Önkoyut nedir, Önkoyut ne demek

Önkoyut; Yöntem Bilimi alanında kullanılan bir terimdir.

Teknik terim anlamı:

Tümdengelimci bir dizgede tüm kanıtlamalarda kullanılan, zorunlu ya da apaçık olmamakla birlikte başka türlü düşünülemeyeceği için doğru sayılan ilksav.

Önkoyut anlamı, kısaca tanımı

Öklid önkoyutları : Öklid dizgesinde tüm kanıtsavların, çıkarımların türetilme ve kanıtlanmasında kullanılan ve dizgenin temelinde yer alan üç ana önsayıt:. İki noktadan ancak bir doğru geçer. İki nokta arasındaki en kısa uzaklık bir doğrudur. Bir doğruya dışındaki bir noktadan ancak bir koşut çizgi çizilebilir

Tümdengelim : Tümel bir önermeden tikel bir önermeye, yasalardan olaylara, etkenden etkiye geçme yolu, talil, dedüksiyon.

Kanıtlama : Kanıtlamak işi, ispatlama.

Birlikte : Bir arada, beraberce, hep beraber. Yanında, beraberinde. Beraber.

Zorunlu : Kesin olarak gereksinim duyulan, zaruri, mecburi, ıztırari. Doğal olarak kaçınılması imkânsız olan, olumsal karşıtı.

Sayılan : Vergi.

Tümden : Tümüyle, bütünüyle.

Apaçık : Çok açık, çok belirgin.

İlksav : [Bakınız: belit]. Mantıksal ilksav ya da özel ilksav. bk. belit.

Birlik : Tek, bir olma durumu, vahdaniyet. Bir taneden oluşmuş, bir tane alabilen. Konunun bir ana düşünce çevresinde toplanması. Bölük, tabur, alay vb. bir bütün sayılan topluluk. Bağlılık, benzerlik, bağlantı, vahdet. Bir arada olma durumu, vahdet. Bölünmezliği içeren yalın bütün. En büyük değerdeki nota, dört dörtlük. Belli bir topluluğun yararlarını korumak için kurulmuş dernek.

 

Düşünü : Öncelikle ve dolaysız olarak duyumlarla ilişkisi bulunmayan herhangi bir anlık süreci. Çeşitli ansal işlemler yoluyla yaratılmış ve belli bir içeriği olan kavramsal oluşum.

Zorun : Mecburiyet.

Başka : Bilinenden ayrı, değişik, farklı, özge. Nitelik yönünden alışılmışın dışında bir üstünlüğü olan. "Ayrıca, üstelik, bir yana" anlamlarında -den başka biçiminde kullanılan bir söz.

Türlü : Çok çeşitli özellikleri olan, çeşit çeşit, muhtelif. Çeşitli sebzelerle pişirilen yemek.

Birli : Bir parçadan oluşan, kendinde herhangi bir şeyden bir tane bulunan. As (II).

Doğru : Bir ucundan öbür ucuna kadar yönü değişmeyen, eğri ve çarpık karşıtı. Hiçbir yöne sapmadan, dosdoğru, doğruca. Yakın, yakınlarında. Yanlışsız, eksiksiz bir biçimde. Gerçek, hakikat. Yasa, yöntem ve ahlaka bağlı, dürüst, namuslu. Akla, mantığa, gerçeğe veya kurala uygun. Gerçek, yalan olmayan. Karşı yönünce. İki nokta arasındaki en kısa çizgi.

Dizge : Bir bütün oluşturacak biçimde birbirine bağlı ögelerin bütünü, manzume, sistem. Bir ilkeye veya dünya görüşüne göre düzenlenmiş düşünceler, bilgiler, öğretiler bütünü, manzume, meslek, sistem.

Düşün : Duyularla değil, zihinsel olarak tasarlanan, biçim verilen, canlandırılan nesne veya olay.

Ya da : Seçeneği, çeşitliliği veya tercihi belirten bir söz.

 

Sayıl : Deniz kıyısı. Ermiş, bilen, vâkıf. Dilenci. Yöney ve gereyler gibi, birkaç bileşkenli ya da öğeli olmayıp tek bir sayı ile belirlenen nicelik. Yalnızca büyüklüğü ile belirlenen, doğrultu özelliği olmayan (nicelik). Bir oyutun (çoğunlukla da R ya da C oyutunun) öğelerinden biri. Bir ölçek aracılığıyla ölçüye vurulan nesne ya da özelliklerin bir sayı dizgesinin birimlerine göre aldığı değer. “Saygı gör, sözün dinlensin değerin artsın anlamında kullanılan bir isim”.

Diğer dillerde Önkoyut anlamı nedir?

İngilizce'de Önkoyut ne demek ? : postulate