Elektroliz nedir, Elektroliz ne demek

Elektroliz; bir fizik terimidir. kökeni fransızca dilinden gelmektedir.

  • Bir elektrik akımının etkisiyle ortaya çıkan kimyasal ayrışma

Kimya'daki anlamı:

Kendiliğinden yürümesi mümkün olmayan bir kimyasal değişimin, çözeltiden veya erimiş tuz içinden, kontrollü potansiyel altında elektrik akımı geçirilerek zorla meydana getirilmesi işlemi.

Bilimsel terim anlamı:

Çözünmüş ya da erimiş durumda olan bir elektrolitin, elektrik akımı geçmesiyle iyonlarına ayrışması olayı.

İngilizce'de Elektroliz ne demek? Elektroliz ingilizcesi nedir?:

electrolysis

Osmanlıca Elektroliz ne demek? Elektroliz Osmanlıca'da ne anlama gelir?:

tahlil-i elektrikî

Elektroliz hakkında bilgiler

Elektroliz, elektrik akımı yardımıyla, bir sıvı içinde çözünmüş kimyasal bileşiklerin ayrıştırılması işlemi. Bu değişiklik, maddenin elektron vermesinden (yükseltgenme); ya da almasından (indirgenme) kaynaklanır. Elektroliz işlemi, elektroliz kabı ya da tankı denen bir aygıt içinde uygulanır. Bu aygıt, çözünerek artı ve eksi yüklü iyonlara ayrılmış bir bileşiğin (→Elektrolit) içine birbirine değmeyecek biçimde daldırılmış iki elektrottan oluşur. Elektrotlar bir akım kaynağına bağlandığında meydana gelen gerilim (elektriki alan), iyonları karşıt yüklü elektroda (kutup) doğru hareket ettirir. Karşıt kutupta yükünü dengeleyen atom veya moleküller elektrotta çökelir veya elektrolit içindeki moleküllerle yeni reaksiyonlara girer. Yeni reaksiyona girme meyli daha fazladır.

 

Örneğin sofra tuzu içeren elektrolitte anotta klor açığa çıkarken nötr sodyum atomları su moleküllerini etkiliyerek katottan hidrojen açığa çıkmasına sebep olurlar ve elekrolitte sodyum hidroksit oluşur.

Elektroliz konusundaki 1800 yılında Anthony Carlisle ve William Nicholson, 1807 yılında Humphry Davy ve 1833 yılında Faraday'ın keşifleri ve, 1887 yılında Svante Arrhenius tarafından geliştirilen iyon teorisi, zamanımızın atom fiziğine temel teşkil etmişlerdir.

Elektroliz anlamı, tanımı:

Elektrik : Bu enerjinin gündelik hayatta kullanılan biçimi. Çarpıcılık, cazibe, canlılık. Bu enerjiden elde edilen aydınlanma. Fiziğin, bu enerji ile oluşan olaylarını inceleyen kolu. Maddenin elektron, pozitron, proton vb. parçacıklarının hareketleriyle ortaya çıkan enerji türü.

Akım : Akma işi. Sanatta, siyasette, düşünce hayatında ortaya çıkan yeni bir görüş, yöntem, hareket, cereyan, tarz. Hava, su vb. akışkan maddelerin veya elektrik yüklerinin belli bir yönde akışı, yer değiştirmesi, cereyan. Debi.

Etki : Bir etken veya bir sebebin sonucu, yardım. Bir kimse üzerinde bırakılan izlenim. Bir kimse veya nesnenin başka bir kişi veya şey üzerindeki gücü, tesir.

Kimyasal : Kimyaya ait, kimya ile ilgili, kimyevi.

Ortay : Bir uzayı, bir yüzeyi eşit iki parçaya bölen (düzlem, çizgi). Bir düzlem şeklin aynı yöndeki paralel bütün kirişlerini eşit parçalara bölen (çizgi).

 

Ayrışma : Moleküllerin, türlü etkenlerle geçici olarak daha yalın atom ve moleküllere bölünmesi, inhilal. Ayrışmak işi.

Yardım : Kendi gücünü ve imkânlarını başka birinin iyiliği için kullanma, muavenet. Bağış, iane. Etki. İşlerin daha etkin ve verimli olabilmesi için sağlanan katkı, destek. Bir ülkeye bağış veya ödünç olarak verilen para ve ihtiyaç maddeleri.

Sıvı : Bulunduğu kabın biçimini alabilen ve üstü yatay bir düzlem durumuna gelebilen akışkan cisim, mayi, likit.

Bileşik : Kimyasal tepkimeler sonucu iki veya daha çok elementten oluşan ve bunlardan bağımsız fiziksel, kimyasal nitelikler gösteren (madde). Birleşerek oluşmuş, basit olmayan, mürekkep. Ses ve görüntünün birlikte yer aldığı film parçası.

İşlem : Sayıları karşı karşıya getirip belirli birtakım kurallara uygun olarak birbiri üzerine etkilendirme yöntemi. Bir işi sonuçlandırmak için yapılmış olan iş veya uygulamaların hepsi, muamele, muamelat. Bir amaca ulaşmak için tutulan yol, prosedür. Ham veya ara malları ve maddeleri fiziksel, kimyasal değişikliklerle daha uygun, kullanılır duruma getirme, muamele. Nakit veya menkul değerleri kullanarak alım satım, takas, borçlanma vb. piyasa hareketi. Madde üzerinde her türlü değişim yapma işi, muamele.

Değişiklik : Değişik olma durumu. Amaca uygun biçime getirmek için yapılmış olan değiştirme, tadil. Bir bütünün bir bölümünün değişmesiyle ortaya çıkan yeni durum. Farklılık.

Elektroliz devresi : İki veya üç elektrotlu bir sistemde, çalışma elektrotu ve referans elektrot arasındaki potansiyelin ayarlanmasını sağlayan bir doğru akım kaynağı ve potansiyel bölücüsü.

Elektroliz hücresi : Elektroliz tepkimesi oluşturulan elektrokimyasal hücre.

Elektroliz kabı, voltametre voltaölçer : (kimya)

Elektroliz temizleği : Teneke yapımında, çelik şeritlerin, elektrolitik olarak temizlendikleri bölüm.

Diğer dillerde Elektroliz anlamı nedir?

İngilizce'de Elektroliz ne demek? : n. electrolysis

Fransızca'da Elektroliz : électrolyse [la]

Almanca'da Elektroliz : n. Elektrolyse

Rusça'da Elektroliz : n. электролиз (M)