Yakın koruma nedir, Yakın koruma ne demek

  • Önemli kişi, kurum veya kuruluşları her türlü saldırıya karşı koruma işi
  • Önemli kişileri her türlü saldırıya karşı korumakla görevli kimse.

Yakın koruma hakkında bilgiler

[Bakınız: fedai]

Yakın koruma anlamı, kısaca tanımı:

Yakın : Az bir ara ile ayrılmış olan (zaman veya yer), uzak karşıtı. Benzeyen, andıran, yaklaşan. Aralarında sıkı ilişki olan arkadaş, dost veya akraba. Uzak olmayan yer. Küçük, önemsiz değişikliklerle birbirinden ayrılan. Aralarında sıkı ilgi bulunan. Uzak olmadan. Erişmesi, olması zaman bakımından yaklaşmış olan.

Koruma : Can güvenliğinin tehlikede olduğu düşünülen bir kimseyi saldırılardan korumak üzere görevlendirilmiş kişi, koruma görevlisi. Korumak işi. Bankacılık alanında, bir malda veya bir menkulde gelecekte ortaya çıkacak fiyat değişikliklerine karşı korunmak amacıyla vadeli bir sözleşme yapılması.

Önemli : Politik, ekonomik, psikolojik ve askerî açıdan önemi olan, stratejik. Önemi olan, mühim, ehemmiyetli.

Kişi : Erkek. Kadın veya erkeğe verilen genel ad, şahıs, zat, nefer. Çekimli fiillerde ve zamirlerde konuşan, dinleyen, sözü edilen varlık, şahıs. Oyun, roman, hikâye vb.nde yer alan kimse. Eş, koca.

Kurum : Kendini büyük ve önemli gösterme davranışı, büyüklenme, gösteriş, azamet, tekebbür. Ocak bacalarında biriken veya çevrede savrulan kalın is. Evlilik, aile, ortaklık, mülkiyet gibi köklü bir yapıyı içeren, genellikle devletle ilişkisi olan yapı veya birlik, müessese.

 

Kuruluş : Kurulma işi. Bir sefer kuvvetini oluşturan birliklerin yapısı. Kasılma. Yapı, yapılış, bünye. Topluma hizmet, üretim, tüketim vb. amaç ve görevlerle kurulan her şey, tesis.

Türlü : Çeşitli sebzelerle pişirilen yemek. Çok çeşitli özellikleri olan, çeşit çeşit, muhtelif.

Saldırı : Kötülük yapmak, yıpratmak amacıyla doğrudan doğruya silahlı veya silahsız bir eylemde bulunma, hücum, taarruz, tecavüz.

Korumak : Bir şeyin eskimesini, yıpranmasını önlemek için gereken dikkat ve özeni göstermek. Süregelen bir durumun değişikliğe uğramasını önlemek. Karşılamak, denk gelmek. Tehlikeye karşı denetimi altında bulundurmak, savunmak, müdafaa etmek. Tehlikeli, zararlı durumları önlemek. Güçlü bir kimse veya kuruluş, güçsüz birini veya bir şeyi desteklemek, himaye etmek. Bir kimseyi veya bir şeyi dış etkilerden, tehlikeden, zor bir durumdan uzak tutmak, esirgemek, muhafaza etmek, vikaye etmek, sıyanet etmek.

Fedai : Bir ülkü uğruna tehlikeli işlere girişerek canını esirgemeyen kimse, serdengeçti. Bir kimseyi veya bir yeri koruyan kimse.