Pleaters türkçesi Pleaters nedir

  • Plise makinesi.

Pleaters ingilizcede ne demek, Pleaters nerede nasıl kullanılır?

Pleater : Plise makinesi.

Pleated : Katlanmış. Plili. Kıvrıkmış. Büzgülü. Kırmalı. Plise. Kıvrımlı.

Accordion pleat : Akordeon pli. Bazı malzemelerden yapılan eşit genişlikte dalgalı farklı yönleri olan kalıcı katlama.

Box pleat : Çift plise.

Pleat : Plise. Kırma. Kırmak. Kıvrım. Katlamak. Pens. Pli yapmak. Dürüm. Pasta. Pili.

Compleat : Tüm (complete'in eski yazılışı).

Accordion pleats : Akordeon pli. Bazı malzemelerden yapılan eşit genişlikte dalgalı farklı yönleri olan kalıcı katlama.

Pleating : Pileleme. Pli yapmak. Katlamak.

Enter a plea : İtirazda bulunmak. Bir mahkeme salonunda bir savunma argümanını sunmak. İtiraz etmek. Savunma delili sunmak.

Plea of guilty : Suçun kabulü. Suçun kabullenilmesi. Suçu kabullenme. Suçlu kabul etme. Suçu kabul etme.

İngilizce Pleaters Türkçe anlamı, Pleaters eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Pleaters ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Culture : Bir toplumun tüm yaşam tasarımı ya da geçmişten aktardığı ve yeniden biçimleyerek geleceğe taşıdığı kalıt. Ekin. Laboratuvar ortamında mikroorganizmaların uygun besi yerlerinde çoğaltılması işlemi. uygun ortamda çoğaltılmış hücreler. mikrobiyolojide tek bir bakteriden çoğaltılmış bakteri popülasyonu. Tarihsel toplumsal gelişme süreci içinde yaratılan bütün özdeksel ve tinsel değerler ile bunları yaratmada, kullanmada, sonraki kuşaklara iletmede kullanılan, insanın doğal ve toplumsal çevresine egemenliğinin ölçüsünü gösteren araçların tümü. Bireyin üyesi olduğu toplumdan öğrendiği bilgi, gelenek, görenek, davranış, yasa, sanat, uygulayım, zanaat gibi özdeksel ve tinsel ürünlerden oluşan bütün. bk. kültür kalıtı, kültür alanı, altkültür, çevresel kültür, uygarlık, krş. halk kültürü, halkbilim. Hücrelerin, dokuların ya da mikroorganizmaların, laboratuvarlarda besi yerinde yetiştirilmesi. Bir toplumu ya da halkı duyuş, düşünüş, yaşayış bakımından öbürlerinden ayıran ve gerek özdeksel gerek tinsel alanlarda oluşturulan ürünlerin tümü. bir topluma ya da bir halk topluluğuna özgü düşünce ve sanat yapıtlarının tümü. usavurma, beğeni ve eleştirme yeteneklerinin öğrenim ve yaşantılar yoluyla geliştirilmiş olan biçimi. Bakteri kültürü. Geliştirme. Medenilik.

 

Leadership : Başkanlık. Öncülük. Bir toplumsal kümede üyelerce gönüllü olarak izlenen bir kişinin ünü, gücü ya da toplumsal yeri dolayısıyla öncülük etmesi, toplumsal davranış başlatabilmesi, başkalarının çabalarını yönetmesi, örgütlemesi, denetlemesi durumu ya da süreci. Önderlik. Önde gelenler. Liderlik. Lidere yakışan vasıflar. Liderler. Reislik.

Rome : Roma.

Tuckering : Yiyecek. Bezdirmek. Korse içine giyilen dantel yelek. Yormak. Boyun atkısı (kadın). Yorgunluk. Bıktırmak. Şömizet.

 

High command : Baş kumandanlık. Üst komuta. Bir askeri veya başkaca bir otoritenin üst komutası.

Tucker : Yorgunluk. Bıktırmak. Tıkıştıran. Korse içine giyilen dantel yelek (17.yy.). Yormak. Bezdirmek. Yiyecek. Boyun atkısı (kadın). Korse içine giyilen dantel yelek.

Supreme headquarters : Üst komuta. Başkomutanlık karargahı. En önemli karargah.

Tuckers : Tıkıştıran. Şömizet. Boyun atkısı (kadın). Yorgunluk. Bıktırmak. Korse içine giyilen dantel yelek (17.yy.). Korse içine giyilen dantel yelek. Bezdirmek. Yormak.

Body : Hacim. Heyet. Kasa. Nesne. Miktar. Karoser. Kuruluş. Cüsse. Ceset. Kütle.

Pleaters synonyms : pleater.