Tolu kesmek nedir, Tolu kesmek ne demek
Yerel Türkçe'deki anlamı:
O yıl dolunun az yağması dileği ve inancıyla ailenin ilk çocuğu ilk yağan doluyu ikiye bölmek.
Tolu kesmek kısaca anlamı, tanımı
Tolu : Kuyudan su çıkarılan tahta ya da çinko kova. Buz tanesi biçiminde yağan kar, dolu. Deniz. Kuyudan su çekmeye yarayan ağaç kova. [Bakınız: dolu]
Kesme : Kesmek işi. Nazımda veya nesirde, bir cümleyi sonu anlaşılacak biçimde yarım bırakma sanatı, kat. Kesme işareti. Teneke, sac vb.ni kesmek için kullanılan makas. Çizgisel iki doğru parçası ve bir eğri yayı ile sınırlanan düzlem yüzeyi. İki çekimin birbirine doğrudan doğruya bağlanmasından, iki ayrı çekimin birbirini izlemesinden doğan durum. Kesin, değişmez, maktu. Lokum. Kıyılarımızda yaygın olarak bulunan, yuvarlak tepeli, 5 metre kadar boylu, her dem yeşil, yaprakları küçük ve kenarları testere dişli, çiçekleri yeşilimsi beyaz renkli olan bir süs ağacı, akçakesme (Phillyrea latifolia). Küp biçiminde veya köşeli olarak kesilmiş olan.
Kesmek : Bıçak, makas vb. bir araçla bir şeyi ikiye ayırmak, parçalamak, doğramak. Karşı cinsten birisini sürekli olarak süzmek, dikkatli bir biçimde bakmak. Belirtmek, kararlaştırmak. Yazıyı, filmi kısaltmak. Rüzgâr, soğuk vb. çok etkili olmak. Birini yermek, kötülemek. Oyuncuyu takım kadrosuna almamak. Akımı durdurmak. Hasta organı ameliyatla almak. Bir şeyden yoksun bırakmak, vermemek. Vahşice öldürmek. Kesici bir araçla yaralamak. Azaltmak, güçleştirmek. Hayvanın başını gövdesinden ayırmak, boğazlamak. Ara vermek. Son vermek, gidermek. Geçişi önlemek. Para basmak. İskambil kâğıtlarında destenin üzerinden bir bölümünü kaldırıp öte yana koymak. Susmak. Verilecek şeyin bir bölümünü alıkoyup vermemek. Ucunu almak. Dibinden ayırmak. Bölmek, ayırmak. Düzgün parçalara ayırmak. Uydurmak, yalan söylemek.
İnancı : İnancılığı savunan, fideist.
Bölmek : Bir bütünü iki veya daha çok parçaya ayırmak, taksim etmek. Birliğin bozulmasına yol açmak, parçalamak. Bir niceliği iki veya daha çok eşit parçaya ayırmak.
Dolun : [Bakınız: Tolun]. Diyarbakır ili, Kulp ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.
Yağan : Yağmur, kar. Aksaray şehrinde, merkez ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi. Erzurum kenti, Köprüköy ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.
O yıl : Geçen yıl.
Bölme : Bölmek işi, ayırma, parçalama, taksim. Cins kavramlarını tür, alt tür kavramlarına ayırma işi. Büyük bir yeri, alanı küçük oda veya kısımlara ayıran ince duvar veya tahta perde. Kalın ağaç gövdesinden odun veya tekne yapmak için ayrılan tomruk. Gemilerin içinde, su baskını, yangın vb. durumlarda, ara kapılar kapandığında arızanın veya hasarın yayılmasını önlemek için kullanılan birbirlerinden ayrılmış yerler. Salon, oda, sofa vb. büyük bir yerden ayrılmış daha küçük yer. Dört işlemden biri, taksim.
Yağma : Yağmak işi. Birçok kişinin zor kullanarak ele geçirdikleri malı alıp kaçması, talan. Baskın veya zor kullanarak elde edilmiş olan. Akıncıların düşman topraklarına yaptıkları baskın, çapul.
Çocu : Çocuğu.
İnan : İnanmak işi. Bir kimse veya şeyin doğruluğunu, büyüklüğünü ve gücünü sarsılmaz bir duygu ile benimseme. Tanrı'ya duyulan sınırsız inanış, iman, itikat.
Dolu : Havada su buğusunun birden yoğunlaşıp katılaşmasından oluşan, türlü irilikte, yuvarlak veya düzensiz biçimli buz parçaları durumunda yere hızla düşen bir yağış türü. Çok olan (iş, uğraş, olay vb.). İçi boş olmayan, dolmuş, meşbu, pür, boş karşıtı. İçki doldurulmuş bardak. Boş yeri olmayan, her yeri tutulmuş olan. Boş vakti olmayan, meşgul. İçinde atılacak mermisi bulunan (top, tüfek vb. ateşli silahlar). Tornacılıkta delik açılmamış (gereç). Bir yerde sayıca çok. Bir duygunun güçlü etkisinde olan.
Yağa : Boş gezen.
Aile : Evlilik ve kan bağına dayanan, karı, koca, çocuklar, kardeşler arasındaki ilişkilerin oluşturduğu toplum içindeki en küçük birlik. Eş, karı. Aynı gaye üzerinde anlaşan ve birlikte çalışan kimselerin bütünü. Temel niteliği bir olan dil, hayvan veya bitki topluluğu, familya. Aynı soydan gelen veya aralarında akrabalık ilişkileri bulunan kimselerin tümü. Birlikte oturan hısım ve yakınların tümü.
İlk : Zaman, sıra, yer ve önem bakımından ötekilerden önce gelen, son karşıtı. Herhangi bir şeyin en önde olanı, önce geleni. Birinci olarak, en başta.
Yıl : Dünya'nın, Güneş çevresinde tam bir dolanım yapması için geçen 365 gün, 5 saat ve 49 dakikalık zaman. Miladi takvime göre ocak ayının birinde başlayıp aralık ayının otuz birinde sona eren on iki aylık dönem, sene. On iki aylık dönem.
Ve : Türk alfabesinin yirmi yedinci harfinin adı, okunuşu. İki kelime veya iki cümle arasına girerek aralarında bir bağ olduğunu anlatan söz.
Az : Nicelik, nitelik, güç, süre, sayı bakımından eksik, çok karşıtı. Alışılmış olandan, umulandan veya gerekenden eksik olarak. Azot elementinin simgesi.
Diğer dillerde Tolu balzam anlamı nedir?
İngilizce'de Tolu balzam ne demek ? : tolu balsam

Bu kısımda Tolu kesmek nedir? Tolu kesmek ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Tolu kesmek tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Tolu kesmek hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.