Sentential türkçesi Sentential nedir

  • Hüküm.
  • Ceza ile ilgili.
  • Cümlesel.
  • Tümcesel.
  • Cümle ile ilgili.
  • Cümle.

Sentential ingilizcede ne demek, Sentential nerede nasıl kullanılır?

Sentential logic : Tümcesel mantık.

Sententious : Özdeyişlerle konuşan. Özdeyişli sözlerle dolu. Anlamlı sözlerle dolu. Vecizelerle konuşan. Özlü. Öğüt verir gibi konuşan. Tumturaklı. Manalı. Kısa ve özlü. Tumturaklı (söz veya yazı veya konuşma).

Sententiously : Sahte dindar bir şekilde. Sofuluk taslayan bir şekilde. Kısa ve özlü olarak. Kısa ve özlü bir şekilde.

Sententiousness : Sahte dindarlık. Sofuluk taslama. Kendini doğrulama. Öz dürüstlük.

Sentence : Ceza vermek. Hüküm vermek. Hükme bağlamak. Tümce. Mahkum etmek. Hüküm giydirmek. Cümle. Cezaya çarptırmak. İlam. Bilgisayar, hukuk, gramer alanlarında kullanılır.

Sentence completion : Tümce bütünleme. Öğrenciden kısa cümleleri tamamlaması istenilen ve kimi durumlarda sözlü olarak da uygulanabilen bir yansıtıcı teknik ya da test türü. Cümle tamamlama (testi). Bireylere eksik bir tümce ya da tümceler dizisi sunan ve ilk tepkilerine göre bu tümceleri bütünlemelerini isteyerek tutumlarını ölçen yordam, bk. çıkarımcı yordam. Cümle tamamlama.

Sentence of imprisonment : Hapishaneye gönderilmekle sonuçlanan cezalandırma.

 

Sentence of statement : Bildirme cümlesi. Bildirme tümcesi.

Sentence structure : Cümle yapısı.

Sentence case : Tümce kullanımı. Normal tümce düzeni. Tümcenin normal harfleri.

İngilizce Sentential Türkçe anlamı, Sentential eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Sentential ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Ascendancy : Üstünlük. Hüküm sürme. Egemenlik. Nüfuz. İtibar. Güç.

Proposition : Kaziye. İfade. Bir mantık dizgesine göre çeşitli doğruluk değerleri alabilen dilsel deyişler. Plan. Teklif etmek. Sevişme teklif etmek. Sevişme teklifi. Bir yargı içeren, doğru ya da yanlış olabilen sav. Önerme.

Propositioned : Teklif etmek. Uygunsuz teklifte bulunmak. Kaziye. Mesele. Uygunsuz teklif. Teklif. Öneri. Sorun. Önerme.

Penal : Ceza olarak. Ceza gerektiren. Cezayı gerektiren. Cezaya ait. Cezai. Ceza.

Adjudgement : Adli karar veya hüküm. Mahkeme kararı.

Adjudications : Hüküm verme. Karar verme. Karar. Münakaşa. Eksiltme. Mahkemenin hüküm vermesi.

Decision : Yargı. Hakemin türlü davranışlara ve durumlara uyan kuralları uygulaması. Ara kararı. Kararlılık. İlam. Emir. Tüzel karar. Bilgisayar, hukuk, voleybol, uluslararası ilişkiler alanlarında kullanılır. Bağlayıcı karar.

Attaintment : Mülkiyet haklarını kaybetme. İdam hükmü verilmesi üzerine medeni hukukun kaldırılması. Mülkiyet haklarını yitirme. Vatandaşlık hakkını kaybetme. Vatandaşlık hakkını kaybetme durumu. Karar.

Award : Karar vermek. Resmi bir kararla vermek. Ödül vermek. Mahkeme kararı ile vermek. İhale etmek. Vermek (ödül). Yargıcı kararı. Hükmetmek. Ödüllendirmek.

 

Propositioning : Uygunsuz teklif. Sorun. Teklif etmek. Mesele. Uygunsuz teklifte bulunmak. Öneri. Önerme. Kaziye. Teklif.

Sentential synonyms : arbitrament, advice, conclusion, propositions, attainture, authority, arbitraments, adjudication, assize, adjudgment, sentence, conclusions, clause, clauses.

Sentential ingilizce tanımı, definition of Sentential

Sentential kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Comprising sentences. As, a sentential translation.