Baş baş nedir, Baş baş ne demek
Baş baş; Dil bilgisi yönünden Türkçe'de ünlem olarak kullanılır.
- Çocukların Allah'a ısmarladık anlamında ellerini başlarına götürmelerini sağlamak için söylenen bir söz

Teknik terim anlamı:
Teker teker.2, Baş başa.
Baş baş ile ilgili Cümleler
- Eğer bu patırtıdan, ikindi uykusu başına sıçrayan imam aşağı koşmasa iki kadın, avluda saç saça baş başa dövüşeceklerdi.
- Dün baş başa lokantada yemek yemeye karar verdik.
- Neydi onunla böyle sıkı fıkı baş başa vermen, gizli planlar kuracak tenha köşelere çekilmen?
- İçten içe bu duruma memnun olarak onları kavgalarıyla baş başa bıraktım.
- Keyfimizce yaşamamıza mâni olur, baş başa olmamızı tercih ederim.
- Balya'da beş on lira kazanmıştı. Onları da yedik, el elde baş başta.
- Düşünceleriyle, iç sesiyle baş başa kalmayı tercih ederdi.
- Bizi kaderimizle baş başa bırakmayın.
- Gecenin karanlığında bütün bir mahalle donanma fişekleri gibi ateş almış. Sokaklarda herkes can cana, baş başa... Tulumbacı naraları, çığlıklar, borular.
- Nahiye müdürü, mebus ve belediye reisi ile baş başa vererek bir şeyler konuşuyor.
- Batılı ülkeler doları güçlendirmek için baş başa verip düşünüyorlar.
Baş baş ile ilgili Atasözü veya Deyim
baş başa bırakmak : birinin, bir şeyle veya bir kimseyle yalnız kalmasını sağlamak.
baş başa kalmak : biriyle veya bir şeyle yalnız kalmak.
baş başa olmak : birlikte bulunmak, beraber yaşamak.
baş başa vermek : iki veya daha çok kimse bir kenara çekilip konuşmak dayanışmak.
can cana, baş başa : bir tehlike anında herkesin kendi canının, kendi başının kaygısına düştüğünü anlatan bir söz birbirini seven iki kişi bir arada yalnız olarak.
el elde baş başta : elde bulunan her şeyin tükendiğini anlatan bir söz.
saç saça baş başa : kadınlar, birbirlerini kıyasıya hırpalayacak biçimde.
saç saça baş başa gelmek (veya dövüşmek) : kadınlar, birbirlerini kıyasıya hırpalayacak biçimde kapışmak.
Baş baş tanımı, anlamı
Baş : İnsan ve hayvanlarda beyin, göz, kulak, burun, ağız ve benzerleri organları kapsayan, vücudun üst veya önünde bulunan bölüm, kafa, ser. Bir topluluğu yöneten kimse. Başlangıç. Temel, esas. Arazide en yüksek nokta. Bir şeyin genellikle toparlakça ucu. Bir şeyin uçlarından biri. Kasaplık hayvanlarda ve bazı yiyeceklerde adet. Para değiştirirken verilen veya alınan üstelik, sarrafiye. 1. Bir şeyin yakını veya çevresi. Önem veya yönetim bakımından ileride olan, en önemli, en üstün anlamlarında birleşik kelimeler yapan bir söz. Güreşte pehlivanların ayrıldıkları beş derecenin en yükseği. Çıban. Reis. Tane. Dilim: Bi baş pendir ver. İyi, güzel: Benim toklularım hep baştır. Pazartesi. [Bakınız: baş başı]. Ölçüde, tartıda tahminin üstünde çıkan kısım. Çıban, yara. Derilere tatbik edilen bir işlem (tabaklıkta). Köselecilikte bir derinin baş tarafı. Bulgur, buğday ve benzerleri kalburlandığı zaman kalburun üstünde kalan in kısım. Baş, başlangıç. Baş, reis. Baş. Üzeri, kendi. Tepe, zirve. Uç. sınır. Nezt, baş ucu. Ön taraf, ön yol. Bağış, hediye. İnsan vücudunun ağız, duygu organları ve beyni içine alan en ön bölgesi. Herhangi bir hayvanın bu bölgeye karşılık olan yapısı. Sefal, kafa. 3.Bakteriyofajlarda ikozahedral şekilli, DNA içeren kısmı. 4.Miyozinin bir parçası. Fosfolipitlerin yağ asitleri içermeyen kısmı. Spermlerde haploit çekirdeğin bulunduğu kısmı. Beyni ve duyu organlarını taşıyan vücut parçası. Yağlı güreşte ve karakucakta en büyük boy. reis (bk. başkan.). Dövme ya da darçıkım işleminde, dövme ya da itme işini gören kolun ucu. İlkel topluluklarda görülen, çok az kurumlaşmış olan ve gücü kimi kez aşırı bir başına -buyruk- yönetimin gücü biçimini alan önder tipi. İnsan vücudunun üst, hayvan vücudunun ön ucu, sefalika. Deyiş'in konu ve uyağının ne olduğunu belirten, "doğuş" un halk edebiyatındaki adı. İnsan vücudunun ağız, duygu organları ve beyni içine alan üst bölgesi; herhangi bir hayvanın bu kesime karşıt oları bölgesi. Başkan, topluluğu yöneten, komutan. (İnsan ve hayvan sayımında) Tane. Başak. Yara
Baş ba : Sığırların başlarından ahıra bağlamaya yarayan bağ, ip.
Baş başa gelmek : Birbirinden üstün olmamak.
Baş başa : Birlikte, beraberce.
Teker teker : Birer birer, ayrı ayrı.
Sağlamak : Bir işin olması için gerekli durumu, şartları hazırlamak, temin etmek. Bir işlemin doğruluğunu ortaya koymak. Öndeki aracın sağından ilerleyerek önüne geçmek. Elde etmek, sahip olmak.
Götürme : Götürmek işi.
Sağlama : Sağlamak işi. Bir problemin çözümü veya bir hesabın doğruluğunu denetlemek için yapılmış olan kontrol işlemi, mizan.
Başlar : Meşru olmayan çocuk, piç. Antalya kenti, İbradı ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi.
Söylen : Evrende daha önce varolduğu sanılan canlı ve cansız, tüm çevresini ilgilendiren olayların kaynak, neden ve özelliklerini, çoğunlukla Tanrısal görünümler içinde açıklayan anlatı türü. bk. söylenbilim, doğa söyleni, yaşam söyleni, toplumsal söylen, karşılaştırmalı söylenbilim. karşılığı söylence, öykünce, öykü, öykülem. Tarih öncesi Tanrı, tanrıça, yarı Tanrı ve kahramanlara değgin serüvenler.
Sağlam : Dayanıklı, kolay bozulmaz, yıkılmaz, stabil. Sakatlık veya hastalığı bulunmayan, sağlıklı, sıhhatli. Gerçek, inanılır bir temeli olan. (sa'ğlam) Her hâlde, muhakkak. Zarar görmemiş, bozulmamış. Güvenilir.
Allah : Kâinatta var olan her şeyi yaratan, koruyan, tek ve yüce varlık, Tanrı. bir şey karşısında hayranlık veya yakarma bildiren bir söz.
Başla : Yönetmenin oyunculara bir çevirimin başında verdiği komut; oyuna başlama komutu. Yumruklaşma oyununa başlatmak için orta hakemin verdiği komut.
Götür : Gider.
Teker : Tekerlek. Cismin gökyüzü üzerindeki iz düşümü. Bir gök cisminin daire biçiminde görünen yüzeyi. İnce ve çapı oldukça tekerlek biçiminde parça. Tekerlek biçimde olan.
Çocuk : Küçük yaştaki erkek ya da kız. Genç erkek. Soy bakımından oğul veya kız, evlat. Büyükler arasında daha az yaşlı olan kişi. Belli bir işte yeteri kadar deneyimi ve yeteneği olmayan kimse. Büyüklere yakışmayacak, daha çok küçüklerin yapabileceği gibi davranan kimse. Bebeklik ile erginlik arasındaki gelişme döneminde bulunan oğlan veya kız, uşak.
Anlam : Bir kelimeden, bir sözden, bir davranış veya olgudan anlaşılan şey, bunların hatırlattığı düşünce veya nesne, mana, meal, fehva, deme, mazmun, medlul, valör. Bir önermenin, bir tasarının, bir düşüncenin veya eserin anlatmak istediği şey.
Çocu : Çocuğu.
Diğer dillerde Baş bağlama anlamı nedir?
İngilizce'de Baş bağlama ne demek ? : head binding

Bu kısımda Baş baş nedir? Baş baş ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Baş baş tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Baş baş hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.