Ferek nedir, Ferek ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Asma çubuklarını bağlamak için dibine dikilen kuru ağaç, herek.

Üzüm verecek hale gelmiş bağ çubuğu.

Dam üzerine atılan ağaç.

Tazı ile köpeğin birleşmesinden doğan bir cins av köpeği.

Ferek anlamı, kısaca tanımı

Fere : Civcivlikten çıkıp, yenilebilecek hale gelmiş tavuk. Yetişkin piliç

Bağ çubuğu : Asma fidesi.

Av köpeği : Tazı, kopoy, zağar vb. ava yardımcılık etmeye alıştırılmış köpek.

Bağlamak : Bir şeyi bir yere veya bir şeye tutturmak. Birinde bir şeye karşı ilgi, istek uyandırarak o şeye ilgi, yakınlık duymasını sağlamak. Düğümlemek. Uyulması zorunlu olmak. Eklemek, bir araya getirmek, birleştirmek. Başka bir işle uğraşamaz durumda olmak. Anlaşma yapmak. Sona erdirmek, bitirmek, tamamlamak. Gönlünü kazanmak. Geçişi engellemek. Büyü, muska vb.nin aracılığıyla birinin birtakım isteklerini veya yetkinliğini engellemek, yok etmek. Birini söz veya yazı ile bağlamak, taahhüt etmek, angaje etmek. Yaraya ilaç koyup bezle sarmak. Bütün ilgisini bir yerde yoğunlaştırmak. Denk yapmak, paket yapmak.

Birleşme : Birleşmek işi.

Bağlama : Bağlamak işi. Yapılarda duvarları birbirine bağlayan kiriş, putrel vb. Üç çift telli olan ve mızrapla çalınan bir saz. Ulama.

 

Verecek : Birine verilmesi gereken para, borç, alacak karşıtı.

Üzerine : Üstüne. -den daha üstün. -den dolayı. -den sonra. Hakkında.

Bağlam : Deste. Bir dil birimini çevreleyen, ondan önce veya sonra gelen, birçok durumda söz konusu birimi etkileyen, onun anlamını, değerini belirleyen birim veya birimler bütünü, kontekst. Herhangi bir olguda olaylar, durumlar, ilişkiler örgüsü veya bağlantısı, kontekst. Bent.

Atılan : Çavlan, şelâle. Çağlayan, şelale.

Çubuk : Körpe dal. Tütün içmek için kullanılan uzun ağızlık. Ankara iline bağlı ilçelerden biri. Değnek biçiminde ince, uzun ve sert olan şey. Ana direkler üzerine sürülen ikinci ve üçüncü direk parçası. Kumaşta düz çizgi.

Herek : Asma, fasulye vb. sarılgan bitkilerin tutunması için yanlarına dikilen sırık, ispalya.

Doğan : Kartalgillerden, sırtı kül rengi ve enine çizgili, küçük kuş, fare vb. ile beslenen ve alıştırılarak kuş avında kullanılan yırtıcı bir kuş (Falco peregrinus).

Üzeri : Bir şeyin yukarı, göğe doğru olan yanı. Bazı tamlamalarda zaman bildiren bir söz. Vücut, beden. Artan, geriye kalan bölüm. Bir şeyin dış yüzü, yüzey.

Birle : Zaman anlamına gelip fiillerin sonunda takı gibi kullanılır: Babam geldiği birle ağabeyim sigarayı atar. İle.

Dikil : Horoz. Alık.

Bağla : Buğday ve arpanın içinde bulunan burçak, mercimek şeklinde siyah tanecikler. Bakla yaprağına benzeyen ve pişirilip yenilen bir bitki. Fasulye. Değirmen çarkını firenleyen ağaç. Su bendi tıkacı. Ufak göl. Akarsuların seviyesini yükseltmek, suları toplamak veya başka yöne çevirmek için yapılan bent. Duvarların arasına yatay olarak konulan ağaç. Çoban köpeklerinin boynuna takılan, üzerinde sivri dişler bulunan demir halka. (Adalıkuzu, Hacılar Güdül Ankara) (bakla) : (Akbaş Güdül Ankara).

 

Here : [Bakınız: hıra]. Küçük kardeş. Sincap. Midye, istiridye gibi deniz hayvanlarını avlamakta kullanılan, beş parmak biçiminde bir çeşit çengelli olta. Herkes : Here bir yana gitti, sözümü tutmadilar. Küçük (çocuk için).

Üzer : Kaymak, süt, yoğurt yüzü. Ürem, faiz. Değiş tokuş sırasında üste alınan para. Can sıkıcı. Üst. Kaymak. Faiz. Can sıkıcı, üzücü.

Üzüm : Asmanın taze veya kuru olarak yenilen ve salkım durumunda bulunan meyvesi.

Diğer dillerde Ferdi seleksiyon anlamı nedir?

İngilizce'de Ferdi seleksiyon ne demek ? : individual selection