Vizik nedir, Vizik ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Sivrisinek.

Tatarcık.

Güvercin palazı.

Sabanda, toprağı derin kazmaya engel olan ağaç çivi.

[Bakınız: vızzık].

Vizik tanımı, anlamı

Sivrisinek : Çift kanatlılardan, insan ve memeli hayvanların kanıyla beslenen, birçok türü bulunan ve bir türü sıtma mikrobu aşılayan, sulak, bataklık yerlerde çok üreyen ve bulaşıcı hastalıkları yayan uçucu böcek (Culexpipiens)

Ağaç çivi : Ayakkabıların altına çakılan çivi. (Güdül Ankara; Aksaray Niğde).

Güvercin : Güvercingillerden, hızlı ve uzun zaman uçabilen, kısa vücutlu, sık tüylü, evcilleşmiş birçok türü bulunan, yemle beslenen bir tür kuş (Columba).

Tatarcık : Sıcak ülkelerde, özellikle Akdeniz çevresinde yaşayan, türlü hastalıklara yol açan küçük bir sinek, yakarca (Phlebotomus). Şiddetli karın ağrısı.

Vızzık : Sivrisinek. Tatarcık. Sigara artığı, izmarit. Kağnıda okun boyunduruğa bağlandığı yer. Yaramaz, kötü. Tuzağa yakalanan köpeğin çıkardığı ses.

Saban : Çift süren hayvanların koşulduğu demir uçlu tarım aracı.

Güver : Tohumluk küçük soğan, arpacık soğanı.

Tatar : Postayı süren kimse. Tataristan'da, Batı Sibirya'da ve Rusya Federasyonu'nun değişik bölgelerinde yaşayan Türk soyundan bir halk ve bu halktan olan kimse.

 

Sivri : Ucu keskin ve batıcı olan. Genel tutumun veya geleneklerin dışında kalan, göze batıcı özelliği olan, aşırı. Ucuna doğru gittikçe incelen. Palamut.

Kazma : Kazmak işi. Toprağı kazıp kaldırma, düzeltme vb. işlerde kullanılan ağaç saplı demir araç. Kazılarak yapılmış. Kaba, görgüsüz (kimse).

Engel : Bir şeyin gerçekleşmesini önleyen sebep, mâni, mahzur, müşkül, pürüz, mânia, handikap. Engelli koşularda, her yarışçının üzerinden atlaması gereken tahta düzenek, bariyer. Hemzemin geçitlerde kara yolu güvenliğini sağlamak için kullanılan açılır kapanır düzenek, bariyer. Herhangi bir yolu kapamak için konulan nesne, bariyer. Kara yollarının kenarlarına yapılmış olan korkuluk, bariyer.

Palaz : Kaz, ördek, güvercin vb. bazı kuş yavrularının civcivlikten sonraki durumu.

Topra : Torba.

Derin : Dibi yüzeyinden veya ağzından uzak olan. Kendi türünde çok gelişmiş, en ileri durumda olan. Yoğun. Dip. Uzun süren. İçten gelen. Ayrıntılı. Yüzeyden içeri inen.

Tata : Kedi kovalama ünlemi. Çocuk dilinde şapka. 1.Çocuk dilinde iskemle. 2.Tahta. 1.Çocuk yemeği, mama. 2.Güveç. Dana dana : Tata nasılsın?. Peltek konuşan, kekeme. Tahta.

Olan : Oğlan. Oğlan, erkek çocuk. Vakia, olan. Oğul, evlat.

Saba : Sabah yeli. Klasik Türk müziğinde bir birleşik makam.

Çivi : İki şeyi birbirine tutturmak, bir nesneyi bir yere sabitlemek için çakılan, ucu sivri, başlı, metal veya ağaçtan yapılmış ufak çubuk, mıh. Kalkan balığının üzerindeki düğmeye benzer kemiksi oluşum.

Deri : İnsan ve hayvan vücudunu kaplayan tüy, kıl veya pulla kaplı tabaka, cilt, ten. Bu tabakadan yapılmış. Pazar veya panayır kurulan gün, dernek. İşlenerek kullanılır duruma getirilmiş hayvan postu. Toplantı, düğün.

Güve : Kurtçuğu yapağı, yünlü kumaş ve dokuma yiyen pul kanatlılardan bir böcek (Tine pellionella).

Diğer dillerde Viyozin anlamı nedir?

İngilizce'de Viyozin ne demek ? : wyosine