Bağ kelebeği nedir, Bağ kelebeği ne demek

Teknik terim anlamı:

Boyu 1,5, genişliği 2 cm. olup, sarı yaldızımsı pullarla örtülü bulunan ve bağ filizlerini oburca kemirerek büyük yitikler doğuran pulkanatlı.

Bağ kelebeği kısaca anlamı, tanımı

Keleb : İplik çilesi. [Bakınız: kelep]

Kelebe : Kuyu dolabı. Dokuma aygıtında ipliği masuraya sarmaya yarayan araç, çıkrık. Ekin yüklenen arabaların arkasına konan iki ucu delikli tahta parçası. Değirmen oluğunun açılmaması için, oluğu sıkıştıran çıtalar. (Mudurnu Bolu).

Bağ : Bir şeyi başka bir şeye veya birçok şeyi topluca birbirine tutturmak için kullanılan ip, sicim, şerit, tel vb. düğümlenebilir nesne. Meyve bahçesi. Üzüm kütüklerinin dikili bulunduğu toprak parçası. Bir halat üzerine atılan sağlam, düzgün ve istendiğinde kolayca çözülebilen her türlü düğüm. Kemikleri birbirine bağlamaya, iç organları yerinde tutmaya yarayan lif demeti. Nota yazarken yan yana gelen aynı veya farklı değerdeki notaların birbirine bağlanarak çalınacağını belirtmek için yapılmış olan yay biçimindeki işaret. İlgi, ilişki, rabıta. Bağlam, deste, demet. Sargı.

Kele : Boğa, tosun.

Örtülü : Örtüsü olan. Örtülmüş, bir şey ile kaplanmış. Açıklama yapmadan, belli belirsiz bir biçimde, müphem. Gizli, saklı.

Yaldız : Eşyaya altın veya gümüş görünüşü vermek için kullanılan, sıvı veya yaprak durumundaki altın, gümüş ve bunların taklidi olan madde. Bu madde ile eşyalara yapılmış olan süs. Aldatıcı dış görünüş, göz boyama. Abartılı bir biçimde söylenen yalan.

 

Oburca : Doymak bilmez bir biçimde, oburcasına.

Kemire : Gübre.

Pullar : Kütahya şehrinde, merkez belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri.

Büyük : Boyutları, benzerlerinden daha fazla olan (somut nesne), makro, küçük karşıtı. Büyük abdest. Yetişkin, belli bir yaşa gelmiş. Önemli. Çok, ortalamayı aşan (soyut kavram). Makam, rütbe, derece bakımından daha üst olan kimse. Üstün niteliği olan. Niceliği çok olan.

Filiz : Tohumdan veya tomurcuktan çıkan körpe ve küçük dal, sürgün, ışkın, eşkin, cımbar, çıvgın, şıvgın. Ocaktan çıkarılan işlenmemiş, başka maddelerle karışık hâlde bulunan, ham maden birleşiği.

Geniş : Eni çok olan, enli, vâsi. Çok. Kolay kolay tasalanmayan, hoşgörülü, rahat. Bol (elbise). Kapsamı büyük, dar sınırlar içinde kalmayan, yaygın, makro. Alanı büyük olan, makro, dar karşıtı.

Yitik : Kayıp olan şey. Kaybedilmiş, yitirilmiş.

Yiti : Çok acı ya da ekşi. Tatlı. Tadı sertleşmiş, keskinleşmiş: Bu sirke çok yiti. Koyu: Sarının yitisini aldım. İyi, güzel, yaman. Keskin. [Bakınız: iti].

Fili : Kapı, pencere ve dolabın sürgüsü ya da mandalı. Uyluk kemiği. Kol ya da bacak kemiklerinin çıkıntıları, kenetleri. İpten yapılmış özengi. Dilim: Kaymaklı kadayıf filiciklerini kes keste ye.

Kemi : Büyük, iri fare. Yerelması.

Geni : Sözünün eri, mert kişi. Gani. Geri.

Sarı : Yeşil ile turuncu arasında bir renk, limon kabuğu rengi. Soluk, solgun. Bu renkte olan.

 

Doğu : Güneşin doğduğu ana yön, gün doğusu, şark, maşrık, batı karşıtı. Bu yönde olan, Şarki. Avrupa'ya göre Asya ve Kuzeydoğu Afrika'nın bir bölümü. Güneşin 21 Mart'ta ve 23 Eylül'de doğduğu 0,90°'lik yön. Güneşin doğduğu yöndeki ülkeler bölgesi, Şark, Batı karşıtı. Bulunulan yere göre güneşin doğduğu yönde kalan bölge.

Büyü : Tabiat kanunlarına aykırı sonuçlar elde etmek iddiasında olanların başvurdukları gizli işlem ve davranışlara verilen genel ad, afsun, efsun, sihir, füsun, bağı. Karşı durulamaz güçlü etki.

Diğer dillerde Bağ kelebeği anlamı nedir?

Fransızca'da Bağ kelebeği nedir ? : pyrale