Sığınık zamirler nedir, Sığınık zamirler ne demek

Sığınık zamirler; Dil Bilimi alanında kullanılan bir kelimedir.

Teknik terim anlamı:

A. —Özne rolü oynamak üzere haberlere ve fiillere takılan özne zamirleri:.

Haber zamirleri (Nisbi zamirler) :- im, -sin, (dir), - iz, - siniz, (dirler).

Fiile zamirleri (Fiili zamirler): -irn,-sin, (.),-iz (-lim) -siniz, -ler; ve -m,-n,(.), -İk, -in - iniz, - ler. B. — İye zamirleri. Bu kelimeye bk. C. — İyeli zamir (Bu kelimeye bk.).

Sığınık zamirler kısaca anlamı, tanımı

Sığı : Bir çeşit geyik, karaca

Sığın : Alageyik.

Sığınık : Sığınmacı.

Zamir : Kişi, dönüşlülük, gösterme, soru ve belirsizlik kavramları vererek varlıkların yerini tutan söz, adıl. İçyüz.

İyeli zamir : Adı geçen bir şeyi, değgin bulunduğu varlıkla (iyesiyle) birlikte işaret etmeğe yarayan -ki zamiri. Bu zamir -in halindeki kelimelerin sonuna gelerek Benimki, Ahmedinki gibi İSİMLİ ZAMİR ÖBEKLERİ (Pronoms possessifs) meydana getirir.

Haberler : Günün iç ve dış olayları konusunda kamuoyunu aydınlatıcı ve oluşturucu bilgiler veren kısa metin ve bu metinle ilgili görüntü gereci.

Oynamak : Vakit geçirme, eğlenme, oyalanma vb. amaçlarla bir şeyle uğraşmak. Tehlikeye düşürmek. Bir film, oyun vb.nde rol almak. Oyalanmak, gereği gibi yapmamak, boşuna vakit geçirmek. Sarsılmak, yeri değişmek. Rastgele yön vermek, aldatmak. Sporla ilgili çalışmalara katılmak. Bir şeyi sürekli evirip çevirmek veya sürekli olarak ona dokunmak. Büyük bir ustalık, beceri ve kolaylıkla bir işi yapmak. Herhangi birine karşı önemsemeyici davranışlarda bulunmak. Değişiklik göstermek. Eşyanın herhangi bir parçası kımıldamak, hareket etmek. Müziğin gerektirdiği uyumlu hareketleri yapmak. Kımıldamak, hareket etmek. Tedirgin etmek, rahatsız edici davranışta bulunmak. Film gösterilmek. Tiyatro eseri sahneye konmak. Değiştirmek, bozmak, tahrif etmek.

 

Oynama : Oynamak işi.

Kelime : Anlamlı ses veya ses birliği, söz, sözcük.

Takıl : 1.Buğday. 2.Tahıl ölçeği. 1.Çeyiz. 2.Bohça. 3.eşya. 4.İç giysisi.

Kelim : Eğri boynuzlu koç, keçi.

Nisbi : Göreli. -butlân: bozulabilme, bozdurulabilme (Anfechtbarkeit) (karş. mutlak butlan). -hak:göreli hak (karş. mutlak hak).

Fiili : Kapı, pencere ve dolabın sürgüsü ya da mandalı. Eylemli, edimsel, gerçekten yapılan (iş). Edimsel.

Üzere : Amacıyla. Neredeyse. Şartıyla. Gibi.

Haber : Bir olay, bir olgu üzerine edinilen bilgi, salık. İletişim veya yayın organlarıyla verilen bilgi. Yüklem. Bilgi.

Keli : Taş ve toprak yığarak yapılan bağ, bahçe ve tarlaların sınırı. Dağ ve tepelerin eteği. Dağ ve tepenin en yüksek noktası. Taşlı, verimsiz tarla. Aşı yapmak için alınan filiz. Yurt. Tarla sınırı. Sebze karığının kenarı (Çayağzı). Çok yüksek olmayan tepe.

Üzer : Kaymak, süt, yoğurt yüzü. Ürem, faiz. Değiş tokuş sırasında üste alınan para. Can sıkıcı. Üst. Kaymak. Faiz. Can sıkıcı, üzücü.

Fiil : İş, davranış. Olumlu veya olumsuz olarak çekimli durumda zaman kavramı taşıyan veya zaman kavramı ile birlikte kişi kavramı veren kelime, eylem.

 

Habe : Boş. Mide. Heybe. Kırmızı renkli, iki gözlü, omuza atılarak kullanılan yün torba, heybe. (Argo) Karagöz ustalarının ekmek için kullandıkları sözcük. Karagöz ustalarının "ekmek" e verdikleri ad.

Diğer dillerde Sığınık zamirler anlamı nedir?

Osmanlıca Sığınık zamirler : muttasıl zamirler