Yatak odası nedir, Yatak odası ne demek

"Yatak odası" ile ilgili cümle örnekleri

  • "Bütün o ağrılı, uzun gecelerimde yatak odasının kapısında dikilir, bana bakardı." - A. Ağaoğlu

Bilimsel terim anlamı:

Konutun yatmak için ayrılan bölümü.

Osmanlıca Yatak odası ne demek? Yatak odası Osmanlıca'da ne anlama gelir?:

yatak odası

Yatak odası hakkında bilgiler

Yatak odası, kişilerin uyuma, dinlenme ve kişisel etkinliklerinden bir kısmına gerçekleştirdiği hemen her evde bulunan temel bölümlerden biri. Birçok kültürde evin diğer kısımlarından ayrı oluşturulan yatak odalarının sayıları batı kültüründe hemen her evde birden fazladır. Türkçede genel olarak ebeveynlerin paylaştığı kısmı karşılayan yatak odası terimi, çocuk ve misafir odalarını da kapsayan bir kavramdır.

Yatak odası mobilyasını yatak, gardırop, komodin, şifonyer, tuvalet aynası ve aydınlatma ögeleri oluşturur. Birçok doğu kökenli kültürde yer yatağı kullanımı yaygındır.

Yatak odası ile ilgili Cümleler

  • Yatak odası üst katta.
  • Yatak odasında bir gürültü duydum.
  • Yatak odası penceresini açık bırakma.
  • Benim evimin iki yatak odası var.
  • Erkek ya da kız kardeşlerinle bir yatak odasını paylaşmak zorunda kaldın mı?
  • Yatak odasını temizlememe yardım eder misin?
  • Yatak odasını hemen terk etmemi emretti.
  • Ali ödevini yaparken yatak odasındaydı.
  • Meryem akşam yemeğinden sonra yatak odasına çekildi.
  • Ali akşam yemeğinden sonra yatak odasına çekildi.
  • Ali Mary'nin yatak odasına yürüdü.
  • Tom'un yatak odası penceresinin dışında ayak izleri vardı.
  • Yatak odası kapısı neden kapalı?
 

Yatak odası kısaca anlamı, tanımı:

Yatak : Gizli barınak veya bir suçluyu gizlice barındıran yer. Çanak biçimindeki bir havzada veya buna benzer bir oluşumda toplanmış petrol birikintisi. Turunçgilleri ve yumurta vb. ürünleri korumak üzere saman vb.nden yararlanılarak yapılmış olan yer. Katmanlaşmış herhangi bir madde yığını. Fideleri gömmek için toprakta açılan çukur. Uyuma, dinlenme vb. amaçlarla üzerine veya içine yatılan eşya, döşek. Üzerine şilte konulan karyola, somya, kerevet vb. Makinelerde hareketli bölümleri içine alan hareketli veya sabit parça. Irmak, çay, dere vb.nin, içinde aktıkları yer, akak, mecra. Katmanlı bir kaya bütününde maden filizi veya taş döküntüsünden oluşan çok ince tabaka. Bir şeyin çok bulunduğu yer. Yün, pamuk, kuş tüyü vb. maddelere kılıf geçirerek yapılmış olan şilte. Maden veya fosil ocaklarında birbirini izleyen iki maden, taş veya kömür tabakası arasında uzanan damar.

Yatmak : Olumsuz veya başarısız bir sonuç almak. Bir özellik kazanmak için bir şeyin içinde beklemek. Heves etmek, eğilmek. Belli bir süreyi cezaevinde geçirmek. Cinsel ilişkide bulunmak. Bir yere veya bir şeyin üzerine boylu boyunca uzanmak. Bilerek yenilmek, şike yapmak. Ölü gömülmüş olmak. Geceyi geçirmek üzere bir yerde kalmak. Bir düşünceyi veya bir öneriyi benimsemek, razı olmak. İşlemez, çalışmaz durumda kalmak. Uyumak veya dinlenmek için yatağa girmek. Boş yere beklemek. Yatay veya yataya yakın bir duruma gelmek, eğilmek. Bulunmak, var olmak. İşsiz kalmak, çalışmamak. Düz bir duruma gelmek, düzleşmek.

 

Kişi : Çekimli fiillerde ve zamirlerde konuşan, dinleyen, sözü edilen varlık, şahıs. Erkek. Kadın veya erkeğe verilen genel ad, şahıs, zat, nefer. Eş, koca. Oyun, roman, hikâye vb.nde yer alan kimse.

Uyuma : Uyumak durumu.

Dinlenme : Dinlenmek (II) işi. Dinlenmek (I) işi, istirahat.

Kişisel : Kişi ile ilgili, kişiye ilişkin, kişinin kendi malı olan, şahsi, zatî.

Etkinlik : İnsanın çevresiyle arasındaki ilişkileri düzenleyen her türlü eylemi. Bir işletmenin, bir kurumun belli bir alandaki eylemi, faaliyet, aktivite. Fiilde bulunanın, etkin olanın niteliği. Etkin olma durumu, müessiriyet. Bir canlının iç veya dış uyaranların etkisiyle giriştiği çalışma durumu.

Gerçek : Bir durum, bir nesne veya bir nitelik olarak var olan, varlığı inkâr edilemeyen, olgu durumunda olan, özbeöz, hakiki, reel. Temel, başlıca, asıl. Düşünülen, tasarımlanan, imgelenen şeylere karşıt olarak var olan. Yalan olmayan. Yapay olmayan. Aslına uygun nitelikler taşıyan, sahici. Gerçeklik. Doğadaki gibi olan, doğayı olduğu gibi yansıtan. Doğruluk. Yalan olmayan, doğru olan şey, hakikat.

İçin : Ant deyimleri yapan bir söz. -den dolayı, -den ötürü. Neden ve sonuç belirten bir söz. Süre belirten bir söz. Oranla, göz önünde tutulursa. Uğruna, yoluna. Düşüncesince, kendince, göre. Karşılığında, karşılık olarak. Amacıyla, maksadıyla. Özgü, ayrılmış. Hakkında.

Oda : Yeniçeri kışlası. Serbest meslek adamlarını içinde toplayan resmî birlik. Evin veya herhangi bir yapının oturma, çalışma, yatma gibi işlere yarayan, banyo, salon, giriş vb. dışında kalan, bir veya birden fazla çıkışı olan bölmesi, göz.

Yatak odası sesi : Özellikle kadın oyuncunun kullandığı, kısık, tutkulu, nazlı ve fısıltılı ses. Özellikle kadın oyuncunun kullandığı bezgin, nazlı, mahrem, kısık, tutkulu ses.

Diğer dillerde Yatak odası anlamı nedir?

İngilizce'de Yatak odası ne demek? : n. bedchamber, bedroom, chamber

Fransızca'da Yatak odası : chambre à coucher, chambre [la]

Almanca'da Yatak odası : n. Schlafzimmer

Rusça'da Yatak odası : n. спальня (F)