Cause to türkçesi Cause to nedir

  • Neden olmak.

Cause to ile ilgili cümleler

English: I needn't have bought that suit for the wedding, because Tom's got a spare one in my size.
Turkish: Düğün için o takımı getirmeme gerek yoktu. Çünkü Tom'un benim ölçümde bir yedeği var.

English: It could cause too many problems.
Turkish: O, birçok sorunlara neden olabilir.

English: I need light plates because today my family is going to eat lunch in the park.
Turkish: Bana tabak lazım çünkü ailem öğle yemeğini parkta yiyecek.

English: Ali is excited because today's his first day of school.
Turkish: Ali heyecanlıydı çünkü bugün okuldaki ilk günüydü.

English: Just because Tom said he didn't have a key doesn't mean it's true.
Turkish: Sadece Tom'un bir anahtarı olmadığını söylemesinden dolayı, onun doğru olduğu anlamına gelmez.

Cause to ingilizcede ne demek, Cause to nerede nasıl kullanılır?

Cause : Sebeb. Neden olmak. Yol açmak. Olaylar arasındaki bağımlılık ya da birlikte değişme ilişkisinde bağımsız ve belirleyici konumda olan etken. bk. sonuç. Sebep. Hedef. Belli bir etki, bir devinim ya da değişime yol açan şey, bir olaya zorunlu olarak öngelen koşul. İlke. Meydan vermek.

To : Oranla. -mek -mak (mastar). E. Ye. Karşı. Ya. Kadar. -e göre. İla. Göre.

 

Cause to be bitter : Acılaştırmak.

Cause to be joined : Birleşmesine neden olmak.

Cause to be late : Geç kalmasına neden olmak.

Cause to be lost : Kaybolmasına neden olmak.

Cause to be seen : Görülmesine neden olmak.

İngilizce Cause to Türkçe anlamı, Cause to eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Cause to ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Call forth : Ortaya çıkarmak. Çıkarmak. Yol açmak. Kullanmak. Sarfetmek. Gün ışığına çıkarmak. Meydan vermek.

Begot : Yaratmak. Babası olmak. Yol açmak. Baba olmak.

Bring forth : Sebep olmak. Vermek. Ürün vermek. Meydana getirmek. Hasıl etmek. Getirmek. Doğurmak.

Bring on : Gelişmesini hızlandırmak. Gelişmesine neden olmak. Sebep olmak. Ortaya getirmek. İstenmedik bir işe yol açmak. Gerçekleştirmek. Tartışmak için ortaya bir konu getirmek. Geliştirmek.

Caused : Yol açmak. Sebep olmuş. Meydan vermek. Mütevellit. Doğurmak. Sebep olmak. Yol açtı. Sebep olan. Sebep oldu.

Beget : Peyda etmek. Sebep olmak. Yol açmak. Vücuda getirmek. Babası olmak. Baba olmak. Peydahlamak. Yaratmak.

Begetting : Babası olmak. Yaratmak. Baba olmak. Sebep olmak. Peyda etmek. Peydahlamak. Yol açmak.

Begets : Yaratmak. Yol açmak. Babası olmak.

Brings : Getirmek. Vermek (ceza). Kazandırmak. Razı etmek. İkna etmek.

Begotten : Baba olmuş. Yol açmak. Yaratmak. Babası olmak.

Cause to synonyms : bring along, bring about, bring, cause, brought.