Wear on türkçesi Wear on nedir

  • Can sıkmak.
  • Yavaş ilerlemek.
  • Bitmek bilmemek.
  • Uzamak.
  • Geçmek bilmemek.

Wear on ile ilgili cümleler

English: What do you think I should wear on my date tomorrow?
Turkish: Yarın randevumda ne giymem gerektiğini düşünüyorsun?

English: You should swear on the Bible.
Turkish: İncil üzerine yardım etmelisin.

English: Ali can wear one of my shirts.
Turkish: Ali benim gömleklerimden birini giyebilir.

Wear on ingilizcede ne demek, Wear on nerede nasıl kullanılır?

Wear : Eskime. Giyim eşyası. Aşınmak. Dayanıklılık. Elbise. Giyinme. Aşınma. Yıpratmak. Takınmak. Takmak.

On : Çakırkeyif. Hazır. Esnasında. Makbul. Yanmak. Üstünde. Üzerinde. De. Olmakta olan. Civarında.

Wear oneself out : Yırtınmak. Didinmek. Parçalanmak.

Wear a long face : Endişeli görünmek. Yüzünde kaygı belirtisi olmak. Surat asmak. Suratı asık olmak. Yüzü asık olmak.

Wear a mask : Maske takmak. Gizlenmek. Kendini gizlemek. Kostüm giymek.

Wear a seat belt : Emniyet kemeri bağlamak.

İngilizce Wear on Türkçe anlamı, Wear on eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Wear on ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Bothers : Sinir etmek. Rahat vermemek. Daraltmak. Üzülmek. Musallat olmak. Takmak. Baş belası olmak. Rahatsız etmek. Canını sıkmak.

 

Hold over : Süre dolmasına rağmen görevine devam etmek. Geri bırakmak. Ertelemek. Bir memuriyeti işgale devam etmek. Ötelemek. Uzatmak. Uzun sürmek.

Chagrin : Tasalanmak. İç sıkıntısı. Keder. Gücenmek. Üzüntü. Ümidini kırmak. Üzmek. Utandırmak. Hayal kırıklığı.

Draw out : Görevlendirmek. Konuşturmak. İstasyondan çıkmak. Söyletmek. Çekmek. Hesabından para çekmek. Taslağını çizmek. Uzatmak. Yerleştirmek.

Lengthen : Uzanmak. Uzatmak. Daha uzun yapmak. Sulandırmak.

Bother : Canını sıkmak. Takmak. Rahatsız etmek. Daraltmak. Sinir bozmak. Sıkmak. Rahat vermemek. Sıkıntı. Dert vermek.

Nose : Koku almak. Koklayarak bulmak. Burun. Genizden çıkarmak (ses). Dikkatle ve yavaşça sürmek (araba). Burnunu sürmek. Uç. Omurgalı hayvanlarda kısmen koklama sinirlerini taşıyan mukoza zarı ile örtülü bir çift burun boşluğunu içine alan koku alma organı. Burun (uçakta).

Annoy : Gıcık etmek. Baş ağrıtmak. Dalına basmak. Sinirlendirmek. İzaç etmek. Rahatını kaçırmak. Sataşmak. Sinir etmek. Sinirini bozmak.

Elongates : Uzatmak. Sürdürmek. Çekip uzatmak. Bir nesneyi uzatmak. Gerip uzatmak.

Crawled : Krol yüzmek. Böcek istila etmek. Dolu olmak. Sürünmek. (böcekle) dolu olmak. Karıncalanmak. Dalkavukluk etmek. Emeklemek. Kaynıyor olmak.

Wear on synonyms : drag on, lingers, drags, chagrins, linger, dismay, bothering, augments, continues, crawls, be prolonged, elongating, elongate, extends, chagrining, wear away, drag, continue, augment, dismays, importunes, get longer, bugging, drag behind, crawl, act up, continueing, annoys, extend, lingered, bug, importuned, importune.