Porselen nedir, Porselen ne demek

Porselen; kökeni fransızca dilinden gelmektedir.

  • Kaolinden yapılma, beyaz, sert ve yarı saydam çömlek hamuru
  • Bu hamurdan yapılmış (tabak vb.).

"Porselen" ile ilgili cümle örnekleri

  • "Maroken bir koltuğa uzanmış, beyaz porselenden bir pipoyu içiyordu." - Ö. Seyfettin

Güzel Sanatlar alanındaki anlamı:

Arıkilden yapılmış ve saydam bir mine ile kaplanmış çömlekçi işi.

Bilimsel terim anlamı:

Kaolin, feldspat ve kuvarsın birlikte pişirilmesiyle yapılan, ak, yarı saydam, yoğun ve su geçirmez özdek.

İngilizce'de Porselen ne demek? Porselen ingilizcesi nedir?:

china, porcelain

Fransızca'da Porselen ne demek?:

porcelaine

Osmanlıca Porselen ne demek? Porselen Osmanlıca'da ne anlama gelir?:

fağfurî

Porselen hakkında bilgiler

Porselen, sadece doğal kaynaklı hammaddelerden üretilen bir maddedir. Beyazlığını kullanılan boyalardan değil, kullanılan hammaddelerden alır; 1400 °C civarında pişirilerek pekişir; ışık geçirgenliğine sahiptir, ve sağlıklı bir üründür.

Porseleni Avrupa’ya tanıtanlar, başta Marco Polo olmak üzere, çeşitli deniz yollarını keşfeden Portekizli tüccarlar olmuştur. Porselen sözcüğü, etimolojik açıdan Ortaçağ İtalyancasındaki porcellana’dan gelir. Kabuğundan sedef elde edilen, parlak beyaz deniz kabuklusuna İtalyanlar, bu midyenin şeklini dişi domuz yavrusunun cinsel organına benzettikleri için Porcella demişlerdir {{Latincede “küçük dişi domuz; kadınlık organı” manasındadır}}. Porselen'e de aynı ismin verilmesinin nedeni, onun olsa olsa sedeften imal edilmiş olabileceğini sanmalarındandır. Kelime bize Fransızca porcelaine sözcüğünden geçmiştir.

 

Porselen; tümü killi topraktan yapılmış veya daha açık bir deyimle kil ihtiva eden ham maddelerden üretilmiş ürünlerin oluşturduğu büyük seramik grubunun bir elemanıdır. Seramik grubunun ilk ve en ilkel ürünleri balçık tuğla veya kerpiç tuğladır. Bu aşamada söz konusu olan basit, kaba seramiktir. Daha sonra ise üretim aşamaları sıralamasına göre sırasıyla toprak çanak çömlekler, majorka çinisi (elvan çini), fayans, taş eşya ,taştan oyma kap, seramik gelmekte ve porselenle bu grup en üstün ve en mükemmel formuna ulaşmış olmaktadır. Çömlek, killi topraktan elde edilen hamurun birkaç yüz derece ısıda fırınlanarak eldesidir. Kronolojik olarak bir sonraki aşama Çin’de VII.yy’dan sonra geliştirilmeye başlanan porselendir. Geleneksel manada porselen, iki tür kilin, Çin kili (kaolin) ve Çin taşının 1300 °C üzerindeki ısıda fırınlanması ile yapılır. Çömleklerin aksine vitrifiye (camsı) ve şeffaftır. En bilinen porselen çeşitlerine örnek olarak dekoratif Çin işleri, diş kuronları ve elektrik izolatörleri verilebilir.

Bugün ev ve otel grubu olarak üretilen iki tip porselenden bahsedilebilir. Ev porselenleri, gün ışığına tutulduğunda ışığı geçiren porselenlerdir. Otel grubu ise, dünya standartlarına uygun olarak, daha kalın üretilmektedir. Bir lambaya tutulduklarında, ışığı geçirdikleri görülebilir. Günümüzde restaurantlar, içine konulan yemeğin sıcaklığını muhafaza etmesi için tabağı önceden ısıtarak servise almaktadırlar. Eğer tabak kalın olursa, sıcaklığın daha uzun süre muhafaza edecek ve yemeğin lezzetine keyif katacaktır.

 

Porselen ile ilgili Cümleler

  • Bu fincanlar porselen mi?
  • Paha biçilmez porselen parçalara ayrıldı.

Porselen anlamı, tanımı:

Beyaz : Beyaz zehir. Bu renkte olan. Baskıda normal karalıkta görünen harf türü. Ak, kara, siyah karşıtı. Beyaz ırktan olan kimse.

Çömlek : Toprak tencere.

Hamur : Kâğıtta tür, nitelik. Öz, asıl, maya. Ağrı iline bağlı ilçelerden biri. Unun su veya başka sıvılarla yoğrulmuş durumu. İyi pişmemiş (ekmek ve hamur işleri).

Porselenci : Porselen yapan veya satan kimse.

Porselencilik : Porselencinin işi.

Kaolin : Arı kil.

Yapılma : Yapılmış. Yapılmak işi.

Sert : Güçlü kuvvetli. Bağışlaması, hoşgörüsü olmayan. Gönül kırıcı, katı, ters bir biçimde. Çizilmesi, kırılması, buruşması, kesilmesi veya çiğnenmesi güç olan, pek, katı, yumuşak karşıtı. Esnekliği az olan, kolayca eğilip bükülmeyen. Sarsıcı niteliği olan, çarpıcı, keskin, hafif karşıtı. Ciğerlerden gelen havanın ağız boşluğundaki tam kapalı veya yarı kapalı engellere çarpmasıyla oluşan (ünsüz), titreşimsiz, süreksiz, ötümsüz, tonsuz, sedasız. Gönül kırıcı, katı, ters. Kolay dayanılmayan, zor katlanılan, etkili, yumuşak karşıtı. Hırçın, öfkeli, hiddetli. Titizlikle uygulanan, sıkı.

Saydam : İçinden ışığın geçmesine ve arkasındaki şeylerin görülmesine engel olmayan (cisim), şeffaf, transparan. Asetat. Üzerindeki resim ve şekilleri beyaz bir zemin üzerine yansıtmak amacıyla tepegöze konan şeffaf, ışığı geçiren kâğıt veya madde, slayt. Sayısal ortamda hazırlanmış, yansıtım aygıtında kullanılmaya özgü pozitif görüntü, slayt, diyapozitif. Açık seçik, belirgin.

Doğal : Olağan, alışılmış, her zamanki gibi olan, beklenildiği gibi. Yapmacık olmayan. Kendiliğinden olan, insan eliyle yapılmamış, yapay karşıtı. Katıksız, saf. Sağduyuya, mantığa, olağan düzene uygun olan. Doğada olan, doğada bulunan. Doğada rastlandığı gibi, doğaya uygun olan, doğa güçlerine, kurallarına uyan, tabii, natürel.

Kaynak : İki metal veya yapay parçayı ısıl yolla birleştirme yöntemi, kaynaştırıp yapıştırma işi. Araştırma ve incelemede yararlanılan belge, referans. Gelir, kazanç, sağlık vb.ni sağlayıcı öge. Bir şeyin çıktığı yer, menşe. Herhangi bir enerjinin oluşup çevreye yayıldığı yer. Sırayı beklemeden başkalarının hakkını alarak mevcut sıranın ön taraflarına girme işi. Herhangi bir bilim dalında yazılmış olan yazı veya eserlerin bütünü, literatür. Bir suyun çıktığı yer, kaynarca, pınar, memba, göz.

Madde : Boşlukta yer kaplayan, bir kütlesi olan her türlü varlık, özdek. Molekül. Kendi içinde bütünlüğü olan anlatım. Sözlük ve ansiklopedilerde tanımlanan, anlatılan kelime, ad veya konulardan her biri. Yasa, sözleşme, antlaşma vb. metinlerde, her biri başlı başına bir yargı getiren ve çoğu kez rakamla belirtilen bölüm. Bir cismi oluşturan öge, öz. Duyularla algılanabilen nesne. Para, mal vb. ile ilgili şey.

Bu : En yakında bulunan bir varlığı veya biraz önce anılan bir şeyi işaret yolu ile belirtmek için kullanılan bir söz. Yerde, zamanda veya söz zincirinde en yakın olanı gösteren bir söz.

Porselen pota : Yemlerde kuru madde ve ham kül analizinin yapılmasında kullanılan ısıya dayanıklı porselen eritme kabı.

Porselen salyangozlar : Karından ayaklılar (Gastropoda) sınıfının, önden solungaçlılar (Prosobranchia) takımından, kabuğu yumurta biçiminde, ağzı dişli, üzeri parlak bir katla kaplı türleri olan bir yumuşakca cinsi.

Porselen salyangozu : Karından ayaklılar (Gastropoda) sınıfının, önden solungaçlılar (Prosobranchia) takımından, kabuğu yumurta biçiminde, ağzı dişli, üzeri parlak bir kat ile kaplı türleri olan bir yumuşakça cinsi. (Cypraea), Karından-ayaklılar (Gastropoda) sınıfının önden-solungaçlılar (Prosobranchia) takımından bir yumuşakça cinsi. Kabuğu yumurta biçiminde olup ağzı dişlidir. Üzeri parlak bir kat ile kaplıdır.

Diğer dillerde Porselen anlamı nedir?

İngilizce'de Porselen ne demek? : adj. China, ceramic

n. China, porcelain

Fransızca'da Porselen : porcelaine [la]

Almanca'da Porselen : n. Porzellan

adj. porzellanen

Rusça'da Porselen : n. фарфор (M)

adj. фарфоровый