Vahdetivücut nedir, Vahdetivücut ne demek

Vahdetivücut; bir felsefe terimidir. kökeni arapça dilinden gelmektedir.

Vahdetivücut hakkında bilgiler

Sufi metafiziği başlıca Vahdet (birlik) düşüncesi etrafında gelişmiştir. Öyle ki varlık bir "Mutlak Varlık" ve O'nun aynada yansımalarından oluşan görüntülerden ibarettir. Bu anlayışı açıklayan iki farklı ifade biçimi kullanılır; Vahdet-i vücud (varlık birliği) ve vahdet-i şuhut (Görünenlerin birliği). Bazı İslami reformcular bu iki deyim arasındaki farklılığın sadece semantik ve deyimle ilgili olduğunu, özünde bir farklılık içermediğini söylerler. Sufi metafiziğinde diğer dikkat çeken konular hulul, teşkik, ve maksut birliği gibi konulardır.

Tanrı ile evren arasındaki ilişkinin tarzı sufiler arasında olduğu gibi, sufi olmayan müslümanlar arasında da tartışılagelmekte olan bir konudur.

Tasavvuf düşüncesinde, yaratanla yaratılanın tek kaynaktan geldiğini ve "bir" olduğunu savunan görüştür. Vahdet-i vücut, Panteizm'deki gibi tek hakikatin parçalandığını ve sadece içkinliğini savunmaz. Materyalist panteizm veya monizm gibi ilk ilke ile evrendeki her şey arasında maddî bir bütünlüğü tasavvur etmez ve savunmaz.

Sûfilere göre kendiliğinden var olan (kaimun bizatihi) varlık (vücûd) birdir; o da Hakk Teâlâ'nın varlığıdır. Bu varlık ezelidir; çoğalma, bölünme, değişme, yenilenme kabul etmez. Ancak Hak, zatı itibariyle değil; sıfat ve fiilleri itibariyle bütün suret ve şahıslarda mutlak olmaktan çıkmaksızın ve asla değişikliğe uğramaksızın tezâhür ve tecellî etmektedir. İçinde farklılıklar ve değişme barındıran tüm evren ve içindeki canlı ve cansız her unsur, ancak O'nun varlığı ile ayakta durmaktadır.

 

Vahdetivücut anlamı, kısaca tanımı:

Varlık : Para, mal, mülk, zenginlik, variyet. Var olma durumu, mevcudiyet. Önemli, yararlı, değerli şey. Ömür, hayat. Kalıcı olan, gelip geçici olmayan şey. Var olan her şey. Canlı varlıkların sayısal yoğunluğu veya dağılımı, popülasyon.

Birli : Bir parçadan oluşan, kendinde herhangi bir şeyden bir tane bulunan. As.

Vahdet : Bir olma, tek olma, birlik, teklik.

Başlıca : En önemli, başta gelen.

Düşünce : İlke, yönetici sav. Tasa, kaygı, sıkıntı. Uzay ve zamanın ötesinde, öznenin dışında, kendiliğinden var olan, duyularla değil, yalnızca ruhen algılanabilen asıl gerçeklik, mütalaa, fikir, ide, idea. Niyet, tasarı. Dış dünyanın insan zihnine yansıması.

Etraf : Yanlar, taraflar. Çevre. Bir kimsenin sürekli ilişkide bulunduğu kimseler, yakınlar, muhit.

 

Gelişmiş : Gelişme gösteren, ümranlı.

Ayna : İyi bir durumda, yolunda. Akıntı ve anaforun birleştiği yerde oluşan su burgacı. Karagöz oyununda perde. Atların diz kapağı. Doğramacılık ve yapıcılıkta çerçeve içine geçirilen tahta veya taş levha. Gemilerde işaretçi erlerin kullandığı dürbün. Işığı yansıtan, varlıkların görüntüsünü veren, cilalı ve sırlı cam, gözgü, mirat. Küreğin yassı uç bölümü. Bir olayı, bir durumu yansıtan, göz önünde canlandıran olay, durum, şey.

Yansıma : Yansımak işi. Işık dalgaları yansıtıcı bir yüzeye çarparak yön değiştirme, inikâs. Doğa seslerine benzer seslerle yapılmış olan kelime, taklidî kelime, onomatope: Gürültü, şırıltı, bıngıldak, güm güm, vızıldamak vb.

Görüntü : Gölge oyununda Karagözcünün perdeye yansıttığı görsel malzeme. Manzara. Sayı doğrusu üzerinde bir sayıya karşı gelen nokta. Herhangi bir nesnenin mercek, ayna vb. araçlarla oluşturulan biçimi, hayal. Gerçekte var olmadığı hâlde varmış gibi görünen şey, hayalet. Bir film üzerinde sıralanmış resimlerin gösterici yardımıyla ekrana art arda düşürülmesi sonunda hareketin yeniden kurulmasıyla ortaya çıkan görünüş, görüntülük üzerindeki hareketli resimler bütünü.

Varlık birliği : Yaratılanla yaratanın bir oluşunu, tek kaynaktan geldiğini savunan tasavvuf görüşü, vahdetivücut.