Pnöma nedir, Pnöma ne demek

Pnöma; Veteriner alanında kullanılan bir sözcüktür.

Veterinerlikte sözlük anlamı:

Antik çağda, canlıların damarlarında bulunduğuna ve yaşamın kaynağını oluşturduğuna inanılan havaya benzer madde, ruh, cevher.

Pnöma kısaca anlamı, tanımı

Pnömatik : Kuşlarda akciğere bağlı hava dolu boşluklar taşıyan kemikler

Pnömatik kanal : Bazı balıklarda hava kesesini yemek borusuna bağlayan tüp biçimindeki kanal.

Pnömatikus : Havalı.

Pnömatizm : Canlı organizmadaki dengenin sıcaklık ve nemle oluştuğunu ve herhangi bir etkenle, sıcaklık ve nem oranlarındaki dengenin değişmesi hâlinde hastalık oluştuğunu savunan görüş.

Pnömatofor : [Bakınız: solunum kökü]. Sifonoforların, içinde gaz bulunan ve su yüzeyinde yüzebiimeyi sağlayan medüze benzer bir yapısı.

Pnömatosist : Balıkların yüzme kesesi. Hava kesesi.

Saksi pnömatisi : Hava keseleri.

Antik çağ : Eski Yunan ve Roma uygarlıklarının gelişip yayıldığı çağ.

Cevher : Bir şeyin özü, maya, gevher. İyi yetenek. Töz. Değerli süs taşı, mücevher.

Benzer : Nitelik, görünüş ve yapı bakımından bir başkasına benzeyen veya ona eş olan, benzeri, müşabih, mümasil. Benzeşim. Bazı önemsiz veya tehlikeli sahnelerde asıl oyuncunun yerine çıkan, yapı ve yüz bakımından bu oyuncuyu andıran kimse, dublör.

 

Yaşam : Doğumla ölüm arasında yaşanan süre, ömür, hayat.

Havay : Tahıl ölçeği. Bir tenekelik tahıl ölçeği.

İnanı : Tartışılmadan ve sınanmadan doğruluğuna ya da geçerliğine inanılan bilgi.

Kayna : Kayığın iki yanında bulunan ve kıyıya çekmek için ip takılacak çıkıntılar. Şişe.

Madde : Duyularla algılanabilen nesne. Bir cismi oluşturan öge, öz. Sözlük ve ansiklopedilerde tanımlanan, anlatılan kelime, ad veya konulardan her biri. Yasa, sözleşme, antlaşma vb. metinlerde, her biri başlı başına bir yargı getiren ve çoğu kez rakamla belirtilen bölüm. Boşlukta yer kaplayan, bir kütlesi olan her türlü varlık, özdek. Para, mal vb. ile ilgili şey. Kendi içinde bütünlüğü olan anlatım. Molekül.

Antik : İlk Çağdaki uygarlıklarla, özellikle eski Yunan ve Roma uygarlıkları ile ilgili olan, antika.

Canlı : Canı olan, diri, yaşayan. Hareketli, hayat dolu, dinamik. Güçlü, etkili. Yaşayıp yer değiştirebilen yaratık, hayvan. Dikkat çekici, göz alıcı, parlak (renk), ateş parçası. Canlı yayın. Hareketli, hayat dolu, dinamik bir biçimde.

Damar : Canlı varlıklarda kanın veya besleyici sıvıların dolaştığı kanal. Mermerde, bazı taşlarda ve tahta kesitlerinde renk ayrılığı gösteren dalgalı çizgi. İçinde ongun besi suyunun dolaştığı odunsu dokudan boru. Başka türden katmanların arasında bulunan sıvı, maden veya mineral katmanı. Böceklerde kanat zarını dik tutmaya yarayan organ. Huy. Soy, yaradılış.

Oluş : Olma işi, vuku. Oluşma, teşekkül, tekevvün. Bir durumdan öteki duruma geçiş.

Hava : Hava yuvarını oluşturan, bütün canlıların solunumuna yarayan, renksiz, kokusuz, akışkan gaz karışımı. Keyif, âlem. Müzik parçalarında tür. Durum, ortam, çevre, muhit, atmosfer, ambiyans. Esinti. Müzik aletlerinden çıkan ses perdesi. Canlılar üzerindeki etkisine göre hava yuvarının durumu. Meteoroloji ile ilgili olayların bütünü. Gökyüzü. Çekicilik. Tarz, üslup. Görünüş, davranış, söz vb. için bir kimsenin durumunu belirten özellik. Sonuçsuz, anlamsız, boş (durum, davranış, söz). Çevreyi kuşatan boşluk.

 

Diğer dillerde Pneumocystis carini enfeksiyonu anlamı nedir?

İngilizce'de Pneumocystis carini enfeksiyonu ne demek ? : pneumocystis carinii infection