Boncuklamak nedir, Boncuklamak ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Üstüne havale gelmek, titremek (çocuk hak.).

Billurlaşmak.

Kaçmaya, boyunduruktan kurtulmaya çabalamak (öküz).

Boncuklamak kısaca anlamı, tanımı

Boncuk : Cam, taş, sedef, tahta, plastik vb. maddelerden yapılan, ortası delik, çoğu yuvarlak ve renkli süs tanesi

Billurlaşmak : Billur durumuna gelmek, billur durumunda yoğunlaşmak, kristalleşmek. Belirgin duruma gelmek, netlik kazanmak.

Billurlaşma : Billur durumuna gelme. Herhangi bir cisim moleküllerinin bazı fizik ve kimya değişmeleriyle geometrik biçim alması, kristalleşme.

Boyunduruk : Çift süren veya arabaya koşulan hayvanların birlikte yürümelerini sağlamak için boyunlarına geçirilen bir tür ağaç çember. Zulüm ve zorbalık baskısı, esaret. Güreşte hasmın başını koltuk altına alıp boynuna kol dolama oyunu. Kapı veya pencere vb. açıklıkların üzerine konulan ağaç, taş veya beton kiriş, lento. Mengenenin üst yanındaki kemer biçimli bölüm.

Çabalamak : Güç bir durumdan kurtulmaya uğraşmak. Bir işi başarmak için uğraşmak, gayret etmek.

Kurtulma : Kurtulmak işi.

Titremek : Küçük ve hızlı salınım hareketleri yapmak. Çok üşümek. Kaslar hızlı küçük kasılmalarla sarsılmak. Işığın aralıklı olarak gücü azalıp çoğalmak. Birinden veya bir şeyden korkmak, korkuya kapılmak. Ses kısık ve kesik çıkmak.

 

Çabalama : Çabalamak işi.

Titreme : Titremek işi.

Titrem : Ton.

Üstüne : İlişkin, üzerine, dair. Hesabına. -den sonra. Kendinden önce gelen sözün ikileme biçiminde anlamını pekiştirmek ve sıklığını ifade etmek için kullanılan bir söz. -e göre, uygun olarak.

Billur : Bazı cisimlerin aldıkları geometrik biçim. Duru, temiz ve akıcı. Koç yumurtası. Kesme cam, kristal. Bu maddeden yapılmış.

Havale : Bir işi bir başkasının sorumluluğuna bırakma, ısmarlama, devretme. Genellikle çocuklarda görülen, ateşli veya ateşsiz olan çırpınma nöbetleri. Bir arsayı çevirmek, kapamak için çekilen perde veya duvar. Banka, postane vb. aracılığıyla gönderilen para. Postane, banka vb. aracılığıyla para gönderildiğinde gönderenle alacak olanın adları ve para miktarı yazılı kâğıt, havale kâğıdı, havalename. Yüksek ve büyük bir görünüşü olma.

Kurtul : Bursa ili, Gemlik belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir bölge.

Çabala : Böreğe konulan bir çeşit ot. Hatay şehri, Yayladağı belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim yeri.

Gelmek : Ulaşmak, varmak. Kazanılmak, sağlanılmak. Akmak. Herhangi bir sırada bulunmak. Bir şeye sonradan inanmak, doğruluğuna hak vermek, eğilim göstermek, kabul etmek. Dayanmak, tahammül etmek. İsabet etmek. Ortaya çıkmak, doğmak. -dikçe, -esi biçiminde kullanılan sıfat-fiil eklerinden sonra geldiğinde önceki fiille ilgili olarak pekiştirilmiş bir istek ve sürerlik bildiren bir fiil. Kadar olmak. İzlemek, takip etmek. Katılmak, eklenmek. Oturmaya, ziyarete gitmek. Yönelme durumundaki bazı kelimelere getirilerek birleşik fiil yapar. İhtiyaç anlatan deyimler kurmaya yarayan bir fiil. Etkisini herhangi bir biçimde göstermek. Mal olmak. Belli bir süre dolmak. Biriyle birlikte gitmek. Uymak. Getirmek. Bir yerden alınıp bir yere ulaştırılmak. Varlığını sürdürmek, yaşamak, intikal etmek. Başlamak, ortaya çıkmak. Kök veya gövdeleri sonuna -a (-e) eki almış fiillere gelerek süreklilik bildiren birleşik fiiller oluşturur. Türemek. Belli bir zamana ulaşmak. Görünmek, sanılmak. Düşmek, rast gelmek. Çıkmak, yönelmek. -mez, -mezlik ile birlikte yapmacık anlatan deyimler yapar. Daha önce üzerinde durulmuş olan bir konuya yeniden dönmek. Uygun düşmek. Kendine yapılmış olan herhangi bir davranış veya durumu iyi karşılamak. Olmak, -e uğramak. Sonuç çıkmak.

 

Üstün : Benzerlerine göre daha yüksek bir düzeyde olan, onları geride bırakan. Arap harfli metinlerde bir ünsüzün a, e seslerinden biriyle okunacağını gösteren işaret, fetha. Birine veya bir şeye göre nitelik bakımından daha yüksek, daha elverişli olan, faik.

Haval : Yemenileri kalıba çekmek, düzeltmek için kullanılan bir çeşit ağaç araç.

Titre : Titrasyon ile tayin edilen çözelti içinde çözünmüş maddelerin derişimi. Standart çözeltideki bileşik veya elementin g/mL cinsinden değeri. Hidrolizlenen yağ asitlerinin sabunlaşma noktası. Bir materyalde bulunan antikor veya toksin gibi bir maddenin hâlen belirlenebilen en üst seyreltinin tersi. Bir eriyikte veya belirli bir miktar örnekteki etkenin sayısı.

Boyun : Gövdenin başla omuz arasında kalan bölgesi. Testi, şişe, güğüm gibi kaplarda dar olan üst kısım. Dağ sırtlarında geçmeye elverişli alçak yer.

Diğer dillerde Boncuk tutkal anlamı nedir?

Osmanlıca Boncuk tutkal : boncuk tutkal