Tere nedir, Tere ne demek

Tere; bir bitki bilimi terimidir. kökeni farsça dilinden gelmektedir.

  • Turpgillerden, yaprakları salata olarak yenen baharlı bir bitki (Lepidium sativum)

Yerel Türkçe anlamı:

Tereyağ.

Biyoloji'deki anlamı:

Hardalgiller (Brassicaceae) familyasından, yaprakları salata olarak kullanılan, tek yıllık bitkiler.

Diğer sözlük anlamları:

Sebze, sebzevat.

İngilizce'de Tere ne demek? Tere ingilizcesi nedir?:

garden cress, false fennel

Fransızca'da Tere ne demek?:

cresson

Tere hakkında bilgiler

Tere (Lepidium sativum), turpgiller (Brassicaceae) familyasından, yaprakları salata olarak yenen baharlı bir bitki türüdür, vücuttaki yağ yakımını hızlandırıyor. İnce yaprakları pişince acılaştığı için çiğ yemek gerekir. Ayrıca içinde birçok vitamin barındıran bir bitkidir.

Anadolu'da bolca yetişir. Anavatanı Asya'dır. Karaciğere faydalıdır. Sigaranın zararlarını azaltır.

Yabani olanına ıspatan denir.

Tere ile ilgili Cümleler

  • Tereciye niye tere sattınız?
  • Ali ve Mary neden tereddütlüler?
  • Bir sürü ekmeğimiz var ve tereyağına gelince gereğinden fazlasına sahibiz.
  • Tereddüt etmeden gerçekten emin olmalısın.
  • Tereciye tere satmayın.
  • Tom'un tostunda tereyağ isteyeceğini düşündüm.
  • Tereddüt etmeden karısına gerçeği söyledi.
  • Tereciye tere satma.
  • Tere yağını peynirden daha çok seviyorum.
  • 1951'de Rahibe Teresa o zamanlar Hindistan'ın en büyük şehri olan Kalküta'ya gönderildi.
  • Tereciye tere satılmaz.
  • Buzdolabında çok tereyağ kalmadı.
  • O tereddüt etmeden kabul etti.
 

Tere anlamı, tanımı:

Turp : Turpgillerden, yaprakları tüylü, çiçekleri beyaz, sarı, mor renkli bir bitki (Raphanus sativus). Bu bitkinin yenilen etli, yumru kökü.

Yaprak : Sarma yapılmış olan asma yaprağı. Kitap, defter vb. şeylerde ön ve arka yüzü oluşturan kâğıtlardan her biri, varak. Bitkilerde solunum, karbon özümlenmesi, terleme vb. olayların oluştuğu, çoğu klorofilli, yeşil ve türlü biçimdeki bölümler. Eni 50, boyu 75 santimetre olan bayrak ölçüsü. Birkaç parça eklenerek yapılmış olan şeylerde her parça. Börek, baklava vb. şeylerde yufka. Kat kat ayrılabilen şeylerde kat.

Salata : Genellikle bazı çiğ ot ve sebzelerle yapılan, yağ, limon vb. maddeler konulan, yemeklerle birlikte yenen yiyecek.

Baharlı : Baharatlı.

Bitki : Bulunduğu yere kök vb. organlarıyla tutunan, çoğunlukla fotosentez sonucu yaşam için gerekli bileşenleri oluşturan, birçoğu spor veya tohum aracılığıyla döl vererek çoğalan bir veya çok yıllık, otsu, odunsu canlıların genel adı, nebat.

Çayır teresi : Turpgillerden, beyaz çiçekli, yabani bir bitki (Cardemina pratensis).

Su teresi : Turpgillerden, su kenarlarında yetişen, tereye benzeyen, çok yıllık ve otsu bir bitki (Nasturium officinale).

Yaban teresi : Horozcuk otu.

Tere batmak : Çok terlemek.

Terebentin : Kozalaklılardan ve bazı ağaçlardan ya kendi kendine ya da ağacın çizilmesiyle akan, yağlı boya, yağlı vernik üretiminde ve inceltilmesinde kullanılan, ince, renksiz, kokulu reçine, terementi.

 

Tereci : Tere yetiştiren veya satan kimse.

Tereciye tere satmak : Birine çok iyi bildiği bir şeyi öğretmeye kalkmak.

Tereddi : Yozlaşma.

Tereddi etmek : Soysuzlaşmak, yozlaşmak.

Tereddüt : Kararsızlık, duraksama, ikircik, ikirciklik.

Tereddüt etmek : Kararsız davranmak, duraksamak.

Tereddütlü : Tereddüdü olan, duraksamalı. Tereddüde yol açan.

Tereddütsüz : Tereddüdü olmayan, duraksamasız. Kararlı olarak, duraksamadan. Tereddüde yol açmayan.

Terek : Evlerin veya dükkânların yüksekçe yerinde bulunan raf. Başlık veya şapkanın öndeki çıkıntılı bölümü, terek.

Tereke : Miras.

Terekküp : Birkaç şeyin bileşmesinden oluşma, bileşme.

Terekküp etmek : Birkaç şeyden oluşmak, bileşmek.

Terelelli : Hafif ve hoppa.

Terementi : Terebentin.

Terennüm : Güzel ve alçak sesle şarkı söyleme. Kuş şakıma, ötme. Anlatma, ifade etme.

Terennüm etmek : Güzel ve alçak sesle şarkı söylemek. anlatmak, ifade etmek.

Teres : Pezevenk.

Teressüp : Çökelme.

Teressüp etmek : Dibe çökmek.

Terettüp : İş vb. için gerekme, ait olma. Gerekme, icap etme.

Terettüp etmek : Gerekmek. ödev olarak üzerine düşmek.

Tereyağı : Sütten çıkarılan yemeklik yağ, sağyağ, sadeyağ, sarı yağ.

Tereyağı gibi : Çok yumuşak (elma, armut).

Tereyağından kıl çeker gibi : Her türlü mecburiyetten, mükellefiyetten ve sorumluluktan kolayca sıyrılarak. bir işi kolayca yaparak, becerikli bir biçimde.

Tereyağlı : Tereyağı ile yapılmış.

Akıl terelelli : Pek delişmen, kendisinden ciddi bir düşünce, davranış beklenmeyen kimseler için kullanılan bir söz.

Kan tere batmak : Kan ter içinde kalmak.

Familya : Aile. Karı, eş. Birçok ortak özelliği sebebiyle bir araya getirilen cinslerin topluluğu, fasile.

Vücut : İnsan veya hayvan gövdesi, beden. Var olma, varlık.

İnce : İyiden iyiye, enikonu, ayrıntılı. Düşünce, duygu veya davranış bakımından insanın sevgi ve saygısını kazanan, zarif, kaba karşıtı. Ayrıntılı. Aşırı özen gerektiren, kaba karşıtı. Zayıf. Akışkanlığı çok olan, yoğun ve koyu olmayan (sıvılar). Hafif, gücü az. Tiz (ses), pes karşıtı. Taneleri ufak, iri karşıtı. Kendi cinsinden olanlara göre dar ve kalınlığı az olan, kalın karşıtı.

Yemek : Konuklara yiyecek verilerek yapılmış olan ağırlama. Hoşa gitmeyen kötü bir duruma uğramak, tutulmak. Yasal yoldan cezalandırılmak. Aşındırmak, kemirmek, oymak, delmek. Yemek yeme, karın doyurma işi. Ağızda çiğneyerek yutmak. Birine alacağını vermemek, ödememek. Isırmak. Batmak, çizmek, kaşındırmak, dalamak. Harcanmak, kullanılmak, sarf edilmek. Günün belli saatlerinde yenilen besin. Hakkı olmayan ve kendisine yasak edilmiş bulunan bir şeyi kabul etmek. Gücünü kırmak, perişan etmek, mahvetmek. Kandırmak. Yenmek için pişirilip hazırlanmış yiyecek, aş, taam, ekmek. Harcamak, tüketmek, bitirmek. Başkasının parasını harcamak. Sürekli üzmek, tedirgin etmek.

Gerek : İcap. Gerçekleşmesi zorunlu olarak beklenen, lazım.

Vitamin : Besinlerde bulunan, vücutta genellikle yapılmayan, yağda veya suda çözünebilme özelliği olan, eksikliği veya fazlalığı çeşitli hastalıklara yol açan maddelere verilen genel ad.

Anadolu : Ön Asya'nın bir parçası olarak Türkiye'nin Asya kıtasında bulunan toprağı, Rum.

Tere otu : Dereotu.

Tere türe : Tere otu gibi yenir sebzeler.

Tere yer : Taze ot bitmiş yer.

Terebentin sakızı : Canlı çam ağaçlarından elde edilen alkol, eter, kloroform ve donar asetik asitte çözünebilen, yanıcı, yapışkan, reçine ve terebantin yağı karışımı, koyu ağdalı bir sıvı.

Terebentin yağı : Terebentinli reçinelerden çıkarılan ince, renksiz, eterli yağ. Yağlıboya, yağlı vernik üretiminde ve inceltilmesinde kullanılır. Formülü C10H16, yoğunluğu (15 °C’da) 0,86-0,875 g/mL, kapalı kapta parlama noktası 32 °C-46 °C, kırma indisi (20 °C’da) 1,463-1,483 olan, suda çözünmeyen, terebantin sakızının su buharı damıtmasıyla elde edilen, yanıcı ,renksiz, sağlığa zararlı sıvı bir madde.

Terebra : Hymenoptera’ların ovopozitörünün birinci ve ikinci valvuladan meydana gelen ve fonksiyonel olan kısmı.

Terebratula : Kolsu ayaklılar (Brachiopoda) dalından, kabukları uzun, Akdeniz ve Atlantik Okyanusu'nda yaşayan türleri olan bir cins. (zooloji) (Terebratula): Kolsu-ayaklılar (Brachiopoda) dalından bir yumuşakçamsı cinsi. Kabukları uzuncadır. Akdeniz ve Atlantik Okyanusunda bulunur. Kolsu ayaklılar (Brachiopoda) şubesinden, kabukları uzun, Akdeniz ve Atlas Okyanusu’nda yaşayan türleri olan bir cins.

Terece : Eski evlerde ocağın iki yanındaki kalın duvarlar oyularak yapılan ve ufak tefek şeyler koymaya yarayan göz. Kiler. Buzağının doğduktan sonra bir süre korunduğu yer. Ocaklıkların kenarında bulunan iğne, iplik, kibrit vb. koyulan üçgen biçiminde küçük oyuk. (Küplüce *Gümüşhacıköy -Amasya) (II) Baca. (Başkışla *Karaman -Konya) Pencere.

Terecik : Tifo.

Terecilik : Terecinin yaptığı iş.

Diğer dillerde Tere anlamı nedir?

İngilizce'de Tere ne demek? : [Tere] n. Terry, female first name (form of Theresa)

adj. tender, delicate, fragile, frail, cobweb, ticklish, pernickety, nice, kittle

n. sweat, perspiration, sudation, transpiration

Fransızca'da Tere : cresson [le]

Almanca'da Tere : n. Kresse

Rusça'da Tere : n. кресс-салат (M)