Show in türkçesi Show in nedir

Show in ingilizcede ne demek, Show in nerede nasıl kullanılır?

Show : Sergileme. Gösterim. Şov. Görülmeğe değer herhangi bir şey. bir filmin, bir televizyon yayınının ortaya çıkardığı durum. Açıklamak delalet etmek. Açıklamak. Bilgisayar, sinema, televizyon, tiyatro alanlarında kullanılır. Revü. Sahnelemek. Gösterimde olmak.

In : Dahili. Da. İçeri doğru yönelen. Gelmiş olan. İktidardaki. Mevsimi gelmiş. İçeriye. İç. De. İçinde.

Show in macro design : Makro tasarımında göster.

Show indexer log : Dizin oluşturucusu günlüğü.

Show info window : Bilgi penceresini göster.

Show interest : Alaka göstermek. İlgilenmiş. Meseleye ilgisini ortaya koymuş. İlgi göstermek. İlgi göstermiş. Alakalanmak.

İngilizce Show in Türkçe anlamı, Show in eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Show in ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Set back : Geride bırakmak. İlerlemesini engellemek. Geri çekilmek. Geri almak. İlerlemesine engel veya mani olmak. Patlamak. Çok katlı bir yapının her katında yer alan birimlerin, düzdizim çizgisi üzerinde olmasını gerektirmeyen, kimilerinin, ötekilerin bolca ışık ve hava almasına olanak sağlamak üzere daha geride yapılabilmelerine olanak veren kentbilim kuralı. Geri bırakmak. Düzdizimsel ayrıklık. Mal olmak.

 

Pass into : İçeri girmek. Geçmek ( ne).

Bring off : Başarıyla yürütmek. Zorluklara rağmen başarmak. Kurtarmak. Üstesinden gelmek. Alt etmek. Başarılı olmak. Umulmayan bir şeyi başarmak. Başarmak.

Take in : Aldatmak. İçermek. İçine almak. Kiracı almak. Almak. Anlamak. Dolandırmak. Cebe atmak. (giysi) daraltmak.

Dish : Yemek. Ortasını çukurlatmak. Tercih. Piliç. Tabak. Servis yapmak. Bombeleştirmek. Mahvetmek. Oymak. Tabağa koymak.

Brought : Razı etmek. Kazandırmak. Getirilmiş. İkna etmek. Getirtilen. Celp olunan. Vermek (ceza). Neden olmak. Verilen.

Bring forth : Sebep olmak. Hasıl etmek. Meydana getirmek. Doğurmak. Neden olmak. Ürün vermek.

Ascribes : -e yormak. Hamletmek. Yormak. Atfetmek. İsnat etmek. Ayırmak. Yüklemek. Yakıştırmak. Üstüne atmak.

Emcee : Sergilemek. Protokol müdürü olarak çalışmak. Sunucu. Bir programın sunuculuğunu yapmak. Protokol müdürü. Protokol yetkilisi. Teşrifatçı. Protokol yetkilisi olarak çalışmak. Teşrifatçı olarak çalışmak.

Compere : Sunucu. Sunuculuk yapmak.

Show in synonyms : dishing, let in, bringing, conferred, accord, administers, compered, pass in, take into, bring, admits, bring along, bring in, adduced, carried, taking in, bears, bringeth, bear, admit, adducing, brings, allow, afforded, assigns, bring into, attribute, let into, assign, emceed, affording, administer, affords.