Asaba nedir, Asaba ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Ölen kimsenin, karısına düşen mal.

Erkek mirasçı, erkek evlât.

İkinci derecedeki akraba.

Dost, arkadaş.

Bir ilde, bir memlekette oturanlar.

Soy, akraba, sülâle.

Boy, yükseklik, derinlik.

Fotin veya mestin topuğu örten parçası.

Giyside beden: Ceketin asabası genişçe olmuş.

Tarlanın yüzü.

Asaba anlamı, kısaca tanımı

Asaba hakkı : Kızı olan dul bir kadının, başka bir kocaya vardığında, ondan olan çocuklarının önceki kocanın mirasından alacağı hak

Asabalık : Haksız olarak alınan toprak, mal.

Yükseklik : Yüksek olma durumu. Geometrik biçimlerde, tabandan tepeye olan uzaklık. Yükselti. Bir yıldızdan gelen ışın ile ufuk düzlemi arasındaki açı.

Memleket : Bir devletin egemenliği altında bulunan toprakların bütünü, ülke. Bir kimsenin doğup büyüdüğü yer, şehir, yurt. İklim ve üretim bakımından ele alınan bölge.

Yüksekli : Nevşehir ili, Gümüşkent bucağına bağlı bir bölge.

Derinlik : Bir şeyin dip tarafının yüzeye, ağza olan uzaklığı. Yanaşık ya da dağınık düzende bulunan bir birliğin en ileride olan kısmının başından, en geride bulunan kısmının sonuna kadar olan uzaklık. En duyarlı nokta. Bir cismin en ve boy dışındaki üçüncü boyutu. Bulunulan yere göre uzakta olan yer. Borsada az sayıda hisse senedinin el değiştirmesi. Karanlık, bilinmeyen dönem. Bir konunun veya durumun özü.

 

Mirasçı : Kalıtçı. Başkasının iyi veya kötü yönlerini aynı biçimde ortaya koyan.

Genişçe : Biraz geniş. Uzun uzun. Bol bol.

Arkadaş : Birbirlerine karşı sevgi ve anlayış gösteren kimselerden her biri, bacanak, eş, yâren, yoldaş. Bir ortamda birlikte bulunanlardan her biri, hempa, refik.

İkinci : İki sayısının sıra sıfatı. Sırada önem bakımından birinciden sonra gelen. Birinciden sonra gelen kimse veya nesne. Yeni, bir başka. Değer ve kalitece birinciden sonra gelen.

Akraba : Kan bağıyla birbirine bağlı olan kimseler. Oluşma yönünden aynı kaynağa dayanan şeyler. Biri, diğerinin doğurduğu sonuç veya olgular.

Sülale : Soy, hısım akraba. Ev, aile.

Yüksek : Altı ile üstü arasındaki uzaklık çok olan, alçak karşıtı. Yukarıda, üst tarafta olan yer. Toplum içinde para, ün vb. bakımından üstünlüğü olan. Normal değerlerin üstünde olan. Belirli bir yere göre daha yukarıda bulunan. Güçlü, şiddetli. Derece ya da makamı bakımından üstün. Erdemli, faziletli. Etkili.

Derece : Bir süreç içindeki durumlardan her biri, basamak, aşama, rütbe, mertebe. Bir çemberin üç yüz altmışta birine eşit olan açı birimi. Başarı gösterme. Bir çözeltinin yoğunluğunu ölçmede kullanılan birim. Ölçü aletlerinin ölçeğinde belirtilmiş bulunan başlıca bölümlerden her biri. Denli, kadar. Sıcaklıkölçer.

Akrab : Akrep.

Örten : Orman, çayır ve benzerleri geniş yerleri saran yangın.

Tarla : Tarıma elverişli olan, sınırlı ve belirli toprak parçası. Deniz hayvanlarının çok olduğu yer.

 

Miras : Birine, ölen bir yakınından kalan mal mülk, para veya servet, kalıt, bırakıt, tereke. Bir neslin kendinden sonra gelen nesle bıraktığı şey. Kalıtım yoluyla gelen herhangi bir özellik.

Giysi : Her türlü giyim eşyası, giyecek, elbise, kıyafet, esvap, libas, urba.

Olmuş : Olgunlaşmış, ergin.

Diğer dillerde Asa ölçünleri anlamı nedir?

İngilizce'de Asa ölçünleri ne demek ? : asa standards