Belgegeçer nedir, Belgegeçer ne demek

  • Yazılı, bilgi ve belgelerin telefon sistemi vasıtasıyla bir yerden bir yere iletilmesini anında sağlayan araç, belgeç, faks

İngilizce'de Belgegeçer ne demek? Belgegeçer ingilizcesi nedir?:

facsimile

Belgegeçer hakkında bilgiler

Faks ya da belgegeçer, Facsimile (Latince fac similar yani "benzer bir şey yapmak") kelimesinden türetilmiş bir iletişim aygıtı ve türüdür.

Var olan telefon hatlarından yararlanarak, karşılıklı iki tarafta bulunan belgegeçer ile, resim, yazı, grafik vb. verilerin, ses sinyalleri halinde hızlı bir şekilde aktarımını sağlar.

1843'te Alexander Bain tarafından patenti alınmış olup, 1851'de Frederick Bakewell tarafından Büyük Londra Fuarında sergilenmiştir. Günümüz tasarımına, 1924'te Amerikan Radio Corporation of America (RCA) şirketinden Richard H.Ranger'in araştırmaları sonucunda ulaşmış olan aygıtla, 24 Kasım 1924'te New York'tan Londra'ya bir fotoğraf aktarılmıştır.

Çağdaş belgegeçer, 1970'lerin ortalarında geliştirilmiştir. 1980'in ikinci yarısından sonra Japonya sayısal belgegeçer makinesini geliştirmiştir. İlk dönemlerinde sadece termal kâğıtlara yakma yönetmiyle çıktı elde edilirken, sonraki dönemlerde geliştirilerek her türlü yazıcı ile çıktı alınabilir olmuştur.

 

Belgegeçer kısaca anlamı, tanımı:

Belge : Bir gerçeğe tanıklık eden yazı, fotoğraf, resim, film vb., vesika, doküman.

Telefon : Konuşmaları ileten ve yansıtan düzenek. Birbirinden uzakta bulunan kişilerin konuşmasını sağlayan aygıt.

Yazılı : Üzerinde yazı bulunan, yazısı olan. Geçerli olan, nominal. Yazılmış olan, muharrer, sözlü karşıtı. Yazılı sınav.

Bilgi : İnsan zekâsının çalışması sonucu ortaya çıkan düşünce ürünü, malumat, vukuf. Genel olarak ve ilk sezi durumunda zihnin kavradığı temel düşünceler. Kurallardan yararlanarak kişinin veriye yönelttiği anlam. İnsan aklının erebileceği olgu, gerçek ve ilkelerin bütünü, bili, malumat. Öğrenme, araştırma veya gözlem yolu ile elde edilen gerçek, malumat, vukuf. Bilim.

Sistem : Bir sonuç elde etmeye yarayan yöntemler düzeni. Model, tip. Bir aracı oluşturan düzen, düzenek, tertibat. Dizge. Yol, yöntem. Düzen.

Vasıta : Araç. Taşıt. Aracı. Aracılık.

İletilme : İletilmek işi.

Araç : Taşıt. Kişiler veya nesneler arasında bağlantı sağlayan şey, vasıta. Bir iş yapmakta veya sonuçlandırmakta gücünden yararlanılan nesne. Kastamonu iline bağlı ilçelerden biri.

Faks : Belgegeçer.

Yapmak : Edinmek, sahip olmak. Olmak. Bir harekete, işe başlamak veya bir hareketle, işle uğraşmak. Bir dileği, bir isteği yerine getirmek, uygulamak, ifa etmek. Bir şeyi başka bir şey durumuna getirmek. Ortaya koymak, gerçekleştirmek, oluşturmak, meydana getirmek. Bir kimseye bir meslek kazandırmak, yetiştirmek. Tehdit yoluyla birini herhangi bir duruma düşürmek. Dışkı çıkarmak. Düzenli bir duruma getirmek. Üretmek. Bir düşünceyi, bir davranışı, bir isteği işe dönüştürmek, gerçekleştirmek. Salgılamak, çıkarmak. Olmasına yol açmak. Yol almak. Onarmak, tamir etmek. Gerçekleştirmek. Bir durum yaratmak. Davranmak, hareket etmek. Evlendirmek.

 

Belgegeçerleme : Belgegeçerlemek işi.

Belgegeçerlemek : Bir yazıyı belgegeçer ile başka bir yere göndermek, belgeçlemek, fakslamak.

Belgegeçerletme : Belgegeçerletmek işi.

Belgegeçerletmek : Belgegeçerle göndertmek.