Çarçar nedir, Çarçar ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Düven.

Sesi çıktığı kadar, gürültülü konuşma (hk.).

Teknik terim anlamı:

Bulgur yapma aygıtı. (Maraş).

Çarçar tanımı, anlamı

Çarç : Tekerlek

Çarçarı : Birdirbir oyunu.

Gürültülü : Gürültüsü olan. Karışık olaylarla dolu.

Gürültü : Aralarında uyum bulunmayan düzensiz seslerin bütünü, patırtı, şamata. Birçok kişinin karıştığı kavga, karışıklık veya tartışma. Yükselteç çıktısında gözlenen ve imlem girdisinde çeşitli nedenlerden kaynaklanan, asalak birleşenlerin yükseltilmesinden ileri gelen uyumsuz sesler. Ses sinyalinin kalitesinde belirleyici olan tıslama, cızırtı ve uğultu gibi istenmeyen seslerin tümü. Titreşimli düzenli olmayan sesler. Boğumlanmaları sırasında tonlu ve tonsuz hışırtı niteliği taşıyan z, s ünsüzleri ile tonlu ve tonsuz patlama niteliği taşıyan b, p ünsüzleri titreşim açısından birer gürültü sesidir. Analit sinyalinin gözlenmesine bozucu etki yapan herhangi bir sinyal. [Bakınız: ses etkileri]. Sinema ya da televizyonda sesin saptanması, çalınması ya da yayınlanmasında ortaya çıkan istenmeyen sesler.

Konuşma : Konuşmak işi. Görüşme, danışma, müzakere. Dinleyicilere bilim, sanat, edebiyat vb. konularda bilgi vermek için yapılmış olan söyleşi, konferans.

 

Bulgur : Kaynatılıp kurutulduktan ve kabuğu çıkarıldıktan sonra kırılan buğday. Sert ve ufak taneler durumunda yağan kar, ebebulguru.

Maraş : Hıyarın topak, yamru yumru çeşidi. Kahraman Maraş.

Yapma : Yapmak işi. Yapay. Yapmacık. Tezek. Bulgurla yapılmış, yuvarlak ve yassı köfte. Sır, gizem. Elle biçim verilen tezek. Tezek, kerme (Çayağzı).

Aygıt : Birçok parçadan yapılmış alet, cihaz. Vücutta belirli bir görevi yerine getiren organ grubu. Birkaç aletin uygun bir biçimde eklenmesinden oluşturulan ve bazı belli deneylerin yapılmasına yarayan takım.

Konuş : Konma işi. Konum. Bütün imkânlar göz önünde tutularak kara, hava ve deniz birliklerinin yerleştirilmesi biçimi.

Çıktı : Üretim sonucu ortaya çıkan ürün, girdi karşıtı. Bilgisayarda yazılan bir metnin kâğıda dökülmüş biçimi, çıkış. Mezuniyet belgesi. Artık.

Bulgu : Var olduğu hâlde bilinmeyeni bulup ortaya çıkarma işi ve bu işin sonunda elde edilen şey. Araştırma verilerinin çözümlenmesinden çıkarılan bilimsel sonuç, netice. Vücuttaki işlevsel bir bozukluğun veya hastalığın belirlenmesine yarayan, hekimin saptadığı işaret.

Düven : Harmanda ekinlerin sapı ve tanelerini ayırmak için kullanılan, önüne koşulan hayvanlarla çekilen, alt yüzünde keskin çakmak taşları dikine çakılı bulunan, kızak biçiminde araç.

Kadar : Ölçüsünde, derecesinde. Miktarda, derecede. Gibi. Denli. Büyüklüğünde, genişliğinde. Süre belirten bir söz. Bir sayıdan sonra geldiğinde kesinlikle belli olmayan bir niceliği belirten söz. Dek.

Mara : Köy otlağı. Anahtar. Araba içindeki tahtalar. Sararmış hıyar. Kalın, sert köklü, ekilmiş tarlalara zarar veren bir ot, ayrıkotu. Sarı renkli, bitkileri yiyen zararlı bir kurtçuk. Mera. Mağara. Kemiriciler (Rodentia) takımının kobaygiller (Caviidae) familyasından, 50 cm kadar uzunlukta, 4 cm kadar kuyruğu olan, eti yenen ve postu kullanılan bir tür. (Dolichotis patagonica) Kemiriciler (Rodentia) takımının kobaygiller (Caviidae) familyasından (bk)bir memeli türü. Uzunluğu 50, kuyruğu 4 cm. Eti yenir ve postu kullanılır. Patagonya steplerinde yaşar.

 

Kada : Kardeş. Ağabey. Kız kardeş, abla. Küçük kardeş. Arkadaş. Teyze. Yeni doğmuş hayvan yavrusu. Gönül, naz. Konuşmaya engel olan dilbağı : Dili kadalı olduğundan konuşamıyor. Sıra: Ahmet'in kadasını sen mi savdın. Kadar (bk. gadâ, kada kadar). Kadar. Kadar, bk. kadê, kadâr.

Düve : Boğaya gelmemiş 1-2 yaşında dişi sığır.

Aygı : Adı bilinmiyen ya da ad yerine kadına, kıza sesleniş. Eşya.

Gürü : Sıpa, eşek yavrusu. [Bakınız: gündük]. Bir yaşındaki kısrak.

Konu : Konuşmada, yazıda, eserde ele alınan düşünce, olay veya durum, mevzu, süje. Üzerinde konuşulan şey, bahis.

Diğer dillerde Çara anlamı nedir?

İngilizce'de Çara ne demek ? : mucoid discharge