ışık demeti.

Oluş : Olma işi, vuku. Oluşma, teşekkül, tekevvün. Bir durumdan öteki duruma geçiş.

Duma : Rus parlamentosunun alt kanadı.

Diğer dillerde Penumbra anlamı nedir?

İngilizce'de Penumbra ne demek ? : penumbra