Sarıcı nedir, Sarıcı ne demek

Sarıcı; Sinema alanında kullanılan bir terimdir.

Sinema ve Televizyon dünyasındaki anlamı:

Bir filmi bir makaradan başka bir makaraya aktarmada kullanılan, kolla ya da motorla döndürülen bir eksenden oluşan aygıt.

Mıknatıslı görüntü kuşağının sarılmasında kullanılan benzeri aygıt.

Sarıcı tanımı, anlamı

Sarı : Yeşil ile turuncu arasında bir renk, limon kabuğu rengi. Soluk, solgun. Bu renkte olan

Sarıcık : Sarıasma.

Mıknatıslı görüntü kuşağı : Mıknatıslı görüntü saptamakta kullanılan, üzeri demir oksit tozuyla örtülü polivinilklorit tabanlı, 25 mm ya da 50 mm eninde, kenarlarında ses yolu da bulunan kuşak.

Mıknatıslı görüntü : Mıknatıslı görüntü kuşağının yayına verilmesi komutu.

Görüntü kuşağı : Yalnız görüntü taşıyan kuşak. Sesli filmde, kuşağın sese karşılık görüntü bölümünü belirten terim.

Mıknatıslı : Mıknatısı olan. Mıknatıslanmış olan.

Mıknatıs : Demiri ve daha başka bazı metalleri çeken demir oksit. Çekiciliği, albenisi olan kimse. Demiri çekme özelliği taşıyan veya sonradan bu özelliği kazanan her türlü madde.

Döndürü : Bir sözün iki karşıt anlama gelebilecek yolda kullanılması. Ör. / Tek gözüyle bunu yazmış hattat / Kâşki ikisi bir olsa idi.

 

Görüntü : Gerçekte var olmadığı hâlde varmış gibi görünen şey, hayalet. Bir film üzerinde sıralanmış resimlerin gösterici yardımıyla ekrana art arda düşürülmesi sonunda hareketin yeniden kurulmasıyla ortaya çıkan görünüş, görüntülük üzerindeki hareketli resimler bütünü. Herhangi bir nesnenin mercek, ayna vb. araçlarla oluşturulan biçimi, hayal. Gölge oyununda Karagözcünün perdeye yansıttığı görsel malzeme. Manzara. Sayı doğrusu üzerinde bir sayıya karşı gelen nokta.

Sarılma : Sarılmak işi.

Aktarma : Aktarmak işi. Bir yolcunun gideceği yere birkaç araç değiştirerek ulaşması. Bir kimsenin herhangi bir hakkını bir başkasına geçirmesini sağlayan iş, transfer. Alıntı. Bir oyuncunun topu kendi takımından bir başka oyuncuya göndermesi. Bir taşıttan başka bir taşıta geçme. Sürülmemiş tarlayı ilk veya ikinci kez sürme. Para aktarımı. Arıları bir kovandan ötekine geçirme.

Benzeri : Aynı.

Benzer : Nitelik, görünüş ve yapı bakımından bir başkasına benzeyen veya ona eş olan, benzeri, müşabih, mümasil. Benzeşim. Bazı önemsiz veya tehlikeli sahnelerde asıl oyuncunun yerine çıkan, yapı ve yüz bakımından bu oyuncuyu andıran kimse, dublör.

Makara : Üzerine iplik, tel, şerit vb. sarılan, kenarları çıkıntılı, ekseni boyunca delik silindir, bobin. Sürme kapak rayları üzerinde hareket edecek biçimde metal veya plastikten yapılmış değişik tiplerdeki sürme kapak aleti. Bir yükün yukarıya kaldırılmasını sağlayan araç. Ağır yüklerin kaldırılma ve indirilmesinde kullanılan, birbirine paralel iki veya daha çok tabla arasında dönen, kenarı çepeçevre oluklu tekerlek veya tekerleklerden oluşmuş mekanik alet.

 

Ya da : Seçeneği, çeşitliliği veya tercihi belirten bir söz.

Görün : Mezar, mezarlık.

Döndü : Gittiği yerden geri gelen. Din değiştiren, dönme. Henüz evlenmemiş kız. l. Henüz evlenmemiş kız.

Motor : Herhangi bir enerjiyi mekanik enerjiye dönüştüren düzenek. Akaryakıtla işleyen deniz aracı. Motosiklet.

Eksen : Bir cismi iki eşit parçaya bölen çizgi, mihver. Çizgi. Üzerinde bir pozitif yön varsayılan sonsuz doğru. Dingil.

Aktar : Baharat veya güzel kokular satan kimse veya dükkân. İğne, iplik, baharat, zarf, kâğıt, tütün vb. satılan dükkân.

Diğer dillerde Sarıcı anlamı nedir?

İngilizce'de Sarıcı ne demek ? : winder, winding machine, rewind, rewinder, video tape winder