Elo nedir, Elo ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Fransızca kökenli allô!: alo !.

Elo hakkında bilgiler

ELO bir sıralama, derecelendirme sistemidir. İsmini Arpad Elo'dan alır. Satranç ve Go gibi iki kişilik oyunlarda izafi yetenek düzeylerini ölçmek için kullanılır. Benzer bir amaçla, kimi çok oyunculu bilgisayar oyunlarında da kullanılmaktadır. Günümüze kadar en yüksek ELO'ya ulaşan kişi Magnus Carlsen'dir ve derecesi 2882'dir (Mayıs 2014 ELO listesinde). Türkiye'de ise ulusal düzeyde geçerli olan UKD (ulusal kuvvet derecesi) sistemi de ELO ile birlikte kullanılmaktadır.

Elo tanımı, anlamı

Derecelendirme : Derecelendirmek işi. Şirketlerin, taşınır değerlerinin ticari riskine, ülkelerin de siyasi risklerine göre güvenilirliğinin derecelendirme kuruluşları tarafından belirlenip sıralanması

Kullanılmak : Kullanma işine konu olmak.

Kullanılma : Kullanılmak işi.

Bilgisayar : Çok sayıda aritmetiksel veya mantıksal işlemlerden oluşan bir işi, önceden verilmiş bir programa göre yapıp sonuçlandıran elektronik araç, elektronik beyin.

Fransızca : Hint-Avrupa dillerinden, Fransa ve Fransız uygarlığını benimsemiş ülkelerde kullanılan dil. Bu dille yazılmış olan.

Birlikte : Bir arada, beraberce, hep beraber. Yanında, beraberinde. Beraber.

Sıralama : Sıralamak işi.

 

Bir sıra : Üst üste, ardı ardına. Sıra oluşturan.

Türkiye : Türkiye Cumhuriyeti’nin yer aldığı ülke. [Bakınız: tûrkiyâ].

Yetenek : Bir kimsenin bir şeyi anlama veya yapabilme niteliği, kabiliyet, istidat. Dışarıdan gelen etkiyi alabilme gücü. Bir duruma uyma konusunda organizmada bulunan ve doğuştan gelen güç, kapasite. Kişinin kalıtıma dayanan ve öğrenmesini çerçeveleyen sınır.

Geçerli : Yürürlükte olan, uygulanan, meri, muteber. Beğenilen, tutulan.

Satranç : İki kişi arasında altmış dört kareli bir tahta üzerinde değerleri ve adları değişik siyah ve beyaz on altışar taşla oynanan bir oyun.

Kişilik : Bir kimseye özgü belirgin özellik, manevi ve ruhsal niteliklerinin bütünü, şahsiyet. Bireyin toplumsal hayatı içinde edindiği alışkanlıkların ve davranışların bütünü. Herhangi bir kişi için, herhangi bir kişiye yetecek miktarda olan. Herhangi bir sayıda kişiden oluşan. Yabanlık. İnsanlara yakışacak durum ve davranış.

Kökenli : Asıllı. Belli bir kaynaktan çıkmış olan, bir kaynağa dayanan.

Fransız : Fransa'da yaşayan bir halk ve bu halkın soyundan olan kimse.

Ölçmek : En, boy, hacim, süre gibi nicelikleri kendi cinslerinden seçilmiş bir birimle karşılaştırıp kaç birim geldiklerini belirtmek. Aşırı olmamasına dikkat etmek, kontrol etmek.

Sistem : Düzen. Bir sonuç elde etmeye yarayan yöntemler düzeni. Model, tip. Dizge. Bir aracı oluşturan düzen, düzenek, tertibat. Yol, yöntem.

Ulusal : Millî.

Benzer : Nitelik, görünüş ve yapı bakımından bir başkasına benzeyen veya ona eş olan, benzeri, müşabih, mümasil. Benzeşim. Bazı önemsiz veya tehlikeli sahnelerde asıl oyuncunun yerine çıkan, yapı ve yüz bakımından bu oyuncuyu andıran kimse, dublör.

 

Kuvvet : Fiziksel güç, takat. Güç. Bir ülkenin silahlı gücü. Dayanıklı olma durumu. Yetke, erk, nüfuz. Bir niceliğin kendisi ile çarpılarak yükseltildiği derecelerden her biri: 2x2x2=23 denkleminde, 3 sayısı 2'nin kuvvetini gösterir. Şiddet, zor, cebir. Durgunluğu harekete veya hareketi durgun bir duruma çeviren etken, direnci kıran veya direnç doğuran özellik.

Diğer dillerde Elmenlik anlamı nedir?

İngilizce'de Elmenlik ne demek ? : tenure