Solungaç fistülü nedir, Solungaç fistülü ne demek

Solungaç fistülü; Veteriner alanında kullanılan bir terimdir.

Veterinerlikte sözlük anlamı:

Embriyonel gelişim sırasında yutak yarıklarının, tek veya iki taraflı olarak kapanmaması ve boyun bölgesinden dışarıya açılmasıyla belirgin, taylarda görülen bir yapılış bozukluğu, boyun fistülü, branşiyal fistül.

Solungaç fistülü kısaca anlamı, tanımı

Fistül : Akarca

Solungaç : Suda yaşayan hayvanların solunum organı, galsame.

Yapılış bozukluğu : Bir organda veya vücudun daha büyük bir kesiminde, gelişim sürecinde kendine özgü nedenlerle oluşan, herhangi tipteki bir kusurlu gelişim, kusurlu oluşum, malformasyon, kusurlu oluşum, oluşum anomalisi. Kusurlu gelişimle belirgin anomali, dismorfiya, disgenezis.

Branşiyal fistül : Solungaç fistülü.

Embriyonel : Embriyoyla ilgili, embriyonel döneme ait olan.

Sırasında : Gerekince, yerinde ve zamanında.

Belirgin : Belirmiş durumda olan, göze çarpan, besbelli, açık, bariz, sarih. Açık bir biçimde.

Embriyon : Yumurtadan meydana gelen, yumurta zarı, yumurta kabuğu ya da vücudu içinde bulunan ve gelişmesinin erken evrelerinde olan genç bir organizma.

Kapanma : Kapanmak işi.

Yapılış : Yapılma işi. Bir şey yapılırken gerçekleştirilen özellik, nitelik, kuruluş, bünye.

Gelişim : Gelişme işi. Aksiyon. Serpilip büyüme. İlerleme, inkişaf, tekâmül.

 

Taraflı : Yanı ve yönü olan. Herhangi bir yöreden olan. Yandaş.

Embriyo : Oğulcuk.

Açılma : Açılmak işi. Bir grupta, sıraların jimnastik alıştırmaları için dağınık düzene girmesi. Bir film çekiminde karanlıkta başlayıp gittikçe aydınlanarak görüntülerin belirmesine dayanan noktalama. Çatlama.

Dışarı : Dış çevre, dış yer, hariç, içeri karşıtı. Dışa, dış çevreye. Kişinin konutundan ayrı olan yer. Yurt dışı.

Yapılı : Yapısı herhangi bir nitelikte olan. Vücudu gelişmiş, iri.

Bölge : Sınırları idari, ekonomik birliğe, toprak, iklim ve bitki özelliklerinin benzerliğine veya üzerinde yaşayan insanların aynı soydan gelmiş olmalarına göre belirlenen toprak parçası, mıntıka. Vücut yüzeyinde sınırları belli herhangi bir bölüm, nahiye.

Boyun : Gövdenin başla omuz arasında kalan bölgesi. Testi, şişe, güğüm gibi kaplarda dar olan üst kısım. Dağ sırtlarında geçmeye elverişli alçak yer.

Bozuk : Bozulmuş olan. Kızgın, sıkıntılı. Madenî para, bozuk para. Görevini yapamaz duruma gelmiş (organ). Türk halk müziğinde, bağlamadan biraz büyük ve meydan sazından küçük dokuz telli bir saz. Kötümser, gergin, huzursuz, karışık.

Diğer dillerde Solungaç fistülü anlamı nedir?

İngilizce'de Solungaç fistülü ne demek ? : branchial fistula