Savacak nedir, Savacak ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

1.Değirmen suyunu başka yöne çevirmek için oluk önüne konulan tahta. 2.Değirmen arkmdaki fazla suyun akması için açılan ikinci suyolu. 3.Genel su arkı, su anayolu.

Değirmen suyunun yönünü değiştirmeye yarayan, bentlere konulan kapak.

Değirmende çarka çarpan suyun yönünü değiştirerek durmasını sağlayan araç.

Değirmen arkındaki fazla suyun dışarı akması için konulan oluk.

Teknik terim anlamı:

[Bakınız: savak].

Savacak tanımı, anlamı

Sava : Haber. Muştu

Değiştirme : Değiştirmek işi, tebdil, tahrif.

Değirmen : İçinde öğütme işi yapılmış olan yer. Kahve, buğday, nohut vb. taneleri öğüten araç veya alet.

Sağlayan : Tekeffül eden, mütekeffil.

Çevirmek : Bir şeyin yönünü değiştirmek. İşlemek, yapmak. Geri göndermek. Çeviri yapmak. Yolundan alıkoymak, yoldan döndürmek. Kâğıt oyunu oynamak. Yönetmek, idare etmek. Bir giyeceği söküp iç yüzünü dışa getirmek. Öteki yüzünü görünür duruma getirmek. Döndürerek hareket ettirmek. Bir durumdan başka duruma geçmek. Bir durumdan başka duruma getirmek, dönüştürmek. Durdurmak. Çevrilemek, tevil etmek. Bir yerin çevresini bir şeyle sarmak, kuşatmak.

Değirme : Değirmek işi.

Çevirme : Çevirmek işi, tedvir. Çevrilmiş, tercüme edilmiş. Uzaktan dolaşıp düşmanın yan gerilerine düşerek onu istemediği bir durumda dövüşmek zorunda bırakma, sarma, muhasara. Kuzu, oğlak vb. hayvanların şişte, kor üzerinde çevrilerek pişirilmişi. Dikenlerden, ağaç dallarından yapılmış duvar. Bir müzik parçasındaki aralığın veya bir cümle parçasının tiz sesini pese, pes sesini tize dönüştürmek işi.

 

Çarpan : Bir çarpma işleminde çarpılan sayının kaç kez tekrarlanacağını gösteren sayı, çoğaltan.

Anayol : Birçok yolu besleyen ve birbirine bağlayan, kentlerin yüksek yoğunluk bölgelerinden geçen, kavşakları olan ve kent özeğini yörekentlere bağlayan yol.

Dışarı : Dış çevre, dış yer, hariç, içeri karşıtı. Dışa, dış çevreye. Kişinin konutundan ayrı olan yer. Yurt dışı.

İkinci : İki sayısının sıra sıfatı. Sırada önem bakımından birinciden sonra gelen. Birinciden sonra gelen kimse veya nesne. Yeni, bir başka. Değer ve kalitece birinciden sonra gelen.

Suyolu : Sutaş. Bazı kâğıtların dokusunda bulunan, ışığa tutulduğunda görülebilen çizgi, resim veya yazı, filigran. Kâğıt üzerine konulan noktaların aralarını çizgilerle birleştirerek oynanan bir çocuk oyunu. Oda içinde küçük banyo, gusulhane. Çizgi, yol (kumaş deseni için). Komşu bağ ve bahçelerinden geçen suyolunu izlemek amacıyla kullanılan gelip geçme hakkı. Örme fanila ya da süvetere yapılan derin çizgi biçiminde motif. (Yalvaç Isparta).

Arkın : Zayıf, cılız, sıska. [Bakınız: arkun]. Yavaş, ağır, sakin. Zayıf. Gelecek yıl.

Fazla : Gereğinden, alışılmıştan çok, aşırı olan, ziyade. Artmış olan, ihtiyaçtan fazla olan. Daha çok, aşkın. Gereğinden, alışılmıştan çok olarak. Gereksiz, yersiz bir biçimde.

 

Tahta : Çeşitli işlerde kullanılmak üzere düz, enlice, uzun ve az kalın biçimde işlenmiş ağaç parçası. Bu ağaçtan yapılmış. Çimlenen tohumlar için bahçede hazırlanan uzun tarh. Bu malzemeden oluşmuş yüzey, döşeme, ağaç. Sebze bahçelerinde ayrılan küçük yer. Kara tahta.

Savak : Suyu başka yöne akıtmak için yapılmış olan düzenek. Bir barajın fazla suyunu akıtmak için yapılmış olan düzen. Aptal, salak. Değirmen arkındaki fazla suyun akması için açılan ikinci su yolu.

Kapak : Her türlü kabın üstünü örtmeye veya bir deliği kapamaya yarayan nesne. Kitap, defter vb.nin en üstüne geçirilen kılıf. Biçilen ağaç kütüklerinin iki yanından çıkan, düzgün olmayan tahta. Zıvanada iki dış yan parça. Dolap, sandık vb.ni örtmeye yarayan parça.

Çarka : Osmanlı ordusunda öncü görevi.

Değiş : Değme işi. Değişim.

Başka : Bilinenden ayrı, değişik, farklı, özge. Nitelik yönünden alışılmışın dışında bir üstünlüğü olan. "Ayrıca, üstelik, bir yana" anlamlarında -den başka biçiminde kullanılan bir söz.

Diğer dillerde Sauveur çizgesi anlamı nedir?

İngilizce'de Sauveur çizgesi ne demek ? : sauveur's diagram