Vazo nedir, Vazo ne demek

Vazo; kökeni italyanca dilinden gelmektedir.

  • Çiçek koymak için kullanılan, cam, toprak, porselen vb. maddelerden ve çeşitli madenlerden yapılan, türlü boyut ve biçimlerde olabilen kap

"Vazo" ile ilgili cümle örnekleri

  • "Zambakları vazoya yerleştirdim." - A. Ağaoğlu

Vazo hakkında bilgiler

Vazo, genel olarak çiçek koymak için kullanılan, cam, porselen, toprak gibi farklı malzemelerden, türlü boyut ve şekillerde yapılabilen kap. Sözcük Türkçeye, İtalyanca vaso kelimesinden geçmiştir.

Vazo ile ilgili Cümleler

  • O, vazoyu kırdı.
  • Vazo bulunmuyorsa, John onu çalmakla suçlanabilir.
  • O kırık vazo onarılamaz.
  • Jale, Mustafa onun vazosunu kırdıktan sonra nefretle doldu.
  • Vazo masanın üzerinde.
  • Vazo yere düştü ve kırıldı.
  • Vazo sehpaya devrilince irkildim.
  • Vazo masanın üstünde.
  • O, eski vazosunu yenisiyle değiştirmek istedi.
  • Bu vazo çok kırılgan.
  • Ali pencerenin yanındaki masada bir vazo çiçek gördü.
  • Vazo yere düştü ve parçalandı.
  • Senin için vazo koleksiyonunu temizlemiyorum.
  • Vazoda birkaç güzel gül var.

Vazo anlamı, kısaca tanımı:

Çiçek : Davranışları hafif, toplum kurallarına uymayan kimse. Süblimleşme veya çiçeksime yoluyla elde edilen toz. İrinli kabarcıklar dökerek yüzde izler bırakan ateşli, ağır ve bulaşıcı bir hastalık. Çiçek açan kır veya bahçe bitkisi. Bir bitkinin, üreme organlarını taşıyan çoğu güzel kokulu, renkli bölümü.

 

Koymak : Bir şey veya kimse için kullanmayı belirlemek, ayırmak. Katmak, eklemek. Bırakmak, terk etmek. İmza, tarih, adres yazmak. Bir kimseyi işe yerleştirmek, birine iş sağlamak. Bir şeyi bir yere bırakmak, belli bir yere yerleştirmek. Etkilemek, dokunmak. Uyulması gereken kuralları belirlemek, ortaya çıkarmak. Bırakmak.

Toprak : Ülke. Kara. Yer kabuğunun, toz durumuna gelmiş türlü kütle kırıntılarıyla, çürümüş organik cisimlerden oluşan ve canlılara yaşama ortamı sağlayan yüzey bölümü. Yer kabuğunun bu bölümünden yapılmış. Memleketli. Arazi, tarla.

Porselen : Kaolinden yapılma, beyaz, sert ve yarı saydam çömlek hamuru. Bu hamurdan yapılmış (tabak vb.).

Türlü : Çok çeşitli özellikleri olan, çeşit çeşit, muhtelif. Çeşitli sebzelerle pişirilen yemek.

Boyut : Durum, nitelik. Film veya fotoğrafta boyut, format. Genişlik, kapsam. Doğruların, yüzeylerin veya cisimlerin ölçülmesinde ele alınan üç doğrultudan uzunluk, genişlik ve derinlikten her biri, buut. Bir cismin herhangi bir yöndeki uzantısı.

Vazolunma : Vazolunmak işi.

Vazolunmak : Konulmak.

Madde : Molekül. Sözlük ve ansiklopedilerde tanımlanan, anlatılan kelime, ad veya konulardan her biri. Bir cismi oluşturan öge, öz. Duyularla algılanabilen nesne. Yasa, sözleşme, antlaşma vb. metinlerde, her biri başlı başına bir yargı getiren ve çoğu kez rakamla belirtilen bölüm. Para, mal vb. ile ilgili şey. Boşlukta yer kaplayan, bir kütlesi olan her türlü varlık, özdek. Kendi içinde bütünlüğü olan anlatım.

 

Maden : Metal. Yer kabuğunun bazı bölgelerinde çeşitli iç ve dış doğal etkenlerle oluşan, ekonomik yönden değer taşıyan mineral. Maden ocağı veya maden işletmesi. Bu mineralden yapılmış. Kolay ve iyi kazanç sağlayan iş veya parası elinden kolaylıkla alınan kimse. Elâzığ iline bağlı ilçelerden biri. Çok değerli şeyleri kapsayan kaynak. Uyuşturucu, esrar, eroin.

Biçim : Yazı ve simgelerin bilgisayarda kullanılmaya elverişli çerçevesi, düzeni, format. Herhangi bir şeyin benzeri. Tarz. Biçme işi. Şiirlerin kuruluş ve uyak düzenlerine göre olan dış görünüşü, şekil. Yakışık alan şekil, uygun şekil. Bir nesnenin dış çizgileri bakımından niteliği, dıştan görünüşü, şekil, eşkâl. Disket vb.nin bilgisayarda kullanılabilir durumu. Sanat ve edebiyat eserlerinde dış görünüş, form.

Genel : Yetkisi ve sorumluluğu çok olan. Herkesin yararlanabileceği (yer, nesne). Ayrıntıları göz önüne alınmayarak bütünü bakımından ele alınan. Bir şeye veya bir kimseye özgü olmayıp onun bütün benzerlerini içine alan, umumi. Bir genelleme sonucunda elde edilen.

Farklı : Farkı olan, aralarında fark bulunan, değişik, ayrımlı.

Malzeme : Gereç. Bir eserin hazırlanmasında yararlanılan bilgi ve kaynakların tamamı.

Şekil : Biçim. Bir kavramın, düşüncenin, olayın veya işin değişik oluş biçimi. Bir konuyu açıklamaya yarayan resim veya çizim. Toplumsal bir bütünün kuruluş biçimi. Davranış biçimi, tutum, yol, tarz. Biçim. Bazı matematiksel varlıkların gösterilmesine yarayan resim. Anlatım biçimi.

Vazoaktif : Kan damarlarının çapı üzerine bir etki gösteren.

Vazodepresör : Kan basıncını düşüren veya damar iç boşluğunu genişleten.

Vazodepresör baygınlık : Vazovagal baygınlık.

Vazodepresyon : Kan basıncında düşme, kollaps.

Vazodilatasyon : Kan damarlarının genişlemesi.

Vazodilatatör ilaç : Kan damarlarının genişlemesine neden olan ilaç.

Vazodilatatör şok : Damarların genişlemesi nedeniyle venöz kanın geri dönüşümünün engellenmesi sonucu oluşan şok, sentral şok.

Vazodilatör : Kan damarlarının genişlemesine sebep olan maddeler.

Vazoetkin intestinal peptit : Dış salgıları artıran, düz kaslarda gevşeme meydana getiren, 28 amino asitten oluşan nörotransmitter bir madde.

Vazohipertonik : Kan damarları gerginliğinin artması.

Diğer dillerde Vazo anlamı nedir?

İngilizce'de Vazo ne demek? : [vazar] v. pour; ebb, leak; scoop

n. vase

Fransızca'da Vazo : vase [le]

Almanca'da Vazo : n. Vase

Rusça'da Vazo : n. ваза (F), урна (F)