Zartalak nedir, Zartalak ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Kaba, çirkin, biçimsiz.

Kaba, yakışıksız konuşan.

Gürbüz, güçlü, iri.

Kılık, gösteriş, heybet.

Gösteriş, çalım, giyim kuşam.

İri, büyük.

Zartalak tanımı, anlamı

Zart : Sert

Zarta : Yellenme.

Zartalaklı : Çalımlı, süslü, gösterişli. Cesur, yiğit, erdemli.

Giyim kuşam : Üst baş.

Yakışıksız : Yakışık almayan, uygunsuz, çirkin, münasebetsiz (tavır, hâl vb.).

Biçimsiz : Kendine özgü bir biçimi olmayan, biçimi bozuk, şekilsiz. Kötü bir biçimde. Kötü, hoş olmayan, yakışıksız. Kendine özgü billurlaşmış bir biçimi olmayan (madde), amorf.

Gösteriş : Gösterme işi. Başkalarını aldatmak, şaşırtmak, korkutmak veya kendini beğendirmek için birinin yaptığı yapay davranış, çalım, alım çalım, kurum. Görkem. Göze çarpıcı nitelik, göz alıcılık.

Yakışık : Uygunluk, yaraşma. Yakışıklı delikanlı.

Gösteri : İlgi, dikkat çekmek için bir topluluk önünde gösterilen beceri veya oyun. Bir şeyi tanıtmak amacıyla yapılmış olan sunum, demonstrasyon, demo. Birinin, bir topluluğun kendi duygusunu gösteren sözü veya davranışı, tezahürat. Sinema veya tiyatroda film, oyun gösterme işi. Genellikle şarkı, dans vb. eğlence türlerin yer aldığı eğlence, şov. Bir istek veya karşı görüşün, halkın ilgisini çekecek biçimde topluca ve açıkça yapılması, nümayiş.

 

Göster : Gösteriş eyleminin yapılması için kılıçoyunu öğretmenince verilen komut.

Gürbüz : Sağlam, güçlü ve iyi gelişmiş.

Heybet : Korku ve saygı uyandıran görünüş, mehabet. Büyüklük, ululuk, azamet.

Çirkin : Göze veya kulağa hoş gelmeyen, güzel karşıtı. Karanlık, dalavereli, şüpheli. Hoş olmayan, yakışık almayan (davranış veya söz).

Giyim : Giyme işi. Giyme biçimi. Giysi.

Yakış : Yakma işi.

Çalım : Karşıdakini etkilemek amacıyla yapılmış olan abartılı davranış, kurum, caka, afra tafra, afur tafur, zambır. Geminin su kesiminden aşağı bölümünün baş ve kıç bodoslamasına doğru darlaşması. Bir oyuncunun topu elinden veya ayağından kaçırmadan karşısındaki oyuncuları kıvrak hareketlerle geçmesi. Biraz benzeme, andırma. Menzil, erim. Kılıcın keskin yanı.

Kılık : Bir kimsenin giyinişi, dış görünüşü, üst baş. Bir kimsenin resmi, fotoğraf.

Büyük : Boyutları, benzerlerinden daha fazla olan (somut nesne), makro, küçük karşıtı. Büyük abdest. Yetişkin, belli bir yaşa gelmiş. Önemli. Çok, ortalamayı aşan (soyut kavram). Makam, rütbe, derece bakımından daha üst olan kimse. Üstün niteliği olan. Niceliği çok olan.

Konuş : Konma işi. Konum. Bütün imkânlar göz önünde tutularak kara, hava ve deniz birliklerinin yerleştirilmesi biçimi.

Güçlü : Gücü olan, kuvvetli, yavuz. Nitelikleri ile etki yaratan, etkili. Etkisi, önemi büyük olan, sözü geçer, forslu. Şiddeti çok olan.

Diğer dillerde Zarnanuyumsuz bilgisayar anlamı nedir?

İngilizce'de Zarnanuyumsuz bilgisayar ne demek ? : asynchronous computer