Siğlim nedir, Siğlim ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Yemek beğenmeyen.

1.Yüz, surat, bakış : Darıldı da siğlimini eğdi gitti. 2.Neşesiz.

Davranışları ağır, beceriksiz : Ne siğlim kadın.

Siğlim anlamı, tanımı

Beceriksiz : Becerisi olmayan, usta olmayan, maharetsiz

Davranış : Davranma işi, tutum, davranım, muamele, hareket. Organizmanın uyaranlar karşısındaki tepkilerinin bütünü. Dıştan gözlemlenebilecek tepkilerin toplamı.

Beğenme : Beğenmek işi veya durumu.

Davranı : Bir oyuncunun sahnede yüz ya da gövde hareketleriyle bir anlatıma yönelmesi. Aristoteles'e göre, tragedyanın altı özelliğinden biri olan davranı'da yazarın tragedya kahramanında dört şey araması gerekir: a. Kahramanın davranışı iyi olmalı . b. Kahramanın davranışı doğru olmalı c. Kahramanın davranışı gerektiği gibi olmalı. d. Kahramanın davranışında bir bütünlük (birlik) olmalı. Sahnede bir oyuncunun yüz ya da gövde hareketleriyle bir anlatıma gitmesi. Bir görüşmede, görüşülenlerin araştırma konusundaki ilk yargılarında payı bulunan, görüşmecinin dış görünüşü ve yaklaşımından kaynaklanan kişisel durum.

Davran : “. “Hazır ol, hazırlan” anlamında kullanılan bir isim. “İşe giriş, el at, başla” anlamında kullanılan bir isim. Hazırlık.”.

 

Beceri : Elinden iş gelme durumu, ustalık, maharet. Kişinin yatkınlık ve öğrenime bağlı olarak bir işi başarma ve bir işlemi amaca uygun olarak sonuçlandırma yeteneği, maharet. Vücudun, yapılması güç alıştırmalara yatkın olması durumu.

Surat : Yüz. Soğuk davranma. Somurtkanlık, asık yüzlülük.

Yemek : Yemek yeme, karın doyurma işi. Kandırmak. Isırmak. Gücünü kırmak, perişan etmek, mahvetmek. Ağızda çiğneyerek yutmak. Harcamak, tüketmek, bitirmek. Aşındırmak, kemirmek, oymak, delmek. Harcanmak, kullanılmak, sarf edilmek. Birine alacağını vermemek, ödememek. Batmak, çizmek, kaşındırmak, dalamak. Yenmek için pişirilip hazırlanmış yiyecek, aş, taam, ekmek. Günün belli saatlerinde yenilen besin. Yasal yoldan cezalandırılmak. Konuklara yiyecek verilerek yapılmış olan ağırlama. Hoşa gitmeyen kötü bir duruma uğramak, tutulmak. Başkasının parasını harcamak. Hakkı olmayan ve kendisine yasak edilmiş bulunan bir şeyi kabul etmek. Sürekli üzmek, tedirgin etmek.

Davra : Saban kılıcını sıkan çivi.

Kadın : Erişkin dişi insan, hatun, hatun kişi, zen. Analık veya ev yönetimi bakımından gereken erdemleri, becerileri olan. Bayan. Hizmetçi bayan.

Bakış : Bakma işi.

Beğe : Hayvanların yem yediği yer. (Susuz Kars).

Eğdi : Yüksek dallardaki meyveleri toplamaya yarayan çatal ağaç. Sebze diplerindeki otları kesmeye ve sebzelerin diplerini kabartmaya yarayan bir çeşit çapa. Ağaç kaşıkların içini oymaya yarayan bir çeşit araç. Sakaların kullandıkları su omuzluğu. Peteklerden bal almakta kullanılan eğri uçlu demir araç. Kaşık, kepçe ve tabak yapmak için kullanılan ağız kısmı yarım ay biçiminde araç. (Çınarlık Çarşamba Samsun; Kuzköy Akkuş Ordu). Ağaç, oymakta kullanılan oluklu âlet. Ucu eğri ağaç, gelberi.

 

Bece : Ocak. Pencere, tavan penceresi, dumanın çıkması ve evin ışık alması için toprak damlarda açılan delik. Arı oğulu.

Bakı : Özellikle dağlık yörelerde bir yamacın güneş ışınlarına, güneye veya kuzeye karşı konumunu belirleyen, bunun sonucu olarak da doğal şartlarını tespit eden durumu. Denetleme. Fal.

Darı : Buğdaygillerden, kuraklığa dayanıklı bir bitki, akdarı (Panicum miliaceum). Mısır. Bu bitkinin buğday yerine besin olarak kullanılan tohumu.

Sura : Yumuşak ince bir tür ipekli kumaş. Bu kumaştan yapılan.

Kadı : Tanzimata kadar her türlü davaya, Tanzimat ile Medeni Kanun arasındaki dönemde ise yalnız evlenme, boşanma, nafaka, miras davalarına bakan mahkemelerin başkanları.

Yeme : Yemek işi. Yiyecek.

Ağır : Tartıda çok çeken, hafif karşıtı. Değeri çok olan, gösterişli. Dokunaklı, insanın gücüne giden, kırıcı. Yoğun. Sindirimi güç (yiyecek). Çetin, güç. Çapı, boyutu büyük. Yavaş. Ağır sıklet. Keskin, boğucu (koku). Fiziksel sebeplerden dolayı güç işiten (kulak). Kısık, alçak. Yavaş bir biçimde. Ciddi. Ağırbaşlı, ciddi. Sıkıntı veren, bunaltan. Davranışları yavaş olan.

Diğer dillerde Siğilli bıcılgan anlamı nedir?

İngilizce'de Siğilli bıcılgan ne demek ? : dermatitis verrucosa