Sırt aortu nedir, Sırt aortu ne demek

Sırt aortu; Biyoloji, Zooloji alanlarında kullanılan bir kelimedir.

Biyoloji'deki anlamı:

Amfiyoksüslerde sırt bölgesinde uzanan iki ana atardamar olup birleşerek tek bir damar hâlinde vücudun ardına doğru uzanır.

Zooloji'deki anlamı:

(aorta descendens), Amfiyoksüslerde sırt bölgesinde uzanan 2 ana atardamar olup yutak hizasında birleşerek tek bir damar halinde vücudun ardına doğru ilerler.

Sırt aortu tanımı, anlamı

Aort : Ana atardamar

Sırt : Omurgalı ya da omurgasız hayvanlarda boyundan kuyruk sokumuna kadar uzanan üst bölüm. Kesici araçların kesmeyen kenarı. Bir şeyin üstü, üst bölümü. Dağların veya tepelerin üst bölümü. İnsanın üstü. Dikilmiş veya ciltlenmiş kitaplarda dikişin bulunduğu bölüm. İnsanlarda boyundan bele kadar uzanan üst bölüm, göğüs karşıtı.

Ana atardamar : Kalbin kasılması ile sol karıncığındaki kanı bütün vücuda taşıyan en büyük atardamar, aort.

Atardamar : Kalbin sağ karıncığından akciğerlere, sol karıncığından vücudun diğer bölümlerine kan taşıyan damar, şiryan, arter.

Damar : Canlı varlıklarda kanın veya besleyici sıvıların dolaştığı kanal. Mermerde, bazı taşlarda ve tahta kesitlerinde renk ayrılığı gösteren dalgalı çizgi. İçinde ongun besi suyunun dolaştığı odunsu dokudan boru. Başka türden katmanların arasında bulunan sıvı, maden veya mineral katmanı. Böceklerde kanat zarını dik tutmaya yarayan organ. Huy. Soy, yaradılış.

 

Doğru : Bir ucundan öbür ucuna kadar yönü değişmeyen, eğri ve çarpık karşıtı. Hiçbir yöne sapmadan, dosdoğru, doğruca. Yakın, yakınlarında. Yanlışsız, eksiksiz bir biçimde. Gerçek, hakikat. Yasa, yöntem ve ahlaka bağlı, dürüst, namuslu. Akla, mantığa, gerçeğe veya kurala uygun. Gerçek, yalan olmayan. Karşı yönünce. İki nokta arasındaki en kısa çizgi.

Yutak : Ağız ve burun boşluklarıyla gırtlak ve yemek borusu arasındaki boşluk.

Bölge : Sınırları idari, ekonomik birliğe, toprak, iklim ve bitki özelliklerinin benzerliğine veya üzerinde yaşayan insanların aynı soydan gelmiş olmalarına göre belirlenen toprak parçası, mıntıka. Vücut yüzeyinde sınırları belli herhangi bir bölüm, nahiye.

Birle : Zaman anlamına gelip fiillerin sonunda takı gibi kullanılır: Babam geldiği birle ağabeyim sigarayı atar. İle.

Uzan : Uzun.

Ardı : Soğan, sarımsak bağları, demetleri. Heybenin iki gözünü ayıran kısım. Erzurum kenti, Horasan ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yer.

Hali : Boş, ıssız, tenha. Halı. Ahali.

Atar : Cesaret, cüret, kudret. Çaput aygıtı. (Dutluca, İnönü Eskişehir).

Hiza : Doğru bir çizgi üzerinde bulunma durumu.

Dama : Karelere ayrılmış zemin üzerinde on altı taşla iki kişi arasında oynanan oyun.

Amfi : Amfiteatr. Sıraları arkaya doğru basamaklı olarak yükselen büyük derslik.

Ana : Anne. Temel, asıl, esas. Alacağın veya borcun, faizin dışında olan bölümü. Yaşlı kadınlara saygılı bir seslenme sözü. Yavrusu olan dişi hayvan. Çizgilerden herhangi birini anlatan kelimeye sıfat olarak geldiğinde o çizginin, belirli bir kural altında hareket ederek bir yüzey oluşturmaya yaradığını anlatan bir söz. Velinimet. Dinî bakımdan aziz tanınan bazı kadınlara verilen saygı unvanı.

 

Bir : Sayıların ilki. Tek. Ortaklaşa olan, birleşik, müşterek. Eş, aynı, bir boyda. Bu sayıyı gösteren 1 ve I rakamlarının adı. Bir kez. Değer, önem bakımlarından birbirinden farksız, birbirine eşit, birbirine benzer. Herhangi bir varlığı belirsiz olarak gösteren (sayı). Beraber. Aynı, benzer. Bu sayı kadar olan. Ancak, yalnız. Sadece.

Diğer dillerde Sırt aortu anlamı nedir?

İngilizce'de Sırt aortu ne demek ? : dorsal aorta