Potansiyometrik titrasyon nedir, Potansiyometrik titrasyon ne demek

Potansiyometrik titrasyon; Kimya alanında kullanılan bir sözcüktür.

Kimya'da terim anlamı:

Polarize olmayan bir elektrot kullanarak sistemden akım geçirmeksizin elektrotlarda oluşan gerilimin ölçülmesine dayanan yöntem. Potansiyometrik titrasyon ile kuvvetli asit, zayıf asit ve bu asitlerin karışımdaki miktarlarını bulmak mümkündür.

Potansiyometrik titrasyon anlamı, kısaca tanımı

Potansiyometri : Çözeltiye daldırılan iki elektrotla çözeltide meydana getirilen pilin potansiyelinin ölçüldüğü yöntem

Titrasyon : Çözelti içindeki bir maddenin derişimini bulmak için, onunla tepkime verebilen derişimi bilinen bir çözeltiden belirli hacimlerde ekleyip, tepkimenin bitim noktasını çözeltinin bazı özelliklerindeki (renk degişimi, çökme, iletkenlik v.b) değişimi gözleyerek gerçekleştirilen bir analiz yöntemi. Bir solüsyonun belli bir ölçüye göre ayarlanması. Konsantrasyonu bilinen bir çözeltiyle bilinmeyen bir çözeltinin eşdeğerlik noktasına kadar karışımını sağlayarak harcanan standart çözelti miktarından konsantrasyonu bilinmeyen çözeltinin konsantrasyonunun bulunması yöntemi. Belirli bir miktar örnekteki etkenin sayısını belirlemek için gerçekleştirilen deney.

Pota : İçinde maden eritilen kap. Basketbolda düşey bir levhaya monte edilmiş yatay çember ile ağdan meydana gelen düzenek.

 

Titr : San.

Kuvvetli asit : Protonlarına ilgisi az, tamamen iyonlaşan veya protonlarını suya tamamen veren asit.

Zayıf asit : Sulu çözeltisinde kısmen iyonlaşan asit. Protonlarına ilgisi yüksek, çok az iyonlaşan veya protonlarını suya çok az veren asit.

Elektrot : Bir elektrolitin içine daldırılan, artısına anot, eksisine katot denilen iki iletken çubuktan her biri.

Geçirmek : Geçme işini yaptırmak, geçmesini sağlamak. Bir gereksinimi eldeki imkânla karşılamak. Bir şeyi kendisine ayrılmış olan yere yerleştirmek, takmak. Zaman harcamak. Giymek, giyinmek. Birine kötü söz söylemek. Bir işi birden çok kişi üzerinde uygulamak. Bir şeyi bir yerden başka yere taşımak, nakletmek. Alışverişte aldatmak, kötü mal satmak, kazıklamak. Bir süre yaşamak, oturmak, kalmak. Herhangi bir durumu yaşamış olmak. Tespit etmek, yazmak, kaydetmek. Bir şeyi bir yandan öbür yana götürmek. Yola çıkan birini uğurlamaya gitmek, selametlemek, teşyi etmek. Etmek, yapmak. Hastalık bulaştırmak. Vurmak.

Kuvvetli : Gücü çok olan, zorlu, şiddetli. Saygın, nüfuzlu. Etkili. Görevini iyi yapan, keskin. Sağlam, dayanıklı olan. Çok etkileyici. Üstün, donanımlı.

Gerilim : Gerginlik, tansiyon. Konuşmada bir sesin ortaya çıkması için ses kirişlerinin gerginleşmesi. Bir iletkenin uçları arasındaki gizil güç farkı, potansiyel farkı, voltaj. Çeşitli yollara başvurularak filmde yaratılan sıkıntılı, gergin hava, tansiyon. İhtiyaçların karşılanamadığı veya bir hedefe yönelmiş davranışlar engellendiğinde ortaya çıkan coşkulu durum. İki ucundan ters yanlara çekilen bir telin her noktasında, o iki güce karşı koyan güç, tevettür.

 

Ölçülme : Ölçülmek işi.

Karışım : Birden çok şeyin karıştırılmasıyla elde edilen veya ortaya çıkan şey. İki veya daha çok maddenin kimyasal tepkimeye girmeden bir araya gelmesi, mahlut.

Geçirme : Geçirmek işi.

Elektro : Elektrokardiyografi. Elektrikle ilgili.

Olmaya : Yapılmamış ola, görülmemiş ola.

Mümkün : Olabilir. Muhtemel, olası.

Kuvvet : Fiziksel güç, takat. Güç. Bir ülkenin silahlı gücü. Dayanıklı olma durumu. Yetke, erk, nüfuz. Bir niceliğin kendisi ile çarpılarak yükseltildiği derecelerden her biri: 2x2x2=23 denkleminde, 3 sayısı 2'nin kuvvetini gösterir. Şiddet, zor, cebir. Durgunluğu harekete veya hareketi durgun bir duruma çeviren etken, direnci kıran veya direnç doğuran özellik.

Dayana : Yenge.

Diğer dillerde Potansiyometrik titrasyon anlamı nedir?

İngilizce'de Potansiyometrik titrasyon ne demek ? : potentiometric titration