Dövmeç nedir, Dövmeç ne demek

Dövmeç; Metalürji alanında kullanılan bir terimdir.

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Ceviz, dut kurusu, fındık, pestil, şekeri birlikte döğerek yapılan yiyecek.

Peynir, ekmek ve soğanı doğrayıp yoğurarak yapılan bir çeşit yemek.

[Bakınız: döymeç].

Taze ekmeği tereyağına doğrayıp bal ve yumurta ile pişirerek yapılan bir çeşit yemek.

Metalürji'deki terim anlamı:

Üzerinde dövme işlemi yapılan aygıt.

Dövmeç anlamı, kısaca tanımı

Dövme : Dövmek işi. Dövülerek kabuğu çıkarılmış buğday, yarma. Dövülerek yapılan. Kızgın durumdayken dövülerek biçim verilmiş (metal eşya). Vücut derisi üzerine iğne vb. sivri bir araçla çizilmek ve içine renk veren maddeler konulmak yoluyla yapılmış olan yazı veya resim

Dövmeç dövmek : Buğdayı dögme hâline getirmek için tokmakla vurmak.

Dut kurusu : Dutun kurutulması ile elde edilen kuru yemiş.

Üzerinde : Üstünde. ile ilgili, üzerine.

Birlikte : Bir arada, beraberce, hep beraber. Yanında, beraberinde. Beraber.

Tereyağı : Sütten çıkarılan yemeklik yağ, sağyağ, sadeyağ, sarı yağ.

Yumurta : Bir dişinin vücudunda oluşan, yumurtlama ve döllenmeden sonra aynı türden bir canlı oluşturan hücre. Er bezi. Çorap onarmakta kullanılan, yumurta biçiminde, genellikle tahta veya mermerden kalıp. Tavuk yumurtası. Kanatlı hayvanların çoğalmasını sağlayan kabuklu bir besin maddesi.

 

Yiyecek : Yenmeye elverişli olan her şey. Yenebilen.

Şekeri : Çok tatlı, ufak bir çeşit armut.

Döymeç : Ceviz, dut kurusu, fındık, pestil, şekeri birlikte döğerek yapılan yiyecek. Taze ekmeği tereyağına doğrayıp bal ve yumurta ile pişirerek yapılan bir çeşit yemek.

Peynir : Maya ile katılaştırılarak sütten yapılmış olan ve birçok türü olan besin.

Doğray : Eskişehir şehrinde, Beylikova ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi. Eskişehir kenti, Günyüzü ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi.

Fındık : Kayıngillerden, kuzey yarım kürenin ılık yerlerinde ve yurdumuzun genel olarak Doğu Karadeniz bölgesinde yetişen, boyu 6-7 metre, yaygın tepeli bir ağaççık (Corylus avellana). Bu ağaççığın sert bir kabuk içinde bulunan yağlı, nişastalı ürünü. Hileli zar.

Birlik : Tek, bir olma durumu, vahdaniyet. Bir taneden oluşmuş, bir tane alabilen. Konunun bir ana düşünce çevresinde toplanması. Bölük, tabur, alay vb. bir bütün sayılan topluluk. Bağlılık, benzerlik, bağlantı, vahdet. Bir arada olma durumu, vahdet. Bölünmezliği içeren yalın bütün. En büyük değerdeki nota, dört dörtlük. Belli bir topluluğun yararlarını korumak için kurulmuş dernek.

Pestil : İnce yufka biçiminde kurutulmuş meyve ezmesi, bastık. Hasta. Çok yorgun, güçsüz. Tavan ile kömür damarı arasında yer alan ince, yumuşak killi tabaka.

Üzeri : Bir şeyin yukarı, göğe doğru olan yanı. Bazı tamlamalarda zaman bildiren bir söz. Vücut, beden. Artan, geriye kalan bölüm. Bir şeyin dış yüzü, yüzey.

 

Aygıt : Birçok parçadan yapılmış alet, cihaz. Vücutta belirli bir görevi yerine getiren organ grubu. Birkaç aletin uygun bir biçimde eklenmesinden oluşturulan ve bazı belli deneylerin yapılmasına yarayan takım.

Çeşit : Aynı türden olan şeylerin bazı özelliklerle ayrılan öbeklerinden her biri, tür, nev. Türlü. Canlıların bölümlenmesinde, bireylerden oluşan, türden daha küçük birlik.

Doğra : Ed. doğru.

Diğer dillerde Dövmeç anlamı nedir?

İngilizce'de Dövmeç ne demek ? : forging press