Yoğrukluk nedir, Yoğrukluk ne demek

Yoğrukluk; Fiziksel, Fizik, Kimya, Metalürji alanlarında kullanılan bir sözcüktür.

Fiziksel anlamı:

Kuvvet uygulandıkça uzayıp, kuvvet kalkınca eski durumuna dönmeme özelliği.

Fiziksel anlamı:

Makaslama zorlamasına tutulan kimi katıların sürekli akış özelliği.

Metalürji'deki terim anlamı:

Kalıcı bozunum özelliği.

Yoğrukluk tanımı, anlamı

Yoğruk : Çekildikçe uzayan, kuvvet kalkınca eski durumuna dönmeyen özdek. Isı ile ya da sıkıştırılarak işlenebilen ve bu etkiler kalkınca biçimini koruyan yapay reçineler ya da bunların karışımları

Makaslama zorlaması : Dikdörtgen biçiksel bir nesnenin, koşut yüzeylerini karşıt yönlü kuvvetlerle zorlayarak sağlanan gerginlik.

Kalıcı bozunum : Yükün kaldırılmasıyle yok olmayıp duran bozunum.

Makaslama : Makaslamak işi. Çaprazlama.

Zorlama : Zorlamak işi, zecir. Özellikle oynaklarda ara keseciklerinin fıtığı olarak beliren, bir organın zorlanmış olmasıyla ortaya çıkan aksaklık veya bozukluk. İçten gelmeyen. Zorlanarak sağlanan, cebrî.

Bozunum : Birleşik bir maddenin daha yalın bileşiklere veya bileşenlere tek yönlü olarak ayrılması, dejenerasyon. Işın etkin bir çekirdeğin ışınım salarak değişikliğe uğraması olayı, dejenerasyon. Bir öğecik çekirdeğinin kendiliğinden ya da çarpışma ile edindiği ışımetkinlik sonucu, bir ya da birden fazla parçacık ya da ışılcık salarak parçalanması. Özdeşlik dönüşümüne uzamdaş olan işlev. Metallerin, yoğruk bölgede biçim değiştirmeleri olayı.

 

Sürekli : Kesintisiz olarak süren, kalıcı, devamlı, baki, daimî. Yumuşak. Uzun süreli olarak, daima.

Kalıcı : Sürekli, geçici karşıtı. Bir süre için belli bir yerde kalan, konuk, gidici karşıtı. Her zaman geçerliğini sürdürecek olan.

Kalkın : Düzce şehrinde, Akçakoca ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi.

Kuvvet : Fiziksel güç, takat. Güç. Bir ülkenin silahlı gücü. Dayanıklı olma durumu. Yetke, erk, nüfuz. Bir niceliğin kendisi ile çarpılarak yükseltildiği derecelerden her biri: 2x2x2=23 denkleminde, 3 sayısı 2'nin kuvvetini gösterir. Şiddet, zor, cebir. Durgunluğu harekete veya hareketi durgun bir duruma çeviren etken, direnci kıran veya direnç doğuran özellik.

Kalıc : Arapça kökenli galıç: Orak.

Dönme : Dönmek işi. Biçimi değişmeyen bir şeklin ekseni çevresindeki hareketi. Başka bir dindeyken Müslüman olan, mühtedi. Ameliyatla cinsiyet değiştiren kimse.

Katıl : Yapılarda kullanılan dört köşe kiriş. Tahta paravana. Paravana biçiminde vestiyer. (Gökmenler, Çatak, Gedikli, Kızılağaç Saimbeyli Adana). Duvar içine konmuş olan ağaç kuşaklar. (Gökmenler, Çatak, Gedikli, Kızılağaç Saimbeyli Adana).

Durum : Bir şeyin içinde bulunduğu koşulların hepsi, vaziyet, hâl, keyfiyet, mevki, pozisyon. Duruş biçimi, konum, tavır. Ad soyundan kelimelerin birbirleriyle edatlarla ve fiillerle ilişkilerini belirleyen biçim, hâl. Bireyin toplum içindeki ilişkileriyle belirlenen yeri.

 

Zorla : Zor kullanarak, cebren, zecren, metazori. İstemeyerek, isteksiz olarak, zoraki.

Sürek : Süren, devam eden zaman. Satmak için pazara götürülen hayvan sürüsü. Hızlı süren, hızlı giden.

Kuvve : Düşünce, niyet. Bir devletin silahlı kuvvetlerinin durumu veya gücü. Yeti.

Makas : Bir eksen çevresinde dönebilecek biçimde çapraz eklemlenmiş, birbirine bakan yüzleri keskin iki çelik lamadan oluşmuş, arasına yerleştirilen herhangi bir şeyi kesmeye yarayan araç, sındı. Birbirine komşu iki demir yolu hattını hemen bunların uzantısındaki üçüncü hatta bağlamaya yarayan alet. Mobilyalarda yukarıdan aşağıya doğru açılan kapakları yatay konumda tutmak amacıyla yapılmış mafsallı, kollu kapak aracı. Su topunda iki ayağın teker teker yarım daire biçiminde çevrilmesiyle yapılmış olan bir hareket. Çatı ve köprülerde genellikle ağaç veya çelikten yapılan, ağırlığı karşılıklı iki ayağa veya duvara aktaran çatılmış kiriş sistemi. Üst uçları birbirine bağlı, alt uçları açık olan iki direkten kurulmuş, ağırlık kaldırma düzeni. Dirsek. Çalma, kırpma. Bazı araçlarda üst üste konulmuş birkaç yassı çelikten yay. Bazı eklem bacaklı hayvanların ön ayaklarında bulunan, savunma ve saldırmada kullanılan kıskaç. Birbirini kesen demir yolu kavşağı.

Maka : Büyük hayvanların aşık kemiği. Hayvanlara nazar değmemesi için takılan büyük, mavi boncuk. Kurbağa.

Kimi : Birtakımı, bazısı, kimisi. Bazı.

Diğer dillerde Yoğrukluk anlamı nedir?

İngilizce'de Yoğrukluk ne demek ? : plasticity