Yakaca nedir, Yakaca ne demek

Yakaca; Yerleşim Merkezi olarak kullanılan bir sözcüktür.

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Alışmak, sevgiyle bağlanmak.

Gezilecek Görülecek bir yer olarak anlamı:

Kütahya kenti, Köprüören nahiyesine bağlı bir bölge.

Yakaca ile ilgili Cümleler

  • Yakacak odun için sandalyeyi kırdı.
  • Yakacak bir şey yoktu.
  • Neden dışarı çıkıp biraz yakacak odun getirmiyorsun?
  • Yakacağı olmayan insanın en kıymetli eşyası odun ve kömürdür.
  • Seni cehennemde yakacağım ve bu senin için iyi olmayacak.
  • Bir ateş yakacağım.
  • Böyle devam edersen canını yakacağım.
  • Ali çöpü nerede yakacağını bilmiyordu.
  • Yanıyorum ama beni yakanı da yakacağım. Sizi de yakacağım, mahalleyi de yakacağım, hepinizi de yakacağım ulan inekler!
  • Senin lanet çocuklarını bulup yakacağım.
  • Eğer o olursa, yazmış olduğum her şeyi yırtıp yakacağım.
  • Tom, benim canımı yakacağını söylüyor.
  • Odamdaki mumları yakacağım.

Yakaca kısaca anlamı, tanımı

Yaka : Giysilerin boyna gelen, boynu çeviren bölümü. Giysilerin boyna gelen bölümüne eklenen ve türlü biçimlerde olan parçası. Yapıların saçaklarında, suyun içeriye sızmasını önlemek için kiremidin altıyla oluk arasına konulan metal levha. Sahil. Semt. Yelkenlerin kenar ve köşeleri. Eğik yerey. Kıyı, kenar, taraf

 

Yakacak paraları vergi bağışıklığı : Deniz yüzeyinden 1500 metre ve daha yüksek olan yerlerde görevlendirilen kişilere devletçe ya da özel sektörce ödenen yakacak paralarının gelir vergisi ile bağımlı tutulmaması.

Yangı yakacak : Yakacak.

Yakacak : Odun, kömür gibi ısı sağlamak amacıyla yakılan madde, mahrukat.

Köprüören : Kütahya şehrinde, Köprüören Bucağı.

Bağlanmak : Bağlama işine konu olmak. Yalnızca belli bir işle uğraşmak. Bir şey bir kimseye ayrılmak, tahsis edilmek. Beklenen şey elde edilmez olmak. Sevmek, içten bağlı olmak. Sözle veya yazılı olarak bir şeye bağlanmak, angaje olmak.

Bağlanma : Bağlanmak işi veya durumu.

Alışmak : Bir işi tekrarlayarak kolaylıkla yapabilmek. Sürekli ister olmak, bağımlılık kazanmak. Uyar duruma gelmek, intibak etmek. Evcilleşmek, ehlîleşmek. Yadırgamaz duruma gelmek. Tutuşmak, yanmaya başlamak. Bağlanmak, ısınmak.

Kütahya : Türkiye'nin Ege Bölgesi'nde yer alan illerinden biri.

Nahiye : Bucak. Bölge.

Alışma : Alışmak işi, istinas, ülfet.

Bağlan : “Sev, sevdiğine bağlı kal” anlamında kullanılan bir isim “. Diyarbakır şehri, Kayacık nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi. Iğdır şehri, Tuzluca ilçesi, merkez bucağına bağlı bir bölge.

Sevgi : İnsanı bir şeye veya bir kimseye karşı yakın ilgi ve bağlılık göstermeye yönelten duygu.

Bağla : Buğday ve arpanın içinde bulunan burçak, mercimek şeklinde siyah tanecikler. Bakla yaprağına benzeyen ve pişirilip yenilen bir bitki. Fasulye. Değirmen çarkını firenleyen ağaç. Su bendi tıkacı. Ufak göl. Akarsuların seviyesini yükseltmek, suları toplamak veya başka yöne çevirmek için yapılan bent. Duvarların arasına yatay olarak konulan ağaç. Çoban köpeklerinin boynuna takılan, üzerinde sivri dişler bulunan demir halka. (Adalıkuzu, Hacılar Güdül Ankara) (bakla) : (Akbaş Güdül Ankara).

 

Bölge : Sınırları idari, ekonomik birliğe, toprak, iklim ve bitki özelliklerinin benzerliğine veya üzerinde yaşayan insanların aynı soydan gelmiş olmalarına göre belirlenen toprak parçası, mıntıka. Vücut yüzeyinde sınırları belli herhangi bir bölüm, nahiye.

Bağlı : Bir bağ ile tutturulmuş olan. Gerçekleşmesi bir şartı gerektiren, vabeste. Kapatılmış olan, kapalı. Halk inanışına göre, büyü etkisiyle cinsel güçten yoksun edilmiş (erkek). Bir kimseye, bir düşünceye, bir hatıraya saygı, aşk vb. duygularla bağlanan, sadık, tutkun. Bir kuruluşun yetkisi altında bulunan. Sınırlanmış, sınırlı.

Köprü : Herhangi bir engelle ayrılmış iki yakayı birbirine bağlayan veya trafik akımının, başka bir trafik akımını kesmeden üstten geçmesini sağlayan ahşap, kâgir, beton veya demir yapı. İki şey arasında bağ veya ilişkiyi sağlayan şey. Olmayan dişlerin yerini tutmak veya takma dişleri ağızdaki dişlere sağlam tutturmak amacıyla yapılmış olan diş protezi. Güreşte omuzları yere değdirmemek için ayakları ve alnı yere dayayıp beli yukarı kaldırarak alınan durum, güreşçi köprüsü. Vücudun, sırt yere dönük olarak el, baş veya diz yere dayanarak yay biçimi aldığı durumu. Geminin önünü iyice görecek bir yükseklikte, sancaktan iskeleye kadar kurulan kumanda yeri.

Alış : Alma işi.

Kent : Şehir. Site.

Bir : Sayıların ilki. Tek. Ortaklaşa olan, birleşik, müşterek. Eş, aynı, bir boyda. Bu sayıyı gösteren 1 ve I rakamlarının adı. Bir kez. Değer, önem bakımlarından birbirinden farksız, birbirine eşit, birbirine benzer. Herhangi bir varlığı belirsiz olarak gösteren (sayı). Beraber. Aynı, benzer. Bu sayı kadar olan. Ancak, yalnız. Sadece.

Diğer dillerde Yaka sestopları anlamı nedir?

İngilizce'de Yaka sestopları ne demek ? : lapel microphone