Ceran nedir, Ceran ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Sevimli, uzun boylu, güzel gözlü insan, hayvan.

Ceylan.

İyi koşan, biçimli at.

Geyik.

Kırmızı renkli bir çeşit çiçek.

Ceylan.

Teknik terim anlamı:

[Bakınız: ceren].

Ceran hakkında bilgiler

Ceran Lingua International, İngiltere merkezli bir dil okuludur. İngiltere'nin en bilinen dil okullarındandır.

Ceran anlamı, kısaca tanımı

Cera : Can. Memeli hayvanların kızgınlık zamanlarında ve doğumları yaklaşınca dişilik organlarından akan sıvı

Ceran göz : Ceylan göz.

Cerane : Cephane.

Uzun boylu : Boyu uzun olan. Derinlemesine, ayrıntılarıyla. Uzun süre.

Sevimli : Hoşa gitme özelliği olan, hoşa giden, cana yakın, şirin, sempatik.

Bilinen : Değeri belli olan (nicelik), bilindik, malum.

Kırmızı : Al, kızıl renk. Bu renkte olan.

Biçimli : Herhangi bir biçimde olan. Uygun olarak, yakışacak bir biçimde. Düzgün. Biçimi güzel olan, mevzun.

Lingua : Dil.

Hayvan : Duygu ve hareket yeteneği olan, içgüdüleriyle hareket eden canlı yaratık. At, eşek, katır gibi türlü hizmetlerde kullanılan yaratık. Kızılan bir kimseye söylenen bir söz. Akılsız, duygusuz, kaba, hoyrat (kimse).

Merkez : Bir bölgenin veya kuruluşun yönetim yeri. Biçim, tarz. Bir işin öğretildiği yer. Bir kapalı eğrinin veya bazı çokgenlerde köşegenlerin kesişme noktası. Bir dairenin veya bir küre yüzeyinin her noktasından aynı uzaklıkta bulunan iç nokta, özek. Belirli bir yerin ortası. Polis karakolu. Bir işin yoğun olarak yapıldığı yer.

 

Renkli : Beyaz dışında başka rengi veya renkleri olan. Doğadaki renkleri olduğu gibi görüntüye aktarmayı gözeten film. Neşeli, canlı, ilgi çekici. Kendine özgü, ilginç, çarpıcı nitelikleri olan (kimse).

Kırmız : Kırmız böceğinden çıkarılan parlak al boya, çiçek boyası.

Ceylan : Çift parmaklılardan, boynuzlugiller familyasından, çöllerde yaşayan, çok hızlı koşan, gözlerinin güzelliği ile tanınan, ince bacaklı, zarif, memeli hayvan, ahu, gazal (Gazella dorcas).

Bilin : Balçık ve elenmiş saman karıştırılarak yapılan, tahıl saklamaya yarayan kap.

Boylu : Boyu olan. Boyu benzerlerinden uzun olan.

Okulu : Düğün ya da bir yere çağrılmış olan.

İngil : Küçük baş hayvanlara takılan ip ya da kayış tasma: Köpek boğazındaki ingili kırmış. Çocuk başlığı ya da şapkanın çene altından geçen bağcığı. İplik. Kibir: Fatma nine çok ingillidir. Kuşku. Çok zayıf insan ya da hayvan. Sümük. Koyun ve kuzunun boynuna geçirilen tasma.

Hayva : Ayva. Tenekeyi lehimlemek için kullanılan bakır ya da demir araç. [Bakınız: hayva demiri].

Koşan : Davarları bir araya koyup sayma işlemi. Boyunduruğu araba okuna bağlayan ağaç çivi. Boyunduruğa bağlanarak hayvanlara sürükletilerek çektirilen ağaç, odun ve benzerleri şeyler. Kalınca halat. Vergi makbuzu. Mısır koçanı. Koyunları sağmak için kullanılan üstü kapalı koyun ağılı. Davarları bir araya toplayıp sayma. Kesilmiş, budanmış ağaç gövdesi, tomruk. [Bakınız: goşan].

Diğer dillerde Ceramic magnet anlamı nedir?

Osmanlıca Ceramic magnet : seramik mıknatıs