Wides türkçesi Wides nedir

Wides ile ilgili cümleler

English: Difference between the past, present, and future is nothing but an extremely widespread illusion.
Turkish: Geçmiş, şimdi ve gelecek arasındaki ayrım sadece çok yaygın yanılsamadan başka bir şey değildir.

English: The earthquake caused widespread damage.
Turkish: Deprem geniş çaplı hasara yol açtı.

English: Some translators changed Alice's name to Sonya or Anya, even though Alisa is a widespread Russian name.
Turkish: Bazı tercümanlar Alisa yaygın bir Rus ismi olmasına rağmen Alice'in adını Sonya ya da Anya'yla değiştirdi

English: Bad English is the most widespread language in the world.
Turkish: Bozuk İngilizce dünyanın en yaygın dilidir.

English: One of the most widespread errors in translating is to translate too literally – word by word.
Turkish: Motomot -kelime kelime çevirmek, çevirideki en yaygın hatalardan biridir.

Wides ingilizcede ne demek, Wides nerede nasıl kullanılır?

Widescale : Geniş çaplı.

Widescreen : Geniş ekran. Standart televizyondan ekranından daha geniş.

Widespread : Geniş çapta. Yalpı. Geniş alana yayılmış. Genel. Alabildiğine açılmış. Yaygın.

Widespread opposition : Büyük karşı duruş. Yayılmış muhalefet. Geniş karşı çıkma.

 

Widespreading : Büyüyen. Gittikçe daha büyük bir alan kapsayan. Yayılan. Yaygınlaşan.

Wide angle lighting fitting : Yayıcı ışıklık. Işığı geniş bir oylum açısı içine yollayan ışıklık.

Wide area : Geniş coğrafya.

Wide apart : Seyrek. Ayrık.

Wide angle beam : Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Açısı 45-90° olan ışın demeti. Gölgeleri yokeden, geniş bir oyluma yayılan ışın. Geniş (açılı) ışın.

Wide angle : Geniş açılı. Büyük açı. Geniş açı.

İngilizce Wides Türkçe anlamı, Wides eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Wides ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Bountiful : Eli açık. Utah eyaletinde şehir. Cömert. Feyizli. Çok.

Profound : Derya. İçine işleyen. Çok derin. Etkileyici. Bilgili. İçten. Etkili. Adamakıllı. Şiddetli. Derin.

Happiness : Bahtiyarlık. Kut. Saadet. Sevinç. Uygunluk. Hoşluk. Mutluluk. Mut.

Ampler : Bol bol yetecek kadar. Etraflı. Heybetli. Yeterli. İri. Büyük. Çok. Kafi.

Wide : Geniş bir alanı kaplayan. Tamamen. Alabildiğine.

Flare out : Piste konuşta burun kaldırma. Sinirlenmek. Küplere binmek. Genişletmek. Alevlenmek.

Breadth : Genişlik (gemide). Uzaklık. Saha. Genişlik. Vüsat. Mesafe. Liberallik. En. Düşünce özgürlüğü. Arz.

Avowed : Beyan edilmiş. Açıkça ilan edilmiş olan. Bariz. Belli.

Claret cup : Kırmızı şaraplı kokteyl.

Bounteous : Çok. Semih. Cömert. Eliaçık. Eli açık. Cömertçe verilmiş.

Wides synonyms : fanlike, broad brimmed, bird's eye, apparent, executor, distend, apo, contentment, profounder, custodians, bolus, commodious, deep, defensor, increase, sweeping, detailed, boundless, bare, blanker, aperture, comprehensive, baggiest, above board, immense, guardian, current, bleakish, barer, panoramic, hereditary factor, administratrices, broad.

 

Wides zıt anlamlı kelimeler, Wides kelime anlamı

Narrow : Daralmak. Cüzi. Anca yeten. Ensizleşmek. Çekmek. Daraltmak. Sıkı. Dar. Parasızlık. Dar geçit.

Thin : İnceltmek. İnce. Zayıf. Seyrekleşmek. Seyrekleştirmek. Seyreltmek (bitkileri). Sudan. İncelmek. Hafif.

Decrease : Azaltmak. Eksiltme. İnişe geçmek. Azalmak. Eksiltmek. Küçültmek. Eksilme. İnmek. Düşüş. Düşüş göstermek.

Wides antonyms : noncomprehensive.